Türkiye genelinde 1 Eylül itibarıyla başlayan yeni adli yıl kapsamında Antalya’da tören düzenlendi. Antalya Barosu tarafından gerçekleştirilen programda, Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner ve baro yönetimi Antalya Adliyesi önündeki Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Çelenk sunumu öncesinde açıklamalarda bulunan Bozaner, yeni adli yıl, adalet sistemi ve savunma makamının karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin mesajlar verdi.

AĞIR ŞEKİLDE ZARAR VERİYOR

Antalya Barosu’nun 100 yıllık geçmişine dikkat çeken Bozaner, ülkedeki en önemli sorunlardan birinin adalete duyulan güvenin giderek zayıflaması olduğunu ifade etti. Yargı bağımsızlığının yalnızca hukukçuları değil, doğrudan yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini ilgilendirdiğini belirten Bozaner, aynı eylemler karşısında kişilere göre farklı hukuk uygulanmasının anayasal düzene ağır şekilde zarar verdiğini vurguladı.

Antalya Barosu Yeni Dönem Töreninde Krizleri Gözler Önüne Serdi (2)

AVUKATLAR DARBOĞAZDA

İfade özgürlüğü ve toplantı hakkından tutuklama uygulamalarına kadar birçok alanda yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken Bozaner, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da hukuk devleti açısından ciddi bir sorun olarak değerlendirdi. Ayrıca avukatlara yönelik baskılar, genç avukatların ekonomik darboğazı ve CMK kapsamında görev yapan avukatların düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalması da gündeme taşındı. Bozaner, Antalya’da iş mahkemelerinin Şehir Hastanesi bölgesine taşınması ile adalete erişimin zorlaşacağını da ifade ederek, özellikle işçiler ve iş kazası mağdurları gibi dezavantajlı kesimlerin bu durumdan olumsuz etkileneceğini belirtti.

Antalya Barosu Yeni Dönem Töreninde Krizleri Gözler Önüne Serdi (3)

YENİ DÖNEM MUHASEBE ZAMANIDIR

Bozaner, yeni adli yılda da kadınların, çocukların, işçilerin, doğanın ve kentin geleceğinin yanında olmaya devam edeceklerini ifade ederek, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini mesajını verdi. "Maalesef ülkemiz bu gibi ölümlerin çok kolayca ve çok sıklıkla karşılaştığı bir yer haline geldi" diyen Bozener, "Bu aynı zamanda liyakatsizliğin ve sürecin doğru yönetilememesinin net bir tezahürü olsa gerek. Umut ediyorum ki bu gibi kazaların veya “kaza” adı altında meydana gelen cinayetlerin ortaya çıkmadığı güzel günleri hep birlikte görürüz. Adli yılların başlangıcı yalnızca yargı takviminde yeni bir döneme girildiğini ilan ettiğimiz günler değildir. Biz hukukçular açısından bu günler; hukuk devletinin, insan haklarının, yargının, savunmanın ve adalet arayışının içinde bulunduğu durumu yeniden değerlendirmek, yapısal sorunları açıkça konuşmak ve geleceğe ilişkin sorumluluğumuzu yeniden hatırlatmak için bir muhasebe zamanıdır" dedi.

Antalya Barosu Yeni Dönem Töreninde Krizleri Gözler Önüne Serdi (4)

ANTALYA BAROSU'NDA TARİHİ İŞARET

Antalya Barosu açısından bu adli yıl başka bir tarihi duruma işaret ettiğini ifade eden Bozaner, "Meslektaşlarımızla birlikte uzun yıllara dayanan, kolektif ve kümeleşmiş bir emek sonucu oluşturduğumuz yeni yerimizde, yeni yuvamızda adli yıla merhaba dedik. Umarım bir asrı geride bırakmak hepiniz için büyük bir onur olur. Ancak kurumları büyük hale getiren sadece ardında bıraktığı yıllar değildir. Biz geçmişi yalnızca anacağımız bir yıl dönümü olarak değil, geleceğe taşıyacağımız değerler malzemesi olarak da görüyoruz. Çünkü kurumların gerçek değeri, kaç yıldır var olduklarından çok hangi ilkeleri ne ölçüde taşıyabildikleriyle belirlenir. Yüzyıllar boyunca farklı isimler, mekânlar, kanunlar, siyasi dönemler ve toplumsal koşullar değişti. Fakat savunmanın asli görevi hiçbir zaman değişmedi. Antalya Barosu her zaman insan onurunu, özgürlüğünü, cumhuriyetin temel ilke ve değerlerini hukukun güvencesi altında tutmak için amansız, kararlı bir mücadele verdi, veriyor, verecek. Bugün bize düşen bu mirası yalnızca korumak değil, yaşadığımız çağın sorunları karşısında yeniden çözümler üretmek ve gelecek kuşaklara olabildiğince en az sorunlu şekilde bırakabilmektir" diye konuştu.

