Asrın felaketi olarak adlandırılan ve 11 ilde yıkıma neden olup resmi verilere göre 50 binden insanın hayatını kaybettiği 6 Şubat depreminin üzerinden 3 yıl geçti. 11 şehrin yerle bir olduğu afetin yıldönümünde yaşananlar ve alınması gereken dersler hala unutulmadı. Aslın Adıyamanlı olan Antalyalı iş insanı Alkan Evren, depremin ardından soluğu memleketinde aldı ve kaldırdıkları uçaklarla hem malzeme yardımında bulundu. Hem de enkaz altından ceset çıkarılmasına ve yaralı kurtarılmasına yardımcı oldu. İnşaat teknikeri ve yapı denetim firmalarının sahibi olan Evren, yaşadıklarını ve yapılması gerekenleri Antalya Gündem’e anlattı. İşte Alkan Evren’in 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan yüzyılın afeti ile ilgili anlattıkları:

6 Şubat 2023 Asrın Felaketini, Olayın Kahramanı Anlattı! Antalya’da Insanlar Tabutlarda Yaşıyor (3)

6 ŞUBAT SABAHI ŞOKLA UYANIP ADIYAMAN’A HAREKET ETTİK

“6 Şubat 2023 sabahı hepimiz, bütün Türkiye'nin olduğu gibi bir şokla uyandık. Neler olduğunu ilk başta anlamaya çalıştık. Bu arada Antalya’da ikamet eden kuzenlerim de Adıyaman'a doğru yola çıktı. Adıyaman'da akrabalarımız da mevcut ve her yerden bilgi almaya çalışıyoruz; sosyal medyadan, basından… Adıyaman’daki insanlarla internetin olmaması, telefonların çalışmaması nedeni ile iletişim problemi yaşadık”.

Asrın Felaketi (1)

İLK TOPLANTIYI KENDİ OFİSLERİNDE YAPTILAR

“Bu süreçte yine bizim kendi arkadaş çevremiz devreye girdi. O dönem Anadolu Aslanları İş insanları Derneği (ASKON) Antalya Şube Başkanı Cahit Urfan ve ekibi, yine o dönemde ağabeyim Hakan Evren de Antalya Ticaret Odası’nda (ATSO) meclis üyesi olduğu için kendi ekibiyle, grubuyla sabah herkes birbirini aradı ve bir organizasyon yaptık. Yaklaşık 20-25 arkadaşla bizim ofisimizde buluştuk. Burada inşaat müteahhitliği yapanlar, mimarlar, inşaat mühendisleri, oda başkanları… Hepsiyle bir genel değerlendirme toplantısı yaptık. Bu sırada devletin kurumlarıyla da görüşmeler halindeydik”.

Asrın Felaketi (2)

İLK GÜN 7-8 TIR ANTALYA’DAN YOLA ÇIKTI

“Toplantının ardından yardım malzemelerini hazırlamaya başladık. Kendi ekibimizle, kendi arkadaşlarımızla, kendi imkânlarımızla… Depremde ihtiyaç olabilecek çadır, battaniye, ısıtıcı, yiyecek, bütün maddelerle ilgili tırlar hazırlamaya başladık. Hızlı bir şekilde ilk gün operasyonu başlattık. Bütün çevremizi arayarak kendi imkânlarımızla yaklaşık ilk gün 7-8 tır yola çıkarttık”.

6 Şubat 2023 Asrın Felaketini, Olayın Kahramanı Anlattı! Antalya’da Insanlar Tabutlarda Yaşıyor (4)

ADIYAMAN’IN YOK OLDUĞUNU DAHA SONRA ÖĞRENDİK

“Bu arada Adıyaman'dan şehrin tamamen yok olduğu haberi geldi. Ve orada maalesef ‘Adıyaman'da önemli bir şey yok’ diye maalesef bir yetkilinin açıklaması oldu. Adıyaman Valiliği’nin böyle talihsiz bir açıklama yapıldığını duyduk. Ama biz durumun böyle olmadığını öğrendik. Adıyaman'ın gerçekten yok olduğu, çok zor durumda olduğu ve deprem bölgesinin tam ortasında kaldığı, bütün şehirlerin ortasında kaldığı için yardımların ulaşamadığı, yolların kapalı olduğu bilgisi geldi.”

