Günlerden bir kez daha yine "6. MAYIS" olsa, yürekli insanlar nasıl bağırlarını dövmezler, nasıl acı çekip, inlemezler. Ah be güzel ülkem, ah be masum halkım, nedir bu çektiklerimiz ya.
Günler su gibi akıp geçerken, artık sokaklarda devrimci marşlar, Çav Bella şarkıları duyulmaz olmuştu.
İnsanlığın geçmişi ile ilgili o kadar çok öykü anlatılır ki, zamanla artık insanlar kendilerini nereye ve nasıl koyacaklarını şaşırır kalırlar.
Bugünden bakılınca "yorgunluk" göreceli bir kavramış gibi geliyor. İki gün önce okuldan çık, defter kitabını eve bırak, sonra otobüse bin ve İstanbul'a 1 Mayıs mitingine gidecek otobüse yetiş; marşlar...
Güz geldi, okullar açıldı, bu kez nedense sağcı öğrenciler daha özgüvenli, güvenlik sağlayan jandarmalar oldukça sertti. Şehirden gelinen servis otobüslerinden inildikten fakültelere varıncaya kadar h...
Her dilde, o ülkenin yurttaşının yaşamında yer eden, günlük ya da, özlü öyle sözler, şiirler vardır ki, onlarca, yüzlerce, binlerce yıl söylenir durur.
Hani, insanın kanın bir başka aktığı, yaşama farklı baktığı zamanlar olur ya, demek ki o yıllar benim ve bizim arkadaşların kanlarının farklı aktığı, yüreklerinin farklı çarptığı dönemlermiş.
Descartes, der ki "DÜŞÜNÜYORDUM ÖYLEYSE VARIM". Kesin bir bilgiye ulaşmak, ilk önce her şeyden şüphe etmekle başlar. Çünkü şüphe etmek, kapsamlı bir düşünme eylemidir.
Hani, insanın kanın bir başka aktığı, yaşama farklı baktığı zamanlar olur ya, demek ki o yıllar benim ve bizim arkadaşların kanlarının farklı aktığı, yüreklerinin farklı çarptığı dönemlermiş.
Tabi ben hemen kuruma gidip, personel biriminden arkadaşların odasına gittim, çay kahve derken, onlara olanların bir bölümünü anlattım.
Artık kış gelmişti, köyde de yapılacak iş kalmamıştı.
Yaşamda, yıllar o kadar hızlı akar gider ki, fark etmeniz için bir sebeplerin olması gerekir.
Bu bağlantı sizi https://www.antalyagundem.com.tr dışındaki bir siteye yönlendiriyor.