Antalya Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Muhittin Böcek’in rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında yeni gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Böcek’in 4 Mayıs’ta yargılandığı davanın 2’inci duruşması geride kalırken Muhittin ve Gökhan Böcek’in itirafçı olması gündeme bomba gibi düşmüştü.

Gökhan Böcek, etkin pişmanlıktan yararlanarak 2 Mayıs’ta Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na ek ifade vermişti. Ardından Muhittin Böcek’in etkin pişmanlıktan faydalanarak ek ifade verdi. Tutuklu bulunan Muhittin Böcek, savcılığa verdiği ifadede Gökhan Böcek’in Veli Ağababa aracılığıyla “1 milyon euro adaylık rüşveti” iddiasını doğrulamıştı. Yaşanan gelişmenin ardından CHP içinde tartışmaları alevlendirirken CHP Genel Başkan Özgür Özel grup toplantısında konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel açıklamasında, bugüne kadar iftiracılara boyun eğmeyeceğini söyledi.

DÖRT TAPUYU GÖSTERİYOR

Özel şu sözlere yer verdi;

Dört tapuyu gösteriyor; göze bakamadan, basına bakamadan, yere bakarak. Sonra diyor ki: Özgür Özel bu tapuları açıklarken iki şey var. Birincisi, asrın yolsuzluğunu artırıyor. İkincisi, kendisinin bir işi var. Muhittin Böcek… İtirafçı olacak ama daha vakti var. 15 Ocak tarihini veriyor, videosu var. Manisa’da bir benzin istasyonunda basın açıklaması var. Muhittin Böcek onu itiraf edecek. Özgür Özel bu yüzden bunu yapmaya çalışıyor.

SOMUT BİR ŞEY ORTAYA KONAMIYOR

Sonra ne oldu? Tam bunu söyledikten sonra Muhittin Böcek’in şoförleri, korumaları ve o gün yanında olanlar ifadeye alındı. Beklenmedik bir şey oldu. Beklenen şuydu: Muhittin Böcek orada geçmiş, Manisa’da bir kişi daha geçmiş, o kişiye yüklenmişler. “Bu kişiye para verdi” denmiş. Ancak Muhittin Böcek’in şoförlerinin bulunduğu mekânın kamera kayıtları, onun oraya gittiğini ve sonra Manisa’ya doğru tek başına hareket ettiğini gösteriyor. Somut bir şey ortaya konamıyor.

50 MİLYON EURO

O gün söylenen tutar 50 milyon euro. Yani bir kamyonet dolusu para çantayla taşınacak gibi anlatılıyor. Öyle ifade verilmiş. Muhittin Böcek’in önüne bu ifadeyi altı ay önce getirdiklerinde söylemişim: Otobüsün üstünden koyup Özgür Özel’e verilmek üzere 50 milyon euro. Sonra o gün 20 milyona düşürüyorlar. “Benzinlikte verdim diye imza at, çık kurtul” diyorlar. Muhittin Böcek imzalamıyor.

CAVİT ARI AÇIKLAMASI

Bunu bana, Cavit Arı’ya ve kendisini ziyaret eden bütün milletvekillerine gösterdi. Altında İstanbul’daki bir savcının ifade imzası varmış. “Bunu imzala, kurtul” diyorlar. Ama imzalamıyor. Bakın sonra ne oluyor biliyor musunuz? Oradaki koruma polisinin cep telefonuna bir adres atıldığı ortaya çıkıyor. O adresi açıp gittiklerinde kimseyle buluşmadıkları anlaşılıyor. Adresi atan kişinin rahmetli Ferdi Zeyrek olduğu görülüyor.