ŞEHRE KARADAN GİRİLEMEYİNCE UZEL UÇAK ORGANİZASYONU YAPILDI

“Adıyaman’ın girişlerinin kapandığını öğrendikten sonra, şehre sadece havayolu ile girebileceğimize karar verdik. Bununla ilgili hava yolu şirketleriyle bireysel olarak görüşmeye başladık. Özel uçak kiralamak istediğimizi talep ettik. Bunlarla ilgili izinleri de devletin yetkili kurumlarıyla görüşüp aldık. Neticesinde ikinci gün uçak operasyonumuzu başlattık. Tabii ilk gün bunun hazırlığını da başlattık. Hem uçakta götürebildiğimiz kadar yardım malzemesi götürmek hem de teknik ekip götürmek istiyorduk. Çünkü çok ciddi sıkıntılar olduğunu öğrendik.”

Asrın Felaketi (3)

İKİNCİ GÜN 180 KİŞİLİK EKİP UÇAKLA ADIYAMAN’A GİTTİ

“Adıyaman'ın bütün yolları kapalı olduğu için hızlı müdahale gerekiyordu. Çünkü depremde, afetlerde ilk 24 saat, 48 saat, 72 saat çok önemlidir. Hızlı bir şekilde müdahale edilmesi gerektiğini düşündük. Ve biz ekipleri oluşturunca içerisinde sağlık ekipleri, inşaatçı, gönüllüden oluşan 180 kişilik ekiple Adıyaman'a hareket ettik ikinci gün”.

POLİS, ASKER VE SAĞLIKÇILAR DA DEPREMZEDEYDİ

“Adıyaman’da da İl Emniyet Müdürü ve jandarma komutanımızla koordinasyonu sağladık. Depremde en faydalı olacak kişiler polis, asker, sağlık görevlileri, AFAD görevlileri idi. Ancak oradaki polis, asker, sağlık görevlileri de depremzede olduğu için onların da ailesi vefat edenler, kendileri vefat edenler vardı. Yani oradaki polis normal polis gibi değildi, bunu biliyorduk. Buna da hazırlık yaptık. Şunu söyledik: ‘Bir liste oluşturalım. Öncelikle kamu çalışanlarını, özellikle depremde faydası olacak kamu çalışanlarının ailelerini Antalya'ya getirelim ki bu insanlar faydalı olabilsinler’. Çünkü ailesi sürekli tedirgin olan bir insan verimli olamaz”.

6 Şubat 2023 Asrın Felaketini, Olayın Kahramanı Anlattı! Antalya’da Insanlar Tabutlarda Yaşıyor (2)

DEPREMZEDELER UNEN UÇAĞA BİNMEK İÇİN AKIN ETTİ

“Listeleri oluşturduk. Polis eşleri, asker eşleri, doktor eşleri, AFAD görevlilerinin eşleri… Bunları öncelikle ilk seferlerimizde Antalya’ya getirdik. Tabii ilk uçuşumuz çok zordu. 180 kişilik bir ekiple Adıyaman Havalimanı'na indiğimizde, havalimanı adeta binlerce insanın akınına uğramıştı. Uçak piste indi, motorlar çalışıyorken insanlar uçağa doğru koşmaya başlamışlardı. Biz bunu öngörmüştük. Uçakta bunun operasyonunu hazırlamıştık cd hemen güvenlik şeridi oluşturarak uçuş güvenliğini sağladık”.

YARDIM MALZEMELERİ SKORSKİY HELİKOPTERLERLE DAĞITILDI

“Bu arada biz emniyetle de görüştük. Emniyet, havalimanının kontrolünü sağlayamadığını; askeriye yeterli personel olmadığını, binlerce insan olduğunu bize önceden bildirmişti. Biz hemen hızlı bir şekilde emniyet tedbirlerini kendi ekibimizle oluşturduk, şerit oluşturduk, insanları uzaklaştırdık. Daha öncesinden yine hava kuvvetleriyle irtibatta koordineli olmuştuk. Havalimanında Skorsky helikopterler hazırda bekliyordu. Hızlı bir şekilde yardım malzemelerinin Sikorsky helikopterleriyle transferini gerçekleştirdik. Ve oradan insanları listeli bir şekilde tekrardan uçağa alıp Antalya'ya dönüşe geçtik”.