Antalya Barosu Yeni Dönem Töreninde Krizleri Gözler Önüne Serdi (5)

"EN ÖNEMLİ MESELE ADALETE DUYULAN GÜVENSİZLİKTİR"

"Bu nedenle adli yıla girerken aynı zamanda hukuk devletinin, insan haklarının, yargının ve adaletin içinde bulunduğu duruma da şöyle bir bakmak zorundayız" diyen Bozaner konuşmasında şu sözlere yer verdi: "Ülkemizin şu an içinde bulunduğu en önemli meselelerden biri adaletle ilgili bir güven sorunu değil, artık açıkça adalete duyulan güvensizliktir. Bir yurttaşın düşüncesini açıklayabilmesi, barışçıl biçimde itiraz edebilmesi, özgürlüğünden keyfi biçimde mahrum bırakılmaması, demokratik iradesini serbestçe ortaya koyabilmesi ve hakkını arayabilmesi en sonunda bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığına bağlıdır. Bu nedenle yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılması yalnızca yargı teşkilatına düşen bir kurumsal sorun değil, doğrudan yurttaşların temel hak ve özgürlükleri ile ilgilidir. Bu sebeple adalet öncelikle bağımsız olduğuna toplumu bir defa inandırmak zorundadır. İnsanların bir mahkeme kararını henüz verilmeden, davanın taraflarına veya siyasi pozisyonlarına bakarak tahmin etmeye başladığı bir yerde yargıya ve hukuka olan güven yerle yeksan olmuş demektir. Yine aynı eyleme, aynı söze, aynı davranışa ilişkin kişilerin durumlarına, pozisyonlarına göre farklı hukuk uygulanıyorsa orada anayasal düzen ağır bir yara almış demektir.

Antalya Barosu Yeni Dönem Töreninde Krizleri Gözler Önüne Serdi (6)

“HUKUK YOK OLMAKTADIR”

Siyasi tercihlerin, idari baskıların, ekonomik güç ilişkilerinin ve toplumsal önyargıların yargı süreçlerine nüfuz ettirilmeye çalışıldığı her an hukuk biraz daha erimekte, hukuk biraz daha yok olmaktadır. İfade özgürlüğünden barışçıl toplantı hakkına, kişi özgürlüğü ve güvenliğinden demokratik temsil hakkına kadar pek çok alanda artık sürekli ve sistematik hale gelen hak ihlalleri yalnızca tek tek dosyalar üzerinden değerlendirilebilecek münferit hadiseler değil, devleti kuşatan ciddi ve temel bir sorun haline gelmiştir.

Antalya Barosu Yeni Dönem Töreninde Krizleri Gözler Önüne Serdi (1)-1

Bugün masumiyet ve lekelenmeme karinelerinin yok sayıldığı, tutuklama tedbirinin toplumdaki hak aramanın veya konuşmanın adeta başkalarına örnek ve cesaret teşkil etmesin diye engellenmeye çalışıldığı bir noktada; ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerle toplumsal eleştiri, talep ve beklentilerin ket vurulmaya çalışıldığını görüyoruz. Kadınların, çocukların, işçilerin, yoksulların, doğanın ve yaşam alanlarını savunan yurttaşların hak arayışları konusunda etkisiz, hantal, kulağının üzerine yatan yargı; eleştiren, konuşan, mizah yapan, itiraz eden insanlar söz konusu olduğunda ne kadar da hızlı, etkin ve bir anda harekete geçip caydırıcı unsurunu gözler önüne serebiliyor.”

Muhabir: ABDULREZZAK KILIÇ