İFTİRA ŞU: “MUHİTTİN BÖCEK PARALARI FERDİ’YE VERDİ

Bakın ne oldu biliyor musunuz? Oradaki koruma polisinin cep telefonuna bir adres atıldığı ortaya çıktı. O adresi açıp gittiklerinde kimseyle buluşmadıkları için adresi atan kişinin rahmetli Ferdi Zeyrek olduğu görülecek. Ferdi Zeyrek, Muhittin Bey’e “Konumu attık, buradayız” diyor. Kendi proje ekibiyle yedi kişi, yanında projeyi anlatacak danışman ve mimarlık ofisiyle oturdukları, Manisa’da toplu taşıma, hafif raylı sistem, ucuz su, halk ekmek üzerine çalıştıkları, sonra hep beraber Manisa kebabı yiyip vedalaştıkları anlatılıyor. Hiçbir yalnız kalma durumu yok. Ama iftira şu: “Muhittin Böcek paraları Ferdi’ye verdi. Ferdi de o paraları Özgür’e verdi.” Böyle bir şey yok. Ferdi’ye iftira atılacak.

GÖKHAN ÖNCE SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ

Devlete emanet cep telefonundan, Muhittin Böcek’in oğlunun ve gelininin kaydettiği özel görüntülerden biri kamuoyuna servis edildi. Hatta dilim varmıyor ama bu iftirayı atan site hâlâ engellenmedi. Ele geçirilmiş bir sitenin üzerinden, gelininin aslında Muhittin Böcek’in sevgilisi olduğu ve oğluyla evlendirildiği gibi iğrenç bir iftirayla video yayımlandı. “Devamı gelecek” dediler.

Biz de basından okuduk. Gökhan önce sinir krizi geçirdi. “Tamam, getirin ne istiyorsanız imzalayacağım” dediği ortaya çıktı. O gün gittiler. Avukatların tutanağı var. Savcıya, “Getir ne istiyorsan imzalayacağım” dedi. Antalya Cumhuriyet Başsavcısı ise, “Bizim böyle bir usulümüz yok” yanıtını verdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na götürüldü. Gökhan Böcek’e itirafçı olması için bir şans verildi. Ertesi gün Antalya’da yargılandı. İstanbul’da henüz bir şey yoktu. Zuhal Böcek’İ de İstanbul’a getirmişler, orada bir ifade alınmış. Allah şaşırtacak ya… Namuslu bütün savcılar ve hâkimler hem dinlesin hem de onlara minnetimi bilsin. Uzaktan bağlanan operasyon savcıları değil; bağlantı olmayınca, sorular yanlışlıkla hesap edilmedik bir şekilde Antalya’dan bir normal savcıya yönlendirildi.

Savcı diyor ki: “Bakın, Manisa’daydı ya 15’inde. 15 günlük bir ayrılık verip yine 15’ini hedefleyen… Ben gittim, bu paraları Cumhuriyet Halk Partisi’nin altıncı katında birinin söylediği birine verdim.” Bu kadar ifade siyaseten yeterliydi. İstanbul’a yeterdi. Onlar bunu CHP’yi kirletmek, milletvekillerini ve genel başkanı yıpratmak için kullanacaklardı.

Savcı soruyor:

Parayı nereden çektin? Önce elli milyon, sonra yirmi milyon, sonra bir milyon… “Sırt çantasına sığacak tutar bir milyon” diyor.

Ankara’ya nasıl gittin? “Uçakla gittim.”

Parayı nereden çektin? “Para çekmedim, eşten dosttan topladım.”

Seni uçağa kim bindirdi? “Hatırlamıyorum.”

Ankara’da uçaktan kim aldı? “Hatırlamıyorum.”

Genel merkeze ne zaman gittin? “Bilmiyorum.”

Uçağı biliyor ama günü bilmiyor. Çünkü o tarihteki kamera kayıtlarına bakılacağını biliyoruz. 15 günlük bir sürede gelmiştir, gitmiştir diye hesap ediyor.

“Altıncı kata girdim, kapıya adımı söyledim, altıncı katta dediler. Çıktım.” İlk ifadede bu yazıyor.