Deprem-22

ADIYAMAN, HATAY VE MARAŞ’IN GERİ PLANINDA KALDI

“Aslında ‘bir sorun yok’ denilen Adıyaman'ın çok ciddi sorunları olduğunu gördük. Belki Hatay ve Adıyaman en büyük talihsizliği yaşayan illerimizdi. Adıyaman nüfusuna oranladığımız zaman Hatay'ın bile üstünde talihsizlik yaşadığını gördük. Hatay çok konuşuldu. Konuşulmalı da, daha da fazla konuşulmalı. Sadece Adıyaman ilk günlerde geriye bırakıldı. İlk gün yapılan açıklamaların etkisiyle… Bunda da Sayın Cumhurbaşkanımız Adıyaman'da bulunduğunda, hatta kendisinin ifadesinde Adıyaman’la ilgili bir gönül kırıklığı vardı”.

Antalya Da Hangi Ilçelerde Deprem Oldu (3)

ANTALYA’DAN GİDEN EKİPLER ADIYAMAN’A DAĞILDI

“İlk uçaklarla aileleri taşımaya başladık. Bu arada 180 kişilik ekiplerimiz Adıyaman'a, bölgeye dağıldılar. Bunların hepsini tesisatlı bir şekilde götürdük. Genelde bütün müteahhit çevremizden herkes bir şeyler yapmak istiyordu. Sucuları, su tesisatçıları, elektrik tesisatçıları… Biz bunları talep ettik gönüllüler arasından. Çünkü enkazda bunların çok daha aktif olabileceğini bildiğimiz için malzemeler götürdük. Ve ekiplerimiz şehre dağıldılar. Adıyaman merkezde koordinasyon merkezi oluşturuldu. Yine havalimanında koordinasyon merkezi kuruldu”.

Deprem-18

GÜNDE KARŞILIKLI OLARAK 3 UÇAK SEFERİ DÜZENLENDİ

“Uçak seferlerini en az günde üç kez olmak üzere kendi imkânlarımızla devam ettirdik. Yaklaşık on yedi uçak seferi yapıldı. Burada Adıyaman Valimizin çok büyük destekleri oldu. İnsanlar, devlet destek olmadan aslında imece usulüyle 17 uçak kaldırıyordu. Ama şunu da söylemek lazım: Biz devletimizle koordineliydik”.

PAYLAŞIM YAPMAK YERİNE İŞ YAPMAK İSTEYENLER SAHADAYDI

“O dönemlerde, ‘Devlet şunu yapmadı, devlet bunu yapmadı’ diye çok konuşuldu. ‘Bunu yapmadı, şunu yapmadı” diyenlerin hepsi oturup internette yorum yazıyor ya da paylaşım yapıyordu. Ama gerçekten yapmak isteyenler sahadaydı. Çok insan vardı, çok hikâyeler var, uzun uzun konuşulabilir. Hani bize yalvarıp ‘Lütfen bizi de götürün, gitmek istiyoruz’ diyen binlerce insan vardı”.

Antalya'da Yıkımı Gerçekleşen Riskli Yapı Enkazında Deprem Tatbikatı (1)

ADIYAMAN’DA AFGANİSTAN’I ARATMAYAN GÖRÜNTÜLER VARDI

“Adıyaman‘da manzara çok korkunçtu. İnsanların psikolojisi tamamen darmadağındı. Mesela Afganistan’da Amerikan askerlerinin havalimanından ayrılışında uçak tekerlerine sarılan insanlar vardı. O sahneyi hepimiz biliriz. Gerçekten öyleydi oradaki insanlar. Depremler devam ediyordu. Bir an önce kaçmak istiyorlardı. Açlık, susuzluk, soğuk… Birçok şey. O psikoloji, o ortam… Herkes bir an önce kaçmak istiyordu”.

