Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in tutuklanması ile sona eren yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında tutuklanıp tahliye edilen isimlerden F.S.’nin, cezaevinde tutukluyken avukat F.D.’nin tahliye olması karşılığı ailesinden önce 500, ardından 400 bin Euro istemesi gündemden düşmüyor.
HABİB AKHAN’DAN İLGİNÇ YAKLAŞIM
Ailenin şikayetçi olması üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Adalet Bakanlığı’ndan söz konusu avukat için soruşturma izni istemesi geçtiğimiz hafta gündeme gelmişti. Adalet Bakanlığı’nda onay aşamasında olan olay ile ilgili AK Parti kurucu il başkanı Habib Akhan ilginç açıklamalarda bulundu.

AVUKAT GARANTİ VEREMEZ
Bir avukatın, tutuklu bulunan kişinin ailesine “Ankara’da yakınlarım var, kısa sürede çıkarırım” diyerek tahliye için önce 500 bin, ardından 400 bin Euro daha istediğinin ileri sürüldüğünü belirten Habib Akhan, iddianın doğruluğu konusunda yargının karar vereceğini belirterek, “İddianın kendisi bile avukatlık mesleği açısından ürkütücüdür. Avukat, beyaz eşya satıcısı değildir; garanti belgesi veremez” görüşlerine yer verdi.

AVUKATIN YAPTIĞI, MESLEĞİN TAMAMINA MAL EDİLİYOR
“Kararı avukat değil hakim verir” diyen Akhan, “Üstelik hakimin verdiği karar dahi her zaman nihai değildir. İstinafta kaldırılabilir, temyizde bozulabilir. Hal böyleyken bir avukatın ‘bağlantılarımla tahliye ettiririm’ diyerek yüz binlerce Euro istediği iddiası, yalnızca o avukatla sınırlı bir mesele değildir. Avukatlık mesleğinin itibarına en büyük zararı bazen dışarıdan yöneltilen eleştiriler değil, mesleğin içinden çıkan bu tür davranışlar veriyor. Sayıları az olsa bile etkileri büyük oluyor. Çünkü bir avukatın yaptığı, kamuoyunda çoğu zaman yalnızca o kişiye değil mesleğin tamamına mal ediliyor” görüşlerine yer verdi.

HUKUK BİLGİSİ Mİ, İLİŞKİLER Mİ ÖN PLANDA?
Böyle olaylar arttıkça vatandaşın avukatın hukuk bilgisine değil kimi tanıdığına, mesleki yetkinliğine değil hangi kapıyı açabildiğine bakmaya başladığını belirten AK Parti Kurucu İl Başkanı Habib Akhan, şunları söyledi: “Daha kötüsü, adliyede hukuk değil, ilişki işliyor, iyi avukat hukuku iyi bilen değil, adamı olanmış algısı güçleniyor. Bir avukatın değerinin hukuki bilgisiyle değil; hakim, savcı veya siyasi-idari makamlarla kurduğu varsayılan ilişkilerle ölçülmeye başlanması, vatandaşın yalnız avukata değil, yargının işleyişine duyduğu güveni de aşındırıyor. Müvekkilin avukatına sorduğu soru ‘Hukuken durumum nedir?’ olmaktan çıkıp ‘Bu işi çözecek kimi tanıyorsunuz?’ haline geliyor. Avukatlık mesleğinin koruması gereken itibar, tam olarak bu iki soru arasındaki farkta yatıyor”.





