Kars-‘a bağlı Susuz ilçesini buruk geçtik. Susuz ’da yaşayan sınıf arkadaşım Necdet Mahmutoğlu’nun hata olduğunu öğrendim. Yaklaşık kırk kilometre gittikten sonra beni telefonla aradı ve sitem etti.
Haklıydım gereksiz bir acele etme vardı Utku’da. Ben özür diledim. Susuz Ardahan yolu güzel ve kısa yapılmış. Önceden yol dardı. İncili pınar, Ben divan köylerinin yakınından geçerdi. Ben divan ve Susuzlular yaylamıza çıkmak için taciz edeler, su ihtiyacımızı tam olarak karşılayamazdık. Tabii Okulumun daha önce Kiziroğlu köyü hudutlarında yüzlerce dönüm arazisi vardı. Bu araziler yok şimdi.
Bu kadar zamanda nasıl ve kimler paylamışlar?
Yol problemsizdi. Bazı tamir edilen yol kesitlerini geçtik. Yolun sağında solunda köyler vardı. Köyler bu aylarda süslü görünümleri vardı. Son zamanlarda köylerde tek tükte olsa ağaç dikmişlerdi. Köylerin varlığı köy yakınlarında hayvanların olmasıdır. Yani merada otlayan hayvanlar… Bir zamanlar kırlar bile hayvanların otladığı, bol olduğu yerlerdi. Şimdilerde hayvan sayısının aşırı düştüğü, azaldığı gözlenebilir.
Yola çıktığımızda bir gece Ardahan’da kalalım diye karar almıştık ama zaman probleminden ötürü dönüşümüzde kalalım diye karar değiştirdik. Saniye’nin amcası oğluna telefon ettik. O’da Damal’da olduğunu, Damal’da buluşmak olduğunu, Damal’da Hanak ilçesini geçtik. Hanak’ta Ümit İlhan Kaftancı’ya Fatiha okuduk.
Damal’a geldik. Damal’da Zarafettin ile buluştuk. O da arabası ve komşuları ile gelmişti. Beş on dakikada problemlerini işlerini yaptılar. Damal zaten küçük bir ilçe. Yola çıktık. Yolun 5. Kilometresinde Atatürk’ün 15 gün süre iled siliütünün göründüğü dağın vadisinden geçtik. Ulgar Dağınna tırmanmaya başladık. Yol doğal olarK dar ve sıkıntılı. dİkkat ediyoruz. Aslında üç yıldır dağın delinmesi için çalışma yapılmaya başlamış ama olduğu gibi kalmış. Dağın 2754 metresine çıkınca dağın Tepesinde Karayolu b akım istasyonuna yakın yerde pınar var. Yazları soğuk, kışları sıcak akan. Çemeye gelen sefa sürer. Kafkas üniversitesinden Su ürünleri bölümünden bir grup öğretmen ve öğrenciler çevre temizliği bilinci için buradaki atıkları temelline dikkat çekmek için gelmişler. Konuştuk tebrik ettik suyunu içtik çeşmeninim. Elimizi yüzümüzü yumduk.
Yolcu yolunda gerek diye tekrar yola çıktık. Dağı iniyoruz Posof’a doğru iniyoruz. Bu yol Gürcistan sınır kapısına gidiyor. Emin Bey sınır kapısına. TIR’lar da bu yolu kullanıyor. Yolun uygun yerlerinde hemen sığınma cepleri var. Karşıdan gelen araç geçinceye kadar bekliyorsunuz. Göz taşı denen mevkie geldiğimizde yolumuz eşimin doğduğu köy ayrımı. Posof’a 10 km kalıyor. Biz Göz taşından sola doğru döndük. Varhanayı geçtik, 8 km daha gittik. Aşık Zülali Köyünün girişine gelip durduk. Akballı (Obol ) karşımızda. Mezarı Eskişehir’de olan Aşık Zülali ile birlikte olmak nefis bir duygu. Resim çekildik.
Aşık Zülali Köyü ile Akballı Köyü komşu köyler. Aralarından Posof deresi geçiyor. İlkbahar ve Kış aylarında iki köy halkı serbestçe geçemiyorlarmış. Çünkü derenin suyu çoğalıyormuş. Son iki yıl içinde bir arabanın geçeceği nitelikte köprü yapılmış. Bizim konuk olacağımız Zaref de gelince köye doğru hareket ettik. Köy öncelerine göre daha güzelleşmiş. Evlere araba çıkması için kilitli taş yolları yapılmış. Zaref’in evi köyün en tepesinde. Eski okul binası ile sırt sırta. Amerikan tipi 60 m2’lik bir lojman ve kapalı okul. Öğrencisi öğretmeni yok. Köyün üç beş çocuğu da Aşık Zülali Köyüne taşınıyor. Köyde kanalizasyon oluşturulmuş ama suyun kirleneceği düşünülmemiş.
Tuntul Yengenin yaptığı tereyağlı mantıyı yedik. Ertesi günü traktörle yaylaya gidişimiz büyük bir macera.500-600 metre eğimi yüzde doksan olan Urema yaylası çıktığımız yer. Yayladaki evlerin tek farkı elektriğin olmaması. Süt ve ürünlerinin yapımı saklanması hava sıcaklığından türü önemli. Daha geniş otlakta ve yayla çiçeklerinin şifası, yayla çiçeklerinin için yayla önemli. Burada önemli olan yabani hayvanlardan korumak gerekiyor.
Burada çay içmek çok keyifli. Çayımızı içtik kaymak yedik. Yatı için köye indik. Konfordan vaz geçmiyoruz.
Posof’taki üçüncü günü: Doğa harikası Kol, Çaborya (Saniye’nin) dayısının köyü ve… Birçok Köy gezerek akrabaları ziyaret ettik. Döndük. Fazla bıktırmamak için 4. Gün sabah erkenden Zaref’le birlikte Posof kazasını da gezdik. Pazarıydı. Güneydoğudan, Akdeniz’den gelen yiyecekler satılıyordu. Bu sebze ve meyveler Posof’lu olan kişiler alıyordu.
Köyün İLKBAHARIDA GÜZELMİŞ. Çeken tarafından verildi.
*Zaref’ in evinin arkası. Arkada ilkokul binası. Bu arada hava aynı anda değişiyor. Belediyeyi ziyaret ettim. Belediye Başkanı olaylardan ötürü on gündür Ankara’daymış.
Yola çıkmanın zamanı geldi. Allaha ısmarla dedik Ardahan’da konaklamak üzere yola çıktık. Öğretmen evinden yer ayırtmıştık. Öğlene doğru Ardahan’a geldik. Odamıza yerleştik. Yöneticileri uyumlu. O gün de babalar günüydü. Vali beye bir babalar günü düzenlenmişti. Ben de izin alarak Vali Bey ve eşinin masasına oturdum. Vali’nin babalar gününü kutladım. Vali Ardahan’ı iyi tanıdığını ifade etti. Vali on onbeş kişi ile mnik toplantıyı sohbete çevirmişti. Toplum ve yerel kalkınmayla ilgili kişilerle konuştu. Eşgüdüm sağlamaya çalışıyordu. Akıllı bir yönetici gördüm. Daha sonra tayt giymiş diye Reisi Cumhur görevden almış. Üzülmedim dersem yalan olur. Çalışkan, halkı iyi tanıyıp, aktif eden; insanların üretimi sağlayan yöneticilere gereksinim var.
Esenleştik. Vali ve havalisi ayrıldık. Biz Kura Nehrini ve Ardahan Kalesini, Demirköprüyü gördük. Öğretmen evine dönüp dinlendik akşam yemeğine kadar. Akşam yemeğinden sonra eşim ve oğlum odamızda dinlenirken ben lokal kısmına gittim. Bir lokal kısmına. Arkadaşlarını bekliyordu. İzildım yanına oturdum. Ticaret Lisesi Müdürü imiş. Annesi Posof’luymuş. Kitaplarımı okumak istedi. Yanımda olmadığını, belirtti: Edebiyat konuştuk. Yaşadıklarımızı konuştuk. Ayrıldık Gelecekte görüşmek üzere.