Ocak ayı olağan toplantısı, ekonomi ve finans dünyasının güncel başlıklarını odağına alan kapsamlı değerlendirmelerle gerçekleştirildi. Küresel ekonomiden yapay zekâ teknolojilerine, para politikalarından sektör beklentilerine kadar geniş bir perspektifte ele alınan toplantıya Deniz Yatırım’ın üst düzey yöneticileri katıldı. Deniz Yatırım Strateji ve Araştırmalardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Orkun Gödek ile Deniz Yatırım Yatırım Danışmanlığı Bölüm Müdürü Ali Barbaros Demirel, küresel ve Türkiye ekonomisine ilişkin kritik öngörülerini konsey üyeleriyle paylaştı.

Deniz Yatırım Strateji ve Araştırmadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Orkun Gödek, Deniz Yatırım Yatırım Danışmanlığı Bölüm Müdürü Ali Barbaros Demirer ve Deniz Yatırım Yurtdışı Piyasalar Satış Müdürü Musa Ufuk Özdoğan’ın toplantı kapsamında yaptıkları değerlendirmelerde küresel ekonomi, küreselleşmenin sona erdiği ve yeni, parçalı bir düzene geçilen yüksek belirsizlikli bir döneme girmiş durumda; merkez bankalarının pandemi sonrası yarattığı likidite altın gibi güvenli varlıklara yönelirken, ABD seçimleri ve jeopolitik riskler volatiliteyi artırdığı ifade edildi. Gelişmekte olan ülkelere fon akışı sınırlı kalırken Türkiye’nin küresel payı düşüyor, Asya ülkeleri öne çıktığı ifade edilirken Türkiye’de ise Mayıs 2023 sonrası ekonomi politikalarında rasyonelleşme sağlandı, KKM sonlandırıldı ve rezervler toparlandı ancak bu süreç kredi kanallarını daralttı ve reel sektörü zorladığı aktarıldı. 2026’te enflasyonun yüzde 25–30 bandına gerilemesi, yaklaşık yüzde 4 büyüme ve cari açığın 25–30 milyar dolar civarında kapanması beklenirken, kredi piyasasında rahatlama yılın son çeyreğine ötelendiği ifade edildi. Sektörel olarak otomotiv güçlü seyrini korurken inşaat ve perakende baskı altında; yatırımcılar içinse kontrollü risk alımıyla sınırlı ölçekte hisse senetlerine yönelmek mantıklı görülüyor, ancak bu dönem hızlı kazançtan çok dikkatli pozisyon yönetimi gerektirdiğine dair değerlendirmelerde bulunuldu.

SEKTÖR ZAYIFLADI BÜYÜME YAVAŞLADI YILSONUNDA POLİTİKA
Ayrıca 2025 yılı ekonomi açısından kolay bir yıl olmamakla birlikte, sıkı para politikasıyla beraber dezenflasyon sürecinin ön planda olduğu bir dönem olduğunu ifade eden KONYSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Kaplan, yıl sonunda politika faizinin yüzde 25 ila 26 oranında olacagını vurgulayarak, "Enflasyon düşmeye başladı. Ancak yüksek faiz oranı özellikle reel sektör ve küçük-orta ölçekli firmalarımız için bu yılda çok zorlayıcıydı. İki sektör bu nedenle zayıfladı, büyüme yavaşladı. Bugün geldiğimiz noktada enflasyonun yüzde 30'lu seviyelere gerilemiş olması önemli bir kazanım. Bunun doğal sonucunda 2026 yılına ilişkin beklentimiz umut veriyor. Daha dengeli olacağını düşünüyoruz. Dediğim gibi çok da sıkıntılıydı. Enflasyondaki düşüşe paralel olarak politika faizinin yıl sonuna doğru da 25-26’lı bantlara gelebileceğini duyuyoruz. Bu konunun muhatapları olan sevgili müdürlerimizden daha detaylı bilgiyi de biraz sonra alacağız" diye konuştu.

"ÇOK FARKLI BİR RESİM GÖRÜYORUZ"
2025 yılının; sıkı bir para politikası, kontrollü bir yavaşlama, ekonomide soğuma süreci, faizlerin yüksek olmasına bağlı olarak Türk lirası varlıklarına ilginin artması ama krediye erişimin zorlandığı bir dönem olarak özetleyen Kaplan, buna rağmen ihracat ve turizm ekonomiyi ayakta tutan en önemli iki alan olduğunu ifade ederek, "Bu iki alanda da Antalya olarak vardık ama çok büyük sıkıntılar yaşadık. Çok farklı bir resim görüyoruz. Beklentimiz, kontrollü faiz indirimleriyle birlikte kademeli bir normalleşme süreci; yani hızlı değil ama temkinli bir toparlanma. Pek çok kişi gibi bizler de özellikle ihracat, turizm, sanayi ve yeşil dönüşümün bu dönemde ana odak noktaları olacağını düşünüyoruz" dedi.

"İSTİKRAR FAİZ İNDİRİMLERİ SAĞLANAMIYOR"
Merkez Bankası’nın yılın son toplantısında aldığı faiz indirimi kararını olumlu karşıladıklarını dile getiren Kaplan, "Ocak ayında da temkinli yüz baz puanlık indirim yaparak dengeli süreci devam ettirdiklerini düşünüyoruz. Ancak altını çizmek istediğim önemli bir nokta var: Ekonomik istikrar sadece faiz indirimleri ile maalesef sağlanamıyor. Enflasyonun kalıcı şekilde düşerken öngörülebilir ve güven veren bir ekonomi politikası çerçevesinde korunması hem yerli hem de yabancı yatırımcı için kritik önem arz etmekte. Uluslararası tarafa bakarsak, burada da benzer bir tablo var. IMF’in son raporları, dünya ekonomisinin zor ama yönetilebilir bir dönemden geçtiğini söylüyor. Küresel faizler dünyada yüksek, belirsizlikler var. Ancak bir çöküş senaryosu yok. Gelişmekte olan ülkeler için temkinli, hatta temkinli bir iyimserlikten bile bahsedebiliriz. Piyasa ve reel sektör enflasyon beklentileri düşerken hane halkı enflasyon beklentileri aynı şekilde sizce düştü mü? Bu farklılık, ekonomideki algı ve teknik veriler arasında ayrışmayı çok net bir şekilde yansıtıyor" ifadelerini kullandı.

"2025 YILINDA DİBİ GÖRDÜK AMA 2026’DA UMUTLUYUZ"
İş dünyası olarak 2025 yılında tabiri caizse dibi gördüklerini vurgulayan Kaplan, 2026’yı toparlanma yılı olma temennisinde bulunarak, "2026 yılında beklentimiz bu yönde. Ve 2027’nin ilk çeyreğinden sonra ise biraz daha güçlü, olumlu olma potansiyelini hala benimsiyoruz, olabileceğini düşünüyoruz. Ama bunun için de birçok riskin olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bize düşen bu süreci doğru okumak, doğru pozisyon almak, müşterilerimize en sağlıklı yol haritasını sunmak olacaktır" sözlerine yer verdi.