ENKAZDAN CANLI ÇIKARMAK İÇİN ÇALIŞIP, ÖZ ACAMI 10 GÜN SONRA GÖMDÜM

“Bu süreç tabii sahadaki arkadaşlarımızın yaşadığı çok daha büyük tecrübeler oldu. Ben operasyon gereği havaalanı operasyonunun başındaydım, uçakların başındaydım. İlk günlerde merkezde değildim. Bu arada şöyle bir şey de gerçekleşti: Öz amcam, kızı, torunu, damadı, diğer torunu… Onlar da göçük altında kaldı. Adıyaman’da birçok akrabamızı kaybettik. Ve biz bunların hiçbirine gidemedik. Ben amcamı 10. gün gördüm. Çünkü orada bir kişi için değil; bütün insanlar için en hızlı ne yapabiliriz derdindeydik. Kendi arkadaşımız, eşimiz, dostumuz için ayrı bir derdimiz yoktu. Bütün insanlar için ne yapabiliriz, hızlı bir şekilde onun derdindeydik. Onun için mücadele verdik”.

Depremi 1999

GEREKİRSE ARABAMIZI DA SATAR, DESTEĞE DEVAM EDERİZ

“Bu uçakların ekonomik boyutu da vardı. Herhangi bir kurumdan destek alarak yapmıyorduk. Destek almadık derken, ASKON’un ekibi ve ATSO’nun eski başkanı rahmetli Ali Bahar’ın çok büyük katkı ve desteği oldu. Yani biz imece usulü, arkadaşlarımız ve çevremizle bunları yaptık. Ama belli bir aşamada, dördüncü ya da beşinci gündü, Cahit Urfan Başkanımız dedi ki: ‘Daha fazla ne yapabiliriz? Elimizdeki imkânlar, banka hesaplarımız bitti, her şeyimiz bitti. Mecbur devam edemeyeceğiz’. Ben de ona şunu söyledim: ‘Gerekirse altımızdaki arabaları satarız, bozarız. Önemli değil, her şeyimiz gitsin. Bugün yapamayacaksak ne zaman yapacağız?”

ÇOK ACI VE TALİHSİZ İR OLAYDI, AMA BİZİM İÇİN FIRSATTI

“Çok talihsiz bir olaydı, çok kötü günlerdi. Ama bizim için de, dışarıdaki insanlar için de çok büyük bir fırsattı. Yani bunları yapamadıktan sonra. paranın, pulun, arabanın, evin hiçbir değerinin olmadığını düşünüyorum. Orada her şeyimizi bu uğurda vermeyi göze aldık. Ve çok şükür devam ettirdik”.

6 Şubat Deprem (1)

45 GÜN DEPREM ÖLGESİNDE GÖREV YAPTILAR

“Bu süreci tamamen her şey normale dönene kadar sürdürdük. Yaklaşık 45 gün boyunca oradaki koordinasyon merkezimizde kaldık. Bütün yardımları oraya götürdük, Antalya’nın ilçeleri ve köyleri de dahil elimizden geldiğince ulaştırdık. Çok iyi bir organizasyon yaptık, çok iyi bir koordinasyon sağladık. Yine birçok insana canlı bir şekilde ulaştık. Bizimle beraber hareket eden gönüllü ekibimizin sayesinde birçok yere dokunduk, birçok şey yaptık”.

ASKER, POLİS VE SAĞLIKÇILAR DA DEPREMZEDE... ÇARİSİZLİK HAKİMDİ

“11 il aynı anda yıkılıyor. Burada zaten insanların kendilerinin bir şey yapması gerekiyor. O dönemde biz sahada olarak en çok kızdığımız şey, sosyal medyadan provokasyon yapanlardı. Oranın atmosferini bilmeden konuşanlar, ‘Bu polis niye gitmiyor, asker niye gitmiyor?’ diye. Oradaki polis de depremzede, asker de depremzede. O polisin evladını kaybetmiş, adam kendinde değil. Kolunu kaybetmiş, bacağını kaybetmiş… Bu insana ‘Niye görevini yapmıyor?’ demek çok yanlış şeylerdi”.

OLAYIN PSİKOLOJİSİNİ HALA ATLATAMADIK, HALA TEDAVİ GÖRENLER VAR

“O ortamları görmek ve yaşamak çok zor. Çok, çok zor… Hatta ekip arkadaşlarımız arasında hâlâ atlatamayanlar var. Üç yıldır üzerinden gelemiyorlar. Çok yakınımızda hâlâ bu tramvayı atlatamayan birçok insan var. Çünkü çok ağırdı. Şöyle düşünün: Sokakta yürüyorsunuz ve her enkazın altında onlarca çığlık… ‘Lütfen bizi kurtarın, lütfen bizi kurtarın…’ Ve yürürken enkaz başında birisinin ailesi gelip sizin yakanıza yapışıyor: ‘Çıkarmamız lazım, duymuyor musunuz sesi?’. O anda binlerce ses, binlerce insan… Biz bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz, operasyon yapıyoruz. Ama her yere yetişemiyorsunuz. O insanların psikolojisi iyi olmadığı için bize saldıranlar da oldu: ‘Niye bizim enkazımıza uğraşmıyorsunuz?’ diye. Aslında uğraşıyorduk, çok daha farklı yerlerde bir şeyler yapmaya çalışıyorduk. Çok zordu o psikoloji, inanılmaz zordu”.

5,7 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREMDE NE OLACAKSA OLSUN’ DEDİM

“Adıyaman merkezde bir yardım merkezi oluşturmuştuk. Orası Adıyaman Villaları’nın satış ofisinin olduğu bir yerdeydi. Hemen yanındaki bina yıkılmak üzereydi. Yıkılması an meselesiydi. Bizim üzerimize yıkılabilirdi. Bir gün akşam saatlerinde, geç vakitte 5,7 büyüklüğünde deprem oldu. Herkes yardım ofisinden dışarı çıktı. Çünkü bulunduğumuz yardım ofisi de güvenli değildi. Yanındaki binanın yıkılması an meselesiydi. Ben ise dondum kaldım. Bana bağırıyorlardı: ‘Dışarı çık, çık, dışarı çık’ diye. Ama o an çıkmak istemedim. Öyle bir ruh hâliydi ki… Yanlış bir psikoloji… ‘Ne olacaksa olsun’ dedim. Boş vermiştik. Yorgunluktu, duygusallıktı… O gördüğünüz şeylerden dolayı gerçekten kavrayamıyordunuz. O kadar çok insanı görüyorsunuz, o kadar çok acıyı… Her gördüğünüz acıyı kendi içinize atıyorsunuz. Artık ben de oturup “Ne olacaksa olsun” diyordum. İki metre dışarıya çıkmam yeterliydi. Ama o ruh hâli, insanın ruh hâli çok değişiyor, çok değişti”.

ANTALYA’DAKİ BİNALAR TABUT GİBİ, DÖNÜŞÜM ŞART

“Antalya’da en önemli konu; kentsel dönüşüm. Bunu birçok mühendislik odamız yıllardır gündemde tutmaya çalışıyor. Kentsel dönüşümün gerçeği var. 2000 yılından önce yapı denetim sistemi yoktu. 2000 yılından önceki yapılar o kadar riskli ki, tabut diyebiliriz. İnsanlar maalesef tabutlarda yaşıyor. 2000 yılından sonra deprem yönetmelikleriyle birlikte birçok şey değişti. Her yıl güncelleniyor. Antalya’da 2000 yılı öncesi inanılmaz bir yapı stoku var. Bakanlıklarımız bu yapıları kentsel dönüşüme yönlendirmeye çalışıyor”.

