Antalya’da 25 Eylül – 1 Ekim tarihleri arasında kutlanan İtfaiye Haftası, itfaiye teşkilatının araç ve ekipman yatırımlarının yanı sıra çalışanların sorunlarını da gündeme taşıdı. Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı filosuna Dünya Bankası kredisi ile 14 milyon euro değerinde 24 yeni araç dahil edilirken, Tüm-Belsen Antalya Şube Başkanı İlhan Karakurt itfaiye emekçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi çağrısında bulundu. Karakurt, itfaiyeciliğin teknik meslek sınıfına alınması gerektiğini savunarak; iş riski ve tazminat, yıpranma payı, çalışma saatleri, yıllık izinler, araçların bakımı ve personelin sağlık kontrolleri gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlar bulunduğunu ifade etti.

İTFAİYE TEKNİK MESLEK SINIFI OLMALI
Tüm Bel-Sen Antalya Şubesi Başkanı İlhan Karakurt şu sözlere yer verdi;
“Bugün itfaiye haftası başladı. 1714 yılında Osmanlı da kurulan itfaiye teşkilatı 25 Ekim 1923 de Belediyelere devredildi. Aradan 103 yıl geçmesine rağmen İtfaiyecilik mesleğinin en temel sorunları çözülmüş değil. Ülkemiz adete bir yangın ülkesidir. Her yaz büyük yangınlara sahne olur. Günlerce süren bu yangınlarda ölen ve kurtarılan canlıların yürek sızlatan görüntüleri ve İtfaiye emekçilerinin kahramanlıkları sosyal medyada paylaşılır.

Yangının olumsuz sonuçları ve yarattığı sosyal travmalar o bölge üzerinde yıllardır yaşamaya devam eder. Ancak kahraman ilan edilen İtfaiye emekçileri yangından hemen sonra çabucak unutulur. Göstermelik gerçekleştirilen itfaiye haftası kutlamalarında bile konuşulmaz;
"kimdir bu İtfaiyeciler, nerelerde nasıl yaşarlar, ne yer ne içerler? Dertleri-sıkıntıları nelerdir, bunları kim nasıl çözecek" diye sormazlar. Dünya da ve Avrupa'da birçok ülkede bir meslek gurubu olarak kabul edilen İtfaiyecilik Türkiye’de ise hala genel idari hizmetleri sınıfında yer alır. Yani 'niteliksiz' bir meslek. Ama, yaptıkları iş ve aldıkları sorumluluk doğrudan insan ve toplum hayatını ilgilendirmesine rağmen bir meslek statüsüne layık görülmezler.

DERT ÇOK AMA DERMAN OLAN YOK!
İtfaiye istasyonları tıpkı merdiven altı atölyeler gibi güvensiz ve sağlıksızdır. İtfaiye emekçilerine temiz su, hijyen, dezenfektan, koruyucu malzeme ve sıvı sabun bile çok görülür. Yangın söndürmek için kullanılan araçlar eski ve teknik açıdan risklerle dolu olmasına rağmen göreve çıkmak zorunda bırakılırlar. Bu güvencesiz ve sağlıksız koşullarda çalışan itfaiye emekçileri yaşadıkları iş ve araç kazaları sonucu sakat kalır, hayatını kaybeder ama görev "şehidi- gazisi" sayılmaz. İtfaiye emekçilerinin çalışma yönetmelikleri günün koşullarına ve sağlıklı -güvenli çalışma ihtiyacını karşılamaktan çok uzak ve yetersizdir.

İtfaiyenin görev ve sorumluluk alanlarındaki yetki karmaşası diğer paydaş kurumlarla etkili ve uyumlu çalışmada bir çok problem yaratmaktadır. 24 saat görev yapmalarına rağmen, yönetmelikte hak olarak görülen üç öğün değil iki öğün yemek ücreti verilmektedir. Yangın söndürmede sınırsız koşulsuz fedakarlık içerisinde çalışması istenen İtfaiye emekçisine, sıra yıllık izin dahil sosyal haklarını kullanmaya geldiğinde idari, bürokratik ve keyfi engeller çıkarılır. İtfaiye emekçileri iş riski ve tazminat hakkından yoksun olarak çalışmaktadır. Yıpranma payının ise hala muallakta kalması yaşanan mağduriyeti daha da büyümektedir.”




