Antalya’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları; Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’nı (COP31) öncesi beklentilerini ve önerilerini düzenledikleri bir basın toplantısı ile paylaştı.
ANTALYA VE TÜRKİYE İÇİN TARİHİ BİR FIRSAT
Toplantının Antalya’nın ve ülkemizin geleceğini şekillendirecek tarihi bir fırsat olarak kabul ettiklerini belirten Sivil toplum Platformu, 25 Şubat 2026 tarihinde ANSİAD ev sahipliğinde bir araya gelerek belirledikleri ortak iradelerini, temel beklentilerini ve üstlendikleri sorumluluk bilincini kamuoyuyla paylaştı.

STRATEJİK DÖNÜŞÜM SÜRECİ OLABİLİR
Orak basın açıklamasını okuyan ANSİAD İklim değişikliği ve Çevre Çalışma Grubu Masası Başkanı Cem Arüv, COP31’in Antalya’nın geleceğini şekillendirecek stratejik dönüşüm süreci olduğunu belirterek, “COP31’in Antalya’da düzenlenecek olması, kentimizi küresel ölçekte iklim diplomasisinin merkezlerinden biri haline getirecektir. Ancak bu organizasyonun değeri, yalnızca birkaç haftalık bir etkinlik olarak değerlendirilmemelidir” şeklinde konuştu.
BU FIRSAT KALICI KAZANIMLARA DÖNÜŞTÜRELİM
COP31’in, Antalya’nın iklim direncini artırma, yeşil dönüşümünü hızlandırma, altyapı ve şehircilik kalitesini yükseltme ve sürdürülebilir turizm ve ekonomi modeline geçişini güçlendirme için eşsiz bir fırsat olacağını belirten Cem Arüv, “Bu fırsatın kalıcı kazanımlara dönüşebilmesi için merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, özel sektör ve sivil toplumun birlikte hareket etmesi kıymetlidir. Antalya bu sayede kalıcı ve örnek bir yönetişim modeline sahip olabilir” şeklinde konuştu.

SİVİL TOPLUM PAYDAŞ OLMAYA HAZIR
Sivil toplum kuruluşlarının sürecin aktif paydaşı olması gerektiğini belirten Cem Arüv, şunları söyledi: “İklim değişikliği tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Bu nedenle, Antalya’daki ve Batı Akdeniz bölgesindeki sivil toplum kuruluşlarının COP31 hazırlık sürecine aktif ve kurumsal olarak dahil edilmesi, COP31 sırasında gerçekleştirilecek yan etkinliklerde yerel sivil toplumun temsil edilmesi ve kentin sorunlarını ve çözüm önerilerini uluslararası platformlara taşıyacak yerel bilgi ve deneyimin görünür kılınması büyük önem taşıyor. Sivil toplum, bu süreçte çözüm üreten, katkı sağlayan ve sorumluluk üstlenen bir paydaş olarak yer almaya hazır” ifadelerini kullandı.

4 ANA BAŞLIKTA YAPILMASI GEREKENLER
Antalya’nın organizasyon kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Cem Arüv, açıklamasını şöyle sürdürdü: “COP31’in başarıyla yürütülebilmesi için kentte kapsamlı bir hazırlık süreci yürütülmesi gerekiyor. Bu çerçevede sivil toplum platformu olarak acil yapılması gerekenleri şöyle tespit ettik: Ulaşım ve trafik yönetimi: EXPO alanı ve şehir merkezi arasında yüksek kapasiteli ulaşım çözümleri, akıllı trafik yönetim sistemleri ve Toplu taşımanın güçlendirilmesi. Konaklama ve lojiktik: Uluslararası delegasyonlar için planlı konaklama kapasitesi, güvenli ve hızlı transfer sistemleri. Güvenlik ve afet hazırlığı: Kalabalık yönetim planları, sağlık ve acil müdahale altyapısı, olası aşırı hava olaylarına karşı hazırlık. Çevresel yönetim: Atık yönetimi ve sıfır atık uygulamaları, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izinin ölçülmesi ve azaltılması”.
İKLİM RİSKLERİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ
“COP31, küresel iklim gündeminin merkezinde yer alırken; Antalya’nın ve Batı Akdeniz Bölgesi’nin maruz kaldığı çevresel risklerin uluslararası kamuoyuna aktarılmasında kritik bir stratejik platform görevi görecektir” diyen Arüv, “Batı Akdeniz Bölgesi için başlıca iklim riskleri şunlardır: Su kaynaklarında azalma ve kuraklık, Hava olaylarının yarattığı riskler. Kıyı erozyonu ve deniz seviyesi yükselmesi. Tarım alanlarının ve gıda güvenliğinin risk altına girmesi. Turizm sektörünün iklim hassasiyetinin artması. Orman yangınlarında artır. Hızlı ve plansız kentleşmenin yarattığı ekolojik tahribat Bu risklere karşı bilim temelli, uzun vadeli ve entegre bir iklim uyum planı hazırlanması artık bir tercih değil, zorunluluktur” görüşlerine yer verdi.

KALICI İZLEME VE UYGULAMA MEKANİZMASI KURULMALI
COP31’in Antalya için bir vizyon projeye dönüşmesi gerektiğini belirten Cem Arüv, şöyle devam etti: “Antalya için uzun vadeli Net Sıfır Yol Haritası hazırlanmalı, COP31 sonrasında da devam edecek kalıcı izleme ve uygulama mekanizmaları kurulmalı, Merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, özel sektör ve sivil toplumun yer aldığı çok paydaęlı bir iklim platformu oluşturulmalıdır” şeklinde konuştu.

HAZIRLIK SÜRECİNE DAHİL OLMA TALEP EDİLDİ
“COP31 Sivil Platformu olarak, COP31’in ülkemiz, Batı Akdeniz Bölgemiz ve kentimiz için önemli bir fırsat olduğunu destekliyoruz” diyen Cem Arüv, açıklamasına şöyle devam etti: “Bu sürece bilgi, deneyim ve kurumsal kapasitemizle katkı sunmaya hazır olduğumuzu beyan ediyoruz. Sivil toplumun hazırlık sürecine kurumsal olarak dahil edilmesini talep ediyoruz. COP31’in kalıcı çevresel, ekonomik ve sosyal kazanımlara dönüşmesi için gerekli planlama ve yatırımların hızla hayata geçirilmesini bekliyoruz. Aynı zamanda; Antalya’nın iklim risklerine dikkat çekiyor. Bilim temelli, katılımcı ve şeffaf bir yönetim anlayışının benimsenmesini. Kentimizin sürdürülebilir ve dirençli bir geleceğe hazırlanmasını talep ediyoruz”.
ANTALYA REFERANS ALINAN BİR DÜNYA KENTİ OLABİLİR
İklim değişikliğinin, uzak bir gelecek senaryosu olmaktan çıkıp temel bir kalkınma ve güvenlik meselesi haline geldiğini hatırlatan Arüv, konuşmasını şöyle tamamladı: “Turizm, tarım, doğal ve kültürel kaynakların merkezi olan Antalya için bu tablo, hayati bir beka mücadelesini ifade etmektedir. COP31, Antalya için bir vitrin değil; bir dönüm noktası olmalıdır. Bugün atılacak stratejik adımlar; Antalya’yı güçlü turizm kimliğinin ötesine taşıyarak, iklim uyumu, yeşil ekonomi ve sürdürülebilir şehircilikte küresel ölçekte referans alınan bir dünya kentine dönüştürecektir. Antalya sivil toplum kuruluşları olarak, bu dönüşümün sorumluluğunu paylaşmaya ve ortak akılla çalışmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.




