Antalya'da Kaş'tan Gazipaşa'ya uzanan kıyı şeridinde deniz suyu kalitesi yeniden tartışmaları beraberinde getirdi. Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi eski Başkanı Cem Arüv, mikroplastikler ve katı atıkların yanı sıra atık su deşarjlarının da kıyı ekosistemi açısından ciddi bir sorun oluşturduğuna dikkat çekti. Denizdeki renk değişiminin atık su deşarjları ve suya gereğinden fazla azotlu bileşik karışmasıyla ilişkili olduğunu savuna Arüv, denizlerin su kalitesi ve katı atıklar bakımından etkin biçimde yönetilmesi gerektiğini vurgularken yaşanan kirlilik ekosistemin yanı sıra sağlık sorunlarına neden olduğunu savundu.

“RENK DEĞİŞİKLİĞİ BÜYÜK İHTİMALLE ATIK SU DEŞARJLARINDAN KAYNAKLANIYOR”
Antalya’da kıyı yönetiminde bir sorunun yaşandığını dile getiren Arüv; denizlerdeki renk değişime değinerek, “Sadece mikroplastik atıklar açısından değil. Denizdeki renk değişikliği de söz konusu bunu kimse yüksek sesle dile getirilmiyor. Denizdeki renk değişikliğinin sebebi çok büyük bir ihtimalle atık su deşarjlarından kaynaklanıyor. Siyano bakterilerden kaynaklanıyor, suya gereğinden fazla azotlu bileşiklerin verilmesinden kaynaklanıyor. Önce açık mavi hali alır, Turkuaz mavisine döner renk ardından acı yeşile dönüşür yosunlaşır. Kıyılar kullanamaz hale gelir ve planktonlar ürer. Buranın yönetilmesi gerekiyor” dedi.

DENİZDEKİ KİRLİLİK İNSAN SAĞLINI RİSKE SOKABİLİR
Denizlerin su kalitesi, katı atıklar ve kirlilik açısından yönetilmesi gerektiğini ifade eden Arüv, önlem alınmaması durumunda insan sağlığı açısından risk oluştura bileceğini ileri sürerek, “Atık su deşarjlarına hiçbir şekilde müsaade edilmemesi gerekir. Deniz suyu sıcaklığı 30 derecelerde. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği uyarınca buraya bir su deşarj edemezsiniz Denize 30 derecenin üzerindeki suyu deşarj edemezsiniz. Deniz suyu sıcaklığı zaten 30 derece. Bu ne anlama geliyor? Suya vermiş olduğunuz her türlü organik madde çok hızlı bir şekilde ayrışacak anlamına geliyor. Ayrışan organik madde fitoplanktonların, bakteriyel sistemlerin ve koliform bakterilerin çok hızlı bir şekilde üremesine neden olacak. Bu durum, insan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturacak, patojenlerin çoğalmasına yol açacak. İshalden kurtulamıyor toplum. Çok ciddi anlamda bir ishal salgını var. Sebeplerinden bir tanesi de denizlerin bu şekilde kullanılması” ifadelerini kullandı.

“ARMUDUN SAPIYLA, ÜZÜMÜN ÇÖPÜYLE UĞRAŞMAKTAN GEREKLİ TEDBİRLERİ ALMIYORUZ”
Yaşanan sorunlarla ilgi pek çok kez uyarıda bulunduğunu dile getiren Arüv, “Bunları yüksek sesle sezon öncesinde, kış, yaz ve bahar aylarında söylüyoruz. Kim yapacak bunları? Kim kontrol altına alacak? İsyan ediyorum. Armudun sapıyla, üzümün çöpüyle uğraşmaktan asli konularımızla ilgili gerekli tedbirleri almıyoruz. Ben tüm ilgilileri göreve davet ediyorum. Böyle bir durum olamaz.

Denizler bir alıcı ortam olarak kullanılamaz. Kaldı ki bu deniz, Antalya'nın her şeyi. Bu denizi kaybedersek Antalya diye bir şehir de yok, Mersin diye bir şehir de yok, Adana diye bir şehir de yok, Hatay diye bir şehir de yok, Muğla diye bir şehir de yok. Gereken hassasiyeti göstermek durumundayız” ifadelerini kullandı.





