İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali ve ardından tutuklanmasıyla başlayan sürecin üzerinden bir yıl geçerken Antalya Barosu dikkat çeken açıklamada bulundu. Açıklamada, geçen bir bir yılının yalnızca bir siyasi sürecin değil: aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin, ifade hürriyetinin ve anayasal güvencelerin hedef alındığı bir dönem olarak tarihe geçtiğini ifade edildi. Yargı bağımsızlığının zedelendiğini açıklayan baro, hukuki güvencelerin ortadan kalktığı ve demokratik itirazların baskı altına alındığı bir tabloya işaret ederek, hukuk devleti mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.

Ekrem

“SÜRECİN ÜZERİNDEN TAM BİR YIL GEÇTİ”

Antalya Barosu tarafından yapılan açıklamada şu sözlere yer verildi:

“Bugün 19 Mart 2026, ülkemizin hukuk tarihine ve demokrasi kültürüne ağır bir yara olarak kayıtlara geçen; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 18 Mart 2025 tarihinde diplomasının iptal edilmesi ve 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınıp ardından tutuklanmasıyla başlayan sürecin üzerinden tam bir yıl geçti. Bu tarih yalnızca bir siyasetçinin hukuk eli ile ablukaya alınmasının değil, aynı zamanda temel hak ve hürriyetlerin, ifade özgürlüğünün ve anayasal güvencelerin açıkça hedefe konulduğu, iktidarın kamu gücüyle sınırsızlaştırıldığı bir dönüm noktasını ifade etmektedir.

Antalya Eylemi (4)

"ANAYASASIZLAŞTIRMA" SÜRECİ

Daha önce de birçok kez vurguladığımız üzere, yargının tarafsızlığını yitirdiği, Anayasal kuralların uygulanmadığı, siyasetin baskı aracı haline geldiği, yasaların özüne aykırı biçimde yurttaşların temel hak ve özgürlükleri üzerinde tahakküm oluşturduğu "Anayasasızlaştırma" süreci, hukuk devleti olmanın gerekleriyle örtüşmemektedir. 19 Mart 2025 Saraçhane olayları ve ardından ülke geneline yayılan demokratik itirazlar, anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımından ibaretken, bu hak orantısız müdahalelerle ve hukuki dayanaktan yoksun soruşturmalarla bastırılmaya çalışılmıştır. Sanatçılardan aydınlara gazetecilerden öğrencilere ve meslektaşlarımıza kadar toplumun geniş kesimleri üzerinde kurulan bu baskı iklimi, ifade özgürlüğünün ve barışçıl toplanma hakkının fiilen askıya alındığının somut göstergesi olmuştur.

ANTALYA’YA DA SIÇRADI

Bu hukuksuzluk sarmalı kentimize de sirayet etmiş, Antalya'da anayasal ve demokratik haklarını kullanarak itirazlarını dile getiren başta üniversite öğrencisi gençlerimiz olmak üzere yurttaşlarımız haksız gözaltı ve tutuklama süreçlerine maruz bırakılmıştır. Antalya Barosu olarak kentimizde yaşanan bu ölçüsüz müdahaleler karşısında, meslektaşlarımızın gönüllü katılımı ve özverisiyle adliye ve kolluk birimlerinde etkin bir hukuki koruma sağlanmıştır. Hukuk güvenliğinin ihlal edildiği bu zorlu süreçte, hiçbir yurttaşımızın ve gencimizin savunmasız bırakılmayacağı gerçeği, "Bu Kentin Bir Barosu Var" kararlılığıyla ve tam bir hukuki sorumluluk bilinciyle meslektaşlarımız tarafından tarihi, mesleki ve toplumsal bir duruş gösterilerek yerine getirilmiştir.

Antalya’daki Migros Işçilerinin Eylemine Destek Geldi (1)-1

KUVVETLER AYRILIĞI İLKESİNİ ZEDELEMİŞTİR

Yaşanan bu sürecin niteliğini ve yargı bağımsızlığına verilen onarılamaz tahribatı gözler önüne seren en çarpıcı gelişmelerden biri de şüphesiz yargının idari yapılanmasındaki açıkça politize olmuş değişimlerdir. 19 Mart sürecindeki soruşturmaları bizzat yürüten, muhalefete, gazetecilere ve sivil toplum örgütlerine yönelik davalarda yer alan yargı mensuplarının, çok geçmeden Adalet Bakanlığı bünyesine getirilmesi kamuoyundