Yanımda Gürcistan uyruklu bir genç oturuyordu. Adı Turgay’dı. Turgay Gürcistan’da yaşayan Azeri Türklerinden. Türkiye’de Beldibi’ndeki beş yıldızlı bir otelde çalışıyormuş. Türkiye’de kalma süresi dolduğundan, Gürcistan’a bir giriş-çıkış yapması gerekiyormuş. Bu yüzden yarın yine bu araba ile geri dönecekti.
Saat 13.00’de Isparta’ya vardık. On dakikalık molada, Turgay ile yiyecek bir şeyler baktık. Otobüs Burdur, Isparta ve Afyon üçgeninde tanıdık topraklarda yol alıyordu. Isparta’dan çıkınca önce Gönen göründü. Çok tatlı, fakat yarım asır uzaklıkta ve dönüşü olanaksız anılar düğümledi boğazımı.
Okulum, öğretmenlerim, arkadaşlarım, çocukluğum, ilk gençliğim, gurbet acısını ilk kez tattığım Gönen, her zaman için hayatımın en güzel sayfalarını oluşturmuştur. Hayatımın dönüm noktası ve temel direği olarak da yaşadığım sürece böyle kalacaktır.
Keçiborlu boğazından çıkıp, Sandıklı’ya doğru ilerlerken ekili tarlalar, boy atmış çiçekli bozkır bitkileri ve otlar yeşil bir denizde kürek çekiyormuşuz gibi duygular yaratıyordu. Ekili alanlarda afyonlar çiçek açmış, buğdaylar başak çıkarmıştı.
Derken Savran’ın önlerine geldik. Savran yoldan iki kilometre kadar içerde ve tepelerin arkasına saklanmış, yarım yamalak görünüyordu. Kocatepe’nin eteğindeki bu kasaba, öğretmenlikte ikinci durağımdı. 20-22 yaş arası en güzel iki yılım da bu beldede geçmişti. Fakat Gönen kadar bir özlem veya burukluk yaratmıyordu.
Saat 15.00’te Afyon’da yarım saat yemek molasından sonra tekrar uzayan yollar. Köroğlu belinden sonra yeşil ovalar ve tarlalar. Ve uzakta sanki çakmış dişlerini göğe, bir alt çene gibi Sivrihisar ve bir doğa harikası Sivrihisar’da dağlar.
Saat 19.00’da Ankara Otogarındaydık. Burada 15 dakikalık bir mola verildi. Bu arada ilginç bir olaya tanık oldum. Gürcü bir kadın şoförle konuştu, bir yerlere telefon etti. Sonra da orta yaşlı bir erkeği arabaya bindirerek şoföre: “Bunu Tiflis’e götür. Parasına ben kefilim” dedi.
Yanımda oturan arkadaş, “Bunlar böyledir. Hiç tanımadığı bir vatandaşına bile kefil olurlar” dedi. Bu olay daha Gürcistan’a varmama saatler kala Gürcüler hakkında bir fikir edinmemi sağladı. Yani vatandaşlık ve hemşerilik duyguları güçlü ve birbirlerine güveniyorlardı. Şu anda Türkiye ve dünyanın en önemli sorununun insanların birbirine güvensizliği olduğu düşünülürse, bu durumun Gürcüler adına çok büyük bir kazanım olduğu daha iyi anlaşılabilir.