Antalya’nın Korktueli İlçesi’nde açılmasına izin verilen kömür ocağı bölge halkını ayağa kaldırdı. Antalya Beşkonaklılar Birlik ve Beraberlik Derneği Başkanı Hakan Halim Okudan verilen izne tepki göstererek, şu sözlere yer verdi; “Bugün burada sadece bir açıklama yapmak için değil, bir vicdanı, bir geleceği ve bir yaşam hakkını savunmak için toplandık. Korkuteli Dereköy Yaylası; yalnızca bir coğrafya değildir. Bu topraklar 17 köyün tarımını besleyen, içme suyu kaynaklarını barındıran, doğasıyla, üretimiyle ve yaşamıyla bir bütündür.

BÖLGE HALKI RAZI DEĞIL
Daha önce hemşehrilerimizle birlikte verdiğimiz haklı mücadele sonucunda iptal ettirilen kömür ocağı girişiminin, alan daraltılarak yeniden gündeme getirilmesini kabul etmiyoruz! Kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna; su kaynaklarımızın kirletilmesine, tarım arazilerimizin yok edilmesine, doğal yaşamın geri dönülmez şekilde tahrip edilmesine razı değiliz. Unutulmamalıdır ki; su yoksa hayat yoktur. Toprak yoksa üretim yoktur. Doğa yoksa gelecek yoktur. Bugün burada verdiğimiz mesaj nettir: Bu mücadele sadece Dereköy’ün değil, Antalya’nın, Torosların ve geleceğimizin mücadelesidir.

PROJE DOSYASINI ANLATTI
Proje dosyasında belirtiliyor; Tüm bu açık ocak işletmeciliği faaliyetleri dâhilindeki işlemler fiziksel olarak alandaki topoğrafya üzerinde değişikliğe sebebiyet verecektir. Peki sorulmaz mı bu çed gerekli değildir veren ilgili kuruma çed yer yüzeyinin hangi kısımına veriliyor. Çed çevresel etki değerlendirme raporu değil midir, Bu raporun verilmesindeki amaç planlanan projenin çevreye fiziksel ve diğer etmenlerce çevreye vereceği zararı önlemek değil midir? Çevre ve şehircilik bakanlığımıza Korkuteli Dereköy yaylamızdan sesleniyorum. Aslına amacına hizmet etmeyen bu çed kararı iptal edilmelidir. Bu kadar trajikomik olmayın. Yarın kömürün suyunu mu içeceğiz, taş mı yiyeceğiz. Savaş kapıda, Coğrafyamız ateş çemberi içerisinde.

Kendi kendini besleyemeyen, kendi kendine yetemeyen ülkeler yok olmaya mahkumdurlar. Yüce yaradan öyle bir coğrafyada yaşamak nasip etmiş ve bahşetmiş ki bizlere sadece yer altı zenginlikleriyle değil sonsuz bacasız sanayi denilebilecek yer yüzünün yüzeyinin yüce kitapta bahsettiği ırmak nehir çiçek kuş doğa betimlemesi olan cennet köşesiyle ödüllendirmiş. Ben de bir köylü kırsal çocuğuyum. Bu dağların, bu ovaların bu coğrafyanın ne demek olduğunu ve bizler için ne anlam ifade ettiğini ve bizlere ne kadar büyük bir anlam, mana ve sorumluluk yüklediğini bildiğim için 4 yıl önce olduğu gibi bugünde buradayım.

4 YIL ÇALIŞMA YAPILACAK
Toplam çed alanı 40,69 ha olarak hesaplanmıştır projede. Ne kadar büyük bir hektar anlaşılıyor değil mi? 400 dönüm arazi de 4 yıl çalışma yapacaklar. Bu demek oluyor ki nerede o eski dereköy yaylası nerede eski su kaynaklarımız nerede o eski toprağımızın verimliliği diyeceksiniz. Ayrıca Madencilik teknikleri ve jeolojik yapıya bağlı olarak, kömür ocakları 100-150 metreden (deniz altı dahil) başlayıp, 1500 metre derinliğe kadar ulaşabilmektedir. Burada ne kadar derinliğe inilecek bilemeyiz. Ve Kömür ocaklarında yoğun su kullanımı olacaktır. Kömür tozuyla mücadele, ekipmanların soğutulması ve tozun bastırılması için aktif olarak kullanılacak. Peki size soruyorum 17 köyü ve Korkuteli barajını besleyen aynı zamanda tarım toprakları ve içme suyu ihtiyacımızı karşılayan su kaynaklarının bulunduğu bu lokasyonda bu maden iznin verilmesi sonucu bizi neler bekliyor farkında mıyız?

HALK SESSİZ KALMADI
Korkuteli barajı diyoruz evet bunu biz demiyoruz devlet su işlerinin izin aşamasındaki rapora düştüğü ibaredir. Devam ediyorum ; dsi diyor ki faaliyet sahibi tarafından yukarıda belirtilen şartlara uyulacak, ocak işletme sürecinde oluşabilecek olumsuzluklarda, "Yüzeysel sular, yeraltı suları ile kaynak sularının olumsuz etkilenmesi ve su noktalarının kalitesinde herhangi bir bozulma tespit edilmesi halinde" DSİ’ce istenebilecek ocak durdurma ve kapatma talebini kabul edecektir. Madem bu kadar risk var niye izin veriyorsunuz. Niye bu memleketin suyuyla, toprağıyla ve geleceğiyle oynuyorsunuz?

Türkiye, artan nüfus, iklim değişikliği ve su kaynaklarının yanlış yönetimi nedeniyle ciddi bir su stresi/kıtlığı riskiyle karşı karşıyadır. Dünya kaynakları verilerine göre 2030-2040 yılları arasında Türkiye su kıtlığı yaşayacak ülkeler arasında.Açıkça ifade ediyoruz: Dereköy’de kömür ocağı istenmiyor! Dün nasıl dimdik durduysak, bugün de aynı kararlılıkla buradayız. Hemşehrilerimizi asla yalnız bırakmayacağız. Yetkililere çağrımızdır: Karar verirken sadece bugünü değil, yarını düşünün. Millet unutsa tarih unutmaz.

Telafisi mümkün olmayan zararların altına imza atmayın. Değerli hemşehrilerimiz bir başka bir Türkiye bir başka Antalya bir başka Korkuteli Dereköy yok. O yüzden Planlı yatırım, Planlı üretim ve planlı destekleme diyoruz. Bizler Torosların evlatlarıyız. Biz sadece topraklarda yaşamıyoruz, aynı zamanda sahipte çıkıyoruz. O yüzden Dereköy halkı kadınıyla erkeğiyle yaşlısıyla ve genciyle buradadır ve Dereköy sahipsiz değildir.”