Kime verdin? “O ismi unuttum. 1.70 boylarında bir erkekti.”

Senden parayı isteyene konuştun mu? “Ben konuşmadım, o konuştu.”

Bu kadar parayı verdiğin kişinin adını bilmiyor musun? “Bilmiyorum.”

Teyit almadın mı? “Almadım.”

Sonra? “Uzaklaştım.”

BENİM GENİŞ ZAMANLI TALİMATIM VARDI

Muhittin Böcek’in ifadesi alınıyor. Muhittin Böcek şöyle diyor: “Adaylığımla ilgisi yok. Partiye yapılan maddi katkılar her zaman bağış niteliğindedir. Oğluma geniş zamanlı olarak ‘Parti bir şey isterse ver’ demiştim. Genel Başkan da ‘Partinize sahip çıkın, maddi manevi arkasında olun, kampanyanın yanında durun’ demişti. Benim geniş zamanlı talimatım vardı. Oğlum bu talimatı almış, götürmüş. Benim haberim yok.”

TORUNUNA İFTİRA ATTILAR

Çünkü Muhittin Bey’in mal varlığına el konulana kadar… Adam otobüs muavinliğinden başlamış, kamyon muavinliği, otobüs muavinliği yapmış. Kendi çalışmasıyla büyük bir servet edinmiş. Malına el koydular, torununa iftira attılar. O çocuk büyüyecek, tarih önünde biz bunları ispatlamazsak o çocuk bu iftiralarla büyüyecek. AK Parti’nin kara düzeni, bu iftiraları attırmak için devreye giriyor. Devletin kayıtlarına sokuyorlar. Mal varlığına çökünce diyorlar ki: “Muhittin Bey, oğlunun ifadesini doğrula, mallarını geri al.” Oğlunun ifadesini doğrulaması için baskı yapılıyor. Ama Muhittin Böcek, Akın Gürlek’in kendisine “iftiracı” dediği dönemde bile kendi el yazısıyla yazıp kendi web sayfasından yayınlamıştı: “Bir kuruş verdiysem adi şerefsizim, ispatlamayan namussuz şerefsizdir.”

ÇELİŞKİLER BU ŞEKİLDE GİDERİLMEYE ÇALIŞILIYOR

O dönemde de bunları söylemişti. Ancak mal varlığına el konulup çocukları ve ailesi üzerinden baskı yapılınca, gördüğünüz gibi çelişkili ifadeler ortaya çıkıyor. Gökhan’ın söylediklerini babasının talimatıyla değil, geniş zamanlı bir yönlendirmeyle yaptığını iddia ediyorlar. Ancak günü ve ayrıntıları çeliştiremiyorlar. Zuhal Böcek’ten ifade alınıyor, ek iddianame hazırlanıyor. “Kocamı uçaktan ben aldım” diyor. Oysa Ankara’da olan bir kişi Antalya’da nasıl aynı anda bulunabilir? Çelişkiler bu şekilde giderilmeye çalışılıyor.

CHP’NİN KURUMSAL KİMLİĞİNE İFTARA

Ve bunun üzerinden utanmadan, sıkılmadan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğine iftira atılıyor. “Aday gösterilmeden önce para istendi” deniyor. Muhittin Böcek bugünkü ifadesinde “dahil” demiş. O gün bir salon verilmedi diye infial olmuş, adaylık açıklamasından çekilmiş. “Kürt seçmen kırıldıysa seçilemez” denmiş, yeni anket yapılmış. Anket üç buçuk puan önde çıkmış, ertesi gün adaylaştırılmış. Ama o kadar çirkin bir tablo ki… “Muhittin Böcek’ten aldığımız parayı anket yaptırmaya harcamış olabiliriz” deniyor. Bu, bir kişinin nasıl itirafçı olmaya ve iftiracılığa zorlandığının örneği."

Muhabir: ABDULREZZAK KILIÇ