İNSANLAR METREKARE KAYBI NEDENİ İLE DÖNÜŞÜMDAN KAÇINIYOR

“Şimdi düşünün: 30 yıllık bir binada oturuyorsunuz. Bir daireniz var. Emeklisiniz, öğretmensiniz, fark etmez… Elinizdeki tek daireyi kentsel dönüşüme sokmak istiyorsunuz. Yeni ve güvenli bir binada oturmak istiyorsunuz. Ama 100 metrekare daireniz var. 3-4 çocuğunuz var. Kentsel dönüşüme girerken metrekare kaybınız olacak. Müteahhitle anlaşmanız gerekiyor. Mevcut emsal üzerinden girerseniz 100 metrekarelik daireniz 50 metrekareye düşüyor. Üç-dört çocuklu bir aile 50 metrekarede oturamayacağı için insanlar kentsel dönüşüme girmiyor. Bir de şu var: insanlar müteahhitlerin batmasından, kentsel dönüşümlerin yarım kalmasından çok tedirgin. “Ya ben evimden çıkarım da mağdur olurum” korkusu var”.

MÜTEAHHİTLERİN TEMİNAT ZORUNLULUĞU ATLANIYOR

“Aslında bakanlığımızın çıkardığı yasada kentsel dönüşüm yapan müteahhit firmaların teminat zorunluluğu var. Yani böyle bir risk söz konusu değil. Bakanlık teminat şartı koşuyor. Buradaki en büyük sıkıntı emsal programı. Biz mühendislik camiasında dikey yapılaşmanın doğru olmadığını biliyoruz. Ama şahsi düşüncem, birçok meslektaşımın da düşüncesi şu: insanların tabutlarda yaşamasındansa emsal artışıyla kentsel dönüşüme teşvik edilmesi gerekiyor”.

KENTSEL ÖNÜŞÜMDE TEKNİK ÇÖZÜM MÜMKÜN

“30 yıllık binanızı kentsel dönüşüme verdiğinizde 50 metrekare daire alıyorsunuz, bunu istemiyorsunuz. Ama 100 metrekare daireniz 85 metrekareye düşse, yeni ve güvenli bir daireye kavuşsanız, herkes bunu kabul eder. Burada teknik anlamda çözüm gerekiyor. İnsanların artık tabutlarda yaşamaması lazım. Ülkemizde var, Antalya’da var, her yerde var. İnşallah böyle acılar yaşamayız ama bu ihtimal geliyor. Hazırlıklı olmamız gerekiyor”.

ANTALYA RİSKLİ BÖLGEDE, TABUT BİNALARDAN KURTULMALIYIZ

“Birçok mühendis ve bilim insanı, Antalya’da olası bir depremle ilgili yorum yapıyor. Ama 6 Şubat depremlerinde kimsenin öngöremeyeceği şiddette kırılmalar oldu. Bunu öngörmek doğru olmaz. Antalya için elimizdeki teknik verilere göre zemin değerleri üzerinden yorum yapabiliriz. Antalya deprem bölgesinde. Hangi bölgelerin zemini sıkıntılı, sadece bunun hakkında konuşabiliriz. “Şu bölge yıkılır, bu bölge yıkılır” demek doğru değil. Konyaaltı Bölgesi malum, zemin yapısı sıkıntılı. Ama dediğim gibi kesin öngörü yapılamaz. Öngörebildiğimiz tek şey: eski binalar. Ben onlara “tabut” diyorum. Bir an önce bu tabutlardan kurtulmamız gerekiyor. En elzem konu bu”.

YAPILARIMIZI GÜNCELLEMEZSEK AYNI ACILARI TEKRAR YAŞAYACAĞIZ

“Depremin üzerinden 3 yıl geçti ve ben ülke olarak ders aldığımızı düşünüyorum. Herkesin daha duyarlı olduğunu düşünüyorum. Artık bu gerçeği çok daha yakın yaşadığını, hissettiğini biliyorum. Ama ders noktasında dediğim gibi, bir an önce yapılarımızı güncellememiz gerekiyor. Ne olursa olsun yapılarımızı güncellemezsek bu acılar tekrar yaşanacak. Bugün benim kardeşim, yarın sizin kardeşiniz… Herkesin eşi, dostu… Sonuçta Türk vatandaşı bu acıları yaşayacak”.

Muhabir: HASAN YAVAŞLAR