Susuz bir köyü andırır eğer okul binaları olmasa. Okul köylülüğün şehirleşme bir yerleşim oluşturur.
Susuz ’un oluştuğu Susuz ‘un oluştuğu deresinin evleri ikiye böldüğü, batı yönüne yapılanmış durumdadır. Asıl cadde burasıdır. Hemen v şekline dönüştüğü yer Cilavuz (Susuz) Öğretmen okulu, v şekline salonu oluşturuyordu. İlçenin ve okulun başlangıcı da burasıydı. Şimdi yerinde binalar var. Bu yolu meydana çıktığı yerde önceden okulun ihata duvarı vardı. Hemen duvar dibinden vardı. Hemen 600-700 kişilik erkek öğrenci yatakhanesi vardı. Hamamı taş bina çatı kiremitti. Koğuş şeklinde düzenlemişti. Dershanelere uzaklık 200-300 metre uzaktı. Yatakhanenin hemen önünden başlayarak kavak ağaçları korusu vardı. Korunun güneyinde kütüphane, iş atölyeleri, çamaşırhane, birisinin hamam olduğunu anımsıyorum. Buranın üst tarafına Kiler (Erzak ambarı), okulun muhtelif yerlerinde patates, lahana kuyu ve mazgalları vardı. Erkek Yatakhanesi ile yemekhane arasında spor aletleri vardı. Barfiks, voleybol, basketbol sahaları vardı.
Doğu yönünde derslikler ve yönetim odaları vardı. Bu binanın yaklaşık 100 metre uzağında kızlar yatakhanesi vardı. Şimdi bu bina kız ve erkek yatakhanesiydi. Pencereleri futbol sahasına bakıyordu. Binanın arkası Susuz yoluna paraleldi. Bu iki binaya paralel küçük bir bakkala açılan kapıda vardı. Şaşo’nun bakkalı. Bu kapıdan yatılı okuyan öğrencilerin çıkışına yasaktı. Futbol sahasının arkasında kalan yerde öğretmen lojmanları oturtulmuştu. Her yıl bakımı yapılırdı.1970’li yıllara Yeni dersliklerin yamaca bitişik ve yamaç ağaçlandırılmış, yaz ve güz seminerlerinde ağaçların (Çam) bitişik ve yapardı. Yamaca tenekelerle aşağıdan su taşınırdı.
Hangi öğrenciler Temmuz, ağustos ayında (seminerine) dört dertten ikmalı olanlar, daha fazla dersten ikmale kalanlar seminer zorunlu kalır, okulun işleri yapılırdı. Tabii öğrencilerin yapabileceği işlerdi bunlar. Öğrencilerin bundan başka yaptığı işlerde de elden geldiğince yaparlardı. Örnek:
1-Hayvan bakımı ve temizliği,
2- Meyve ağaçlarının bakımı ve hasadı.
3-Patates çıkarılması. Ambara alınması gibi…
Bütün işler, öğrenci konseyinde konuşulur, karar verilirdi.
YENİ OKUL BİNASI: Yetmişli yıllarda yapılan ilçede ilk kaloriferli bina. Dört katlıydı. Burada Müthiş ve bulunmaz kitapların da yer aldığı Kütüphane vardı.10 binin üstünde kitap vardı. Geçmiş yıllarda basılan kitaplar, dİŞ Eğitimi derslerinde ciltlenirdi. Kütüphane kartı ile alınıp okuduktan sonra iade edilirdi. Boş zamanlarda güncel gelen dergileri okuma salonunda okurduk. Kütüphaneye bağlıydı. Kütüphane memuru Bahattin Amca iyi bir memurdu. İyi de bir okuyucuydu.
Tanrıya şükür ki böyle kutsal bir devletimiz var ve beni yatılı okuttu.
SON DURUM: Okul binası; eski halinin aynısı. Tabelası bile yok. Belki ödenek yoktur. Fakat zayıf urum söz konusudur. Buna zenginlikten yoksulluğa kavuşma diyoruz. At sahibine göre kişner. Okul hakkında söyleyeceğim: Savaşıp yenik düşen ve yağmalanan bir zengin kent görüntüsü… “Söğüt uzanır gider loy loy loyhanım.” A karşılık öğretmen marşı çalar beynimde. Moralim bozuldu. Ardahan’a doğru yola çıktık.