Akdeniz Üniversitesi, Antalya’yı tarım teknolojileri ve inovasyon alanında bölgesel bir merkez hâline getirmeyi amaçlayan Antalya Tarım Teknokenti Projesini kamuoyuna tanıttı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda ise projenin amacı ve yol haritası kamuoyu ile paylaşıldı. Proje kapsamında Antalya tarımına sağlayacağı katkılar hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Özkan dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
“TEKNOKENT ARAZİSİ TARIMA VE BİLİME KAZANDIRILDI”
“Aksu’daki arazimiz “Tarımsal Teknokent” olarak planlandı” diyen Prof. Dr. Özkan, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle alınan bu karar bizim için çok umut vericiydi. Çünkü burada mevcut teknolojik altyapımız var. Arazi yaklaşık bin 100 dönüm büyüklüğünde, sulak ve verimli bir alan. Expo’nun hemen yanında, Batı tarafında yer alıyor. Biz de “nasıl tarıma kazandırabiliriz, tarımda teknolojiyi nasıl geliştirebiliriz” sorularına odaklandık. Tarımda susuz üretim, inovatif yöntemler ve bilimsel araştırmalar için bu alanın çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Ziraat Fakültemizle birlikte burada projeler geliştirmeyi planlıyoruz. Bunu sahiplenip tarıma kazandıracak. Bu anlamda teknokent; üniversiteyi, bilimi, sahayı ve özel sektörü birleştiren muhteşem bir alan olacak. Eğer teknokent ilan edilmeseydi, TOKİ tarafından alınacaktı. Bu karar sayesinde arazi tarıma ve bilime kazandırıldı” diye konuştu.

“AR-GE YAPACAK OLAN ŞİRKETLERE İZİN VERİLECEK”
Projeye kapsamında alanda laboratuvarlar, ofis alanları, deneme sahaları, bitki gen bankası gibi önemli merkezler kurulacağını ifade eden Prof. Özkan, “Amacımız sadece tarım yapmak değil; susuz tarım ve sürdürülebilir üretim yöntemlerini geliştirmek. Çünkü 10 yıl önce kolayca su bulunurken, bugün aynı kaynaklardan su bulmak çok zor. Bu nedenle susuz tarım projeleri kritik öneme sahip. Firmalara kriterler getirilecek; yalnızca Ar-Ge yapacak olan şirketlere izin verilecek. İlerleyen aşamalarda uluslararası tarım projeleri ve fuarları da düzenlenebilir. Ayrıca sosyal tesisler ve inovasyon merkezleri de planlanıyor. Bu proje Antalya’ya, bilime, tarıma ve üniversiteye büyük katkı sağlayacak. Bugün belki tam anlaşılmasa da, on yıl sonra değerinin çok daha iyi kavranacağına inanıyoruz. İyi niyetle yola çıktık ve özel bir proje ortaya koyduğumuzu düşünüyoruz” dedi.

“PROJE ANTALYA VE TÜRKİYE PROJESİDİR”
Antalya Teknokent Genel Müdürü ve TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz ise projenin EXPO 2016 arazisinin güneyinde yer alacağını ifade ederek, arazinin Akdeniz Üniversitesi’ne 1998 yılında tahsis edildiğini aktardı.2004 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından TGB-3 alanı olarak onaylandığını ifade den Dr. Yavuz, 2012 yılında yapılan altyapı çalışmaları sırasında bataklık olması nedeniyle arazinin kullanılamadığını ve Bakanlığa iade edildiğini hatırlattı. Dr. Yavuz, “Biz göreve geldikten sonra bu alanın değerlendirilebileceğini düşündük. Rektör Özlenen Özkan hocamızın döneminde bu süreci sahiplenmişti. 2020’den beri uğraşıyoruz. Ancak bürokrasi süreci 4 yıl sürdü. 2022 yılında Özlenen Özkan hocamızla birlikte Bakanlıktan ön onayı aldık. Mayıs 2022’de başlayan süreç, Resmî Gazete’de 13 Eylül 2025’te yayımlandı. Bu da sürecin ne kadar zor olduğunu ve istikrarla çalışılması gerektiğini gösteriyor. Bu proje sadece bir üniversite projesi değil; Antalya ve Türkiye projesidir” diye konuştu.
“ANTALYA’NIN TARIM VE TEKNOLOJİ ALANINDA LOKOMOTİFİ OLACAK”
Antalya’da teknokent, 22 yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en büyük ve en başarılı teknokentlerinden biri olduğunu ifade eden Dr. Yavuz, proje kapsamında 391 proje, 276 firma ve 2000’den fazla Ar-Ge çalışanı faaliyet yürüttüğünü, yüzde 5’ten fazla patent elde edilmiş, 182 milyon dolar Ar-Ge ihracatı yapıldığını dile getirdi. Dr. Yavuz, “Alan öncelikle tarım arazisi olarak planlandı. Burada tarım ve teknoloji odaklı projeler yapılacak. Yönetim ofisi, sergi ve fuar alanları, sosyal tesisler, bitki ıslahı ve gen bankası, tarımsal deneme alanları, Tarım İnovasyon Kuluçka Merkezi, Yapay Zekâ Destekli Akıllı Tarım Merkezi, Tarım Makinaları Tasarım ve Prototip Merkezi, Hidro-Biyoteknoloji ve Tarım Akademisi gibi birimler kurulacak. Ayrıca öğrenciler için staj koordinasyon merkezi ve konaklama alanları da projeye dahil edilecek. Bu proje, Antalya’nın tarım ve teknoloji alanında lokomotif bir merkez olmasını sağlayacak. Tarımda susuz üretim, akıllı tarım ve inovatif yöntemler geliştirilecek. Öğrenciler ve akademisyenler için daha verimli bir kullanım alanı oluşturulacak” dedi.

“15 YILLIK BİRİKİMİN SONUCU”
Türkiye’nin önde gelen firmalarının bile laboratuvarları akredite olmadığını vurgulayan Dr. Yavuz, Akredite olmadığı için maalesef bu ürünlerin yurt dışından ithal edilmesi gerekiyor. Bu anlamda proje önemli bir açığı kapatacak. 2010 yılında TÜBİTAK projesiyle Teknokent’e girişimci olarak adım attım ve 16 yıldır buradayım. Bu süreçte beş farklı yönetimin çalışmalarını gözlemledim. Elbette hatalarımız ve öngöremediğimiz noktalar oldu, ancak bugün gelinen seviye 15 yıllık birikimin sonucu. Burada öncelikle 4695 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında Ar-Ge yapan firmalara ve girişimcilere yer verilecektir. Yalnızca domates, biber, patlıcan üretimi yapan kişiler buradan yer alamaz. Çünkü bin 100 dekarlık alan büyük görünse de bölündüğünde sınırlı sayıda firmaya yer verilebilir. Bu nedenle kriterler titizlikle uygulanacak” dedi.
“ÜNİVERSİTEDEN HARCAMA ÇIKMAYACAK”
Bu proje ile Antalya’da tarım ve teknoloji alanında başka yerde olmayan bir merkez kurulacağını vurgulayan Dr. Yavuz, “Mersin Agropark örneği var ancak kapasitesi bunun yarısı kadar. Antalya’nın üniversite gücü, teknokent deneyimi ve dinamikleriyle bu proje kısa sürede başarıya ulaşacak. Böylece Antalya’ya ve ülkemize büyük bir değer kazandırılacak. 18 milyar liralık kazanç bugünkü teknokentlerin yıllık cirosudur. Teknokent firmalarının elde ettiği gelirden söz ediyoruz. Buradaki modelimiz devlet modeli olduğu için üniversitenin cebinden herhangi bir harcama çıkmayacak. Özellikle vurgulamak isterim: biz tahsis yapmıyoruz, burası tahsis alanı değil. Burası kiralama alanı. Arazi her zaman üniversiteye ait. Tapusu üniversiteye ait. Cumhurbaşkanı kararıyla bu alan süresiz şekilde üniversiteye tahsis edilmiştir. Ancak firmalara tahsis değil, kira yöntemi uygulanmaktadır. Bugüne kadar yaptığımız en uzun kiralama, 2022’de TUSAŞ Milli Muharip Uçak Kaan Ar-Ge Merkezi için yapılan 25 yıllık kiralamadır. Maksimum bu civarda kiralama yapılacaktır” dedi.

400 FİRMAYA KADAR KAPASİTE SAĞLANABİLECEK
Proje kapsamında kaç firmanın kabul edileceğinin henüz netleşmediğini ifade eden Dr. Yavuz, “30 bin metrekare ile 50 bin metrekare arasında firmalara yer verilmesi düşünülüyor. Bu kapsamda yüz firmaya kadar, kuluçka ve girişimcilik merkezleriyle birlikte toplamda 400 firmaya kadar kapasite sağlanabilecek. Altyapısı gelişmiş seralar da kullanılmaya devam edecek. Türkiye’nin en teknolojik seralarından biri olan alan, akademik çalışmalar için değerlendirilecek. Yıkılıp kaldırılmayacak, süreç tamamlanarak tarım teknolojisine kazandırılacak. Bu proje uzun süredir bekleniyordu. 6 aydır hazırlıkları sürüyordu. Tarım Teknokenti büyük ve tarihi bir proje. Günlük standart projeler gibi tanıtım yapılmadı, bu nedenle kamuoyunda az biliniyor. Ancak Bakanlığın desteğiyle altyapı ve ortak merkezlerin inşaatı yapılacak, geri kalan yatırımlar firmalar tarafından gerçekleştirilecek” ifadelerini kullandı.





