Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi COP31'in 9-21 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenmesi beklenirken, zirveye paralel gerçekleştirilecek Halkların İklim Zirvesi'nin hazırlıkları da gündemdeki yerini koruyor. Türkiye Ormancılar Derneği Batı Akdeniz Şubesi'nde düzenlenen "COP31'in Ötesinde: Halkların İklim Zirvesi'ni Konuşuyoruz" başlıklı etkinlikte, resmî müzakerelerin dışında kalan toplumsal kesimlerin iklim krizine ilişkin talepleri ve çözüm önerileri değerlendirildi. Çiğdem Özbaş ve Erol Malçok'un konuşmacı olduğu buluşmada, iklim adaleti mücadelesinin yerel direnişler ve uluslararası dayanışmayla güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

HALKLARIN SESİ DUYULMALI
Etkinlikte COP31'in kapsamı ve iklim politikalarına yönelik eleştiriler ele alındı. Çiğdem Özbaş ve Erol Malçok; ülkelerin fosil yakıtlardan çıkış gibi konulardaki taahhütlerinin bağlayıcılığı, zirve alanlarına erişim koşulları ve iklim politikalarıyla çevresel uygulamalar arasındaki ilişkiler üzerinde durdu. Tarım alanlarının kullanımı, karbon ayak izi ve fosil yakıt yatırımları da tartışılan başlıklar arasında yer aldı.

Halkların İklim Zirvesi'nin, resmî müzakerelerde yeterince temsil edilemeyen yoksulların, çiftçilerin, işçilerin, kadınların ve yerel çevre mücadelelerinin sesini duyurmayı amaçladığı belirtildi. Devletlerden ve fosil yakıt şirketlerinden bağımsız bir platform oluşturulmasının önemine dikkat çekildi.

HALKLARIN İKLİM ZİRVESİ 14-18 KASIM'DA
Paylaşılan programa göre Halkların İklim Zirvesi, 14-18 Kasım tarihleri arasında Antalya'daki Mimar Sinan Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Programın ilk gününde, Aydın Kanza Parkı'ndan Cumhuriyet Meydanı'na yürüyüş ve miting düzenlenmesi; akşam saatlerinde ise kültür-sanat etkinliklerinin yapılması planlanıyor.
15 Kasım'da, "Ekolojik Yıkıma Karşı Doğanın Hakları" başlığı altında forumlar düzenlenecek ve yerel mücadele deneyimleri ele alınacak. 16 Kasım'da fosil yakıtlardan çıkış ve enerji demokrasisi tartışılacak; adil geçiş sürecinde işçilerin haklarının nasıl korunabileceği değerlendirilecek. 17 Kasım'da ise demokrasi, antimilitarizm ve barış konuları; savaş ekonomilerinin iklim krizi ile ilişkisi üzerinden ele alınacak. 18 Kasım'da da ekolojik tarım, gıda sistemleri ve ekolojik toplum üzerine toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

YEREL MÜCADELELERİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Etkinlikte Antalya'daki çevre mücadelelerinden örnekler de gündeme geldi. Erol Malçok; Phaselis, Doyran HES ve Ulupınar'da asırlık çınarların kesilmesinin engellenmesine yönelik mücadeleleri, yerel dayanışmanın sonuç alabileceğini gösteren örnekler olarak aktardı.

İklim kriziyle mücadelenin yalnızca uluslararası toplantılarla sınırlı kalmaması gerektiği belirtilirken, bireylerin sosyal medya desteği, çevrimiçi lojistik yardım ve gönüllülük gibi farklı yollarla sürece katkı sunabileceği ifade edildi. Halkların İklim Zirvesi kapsamında katılımcılar için uygun fiyatlı ve ücretsiz konaklama olanakları oluşturulması ve gönüllü desteği sağlanması da planlanan çalışmalar arasında yer aldı.

Etkinlikte öne çıkan değerlendirmelerde, iklim krizine karşı adil ve kalıcı çözümler geliştirilmesi için doğanın haklarının korunması, toplumsal katılımın artırılması ve yerel mücadelelerle uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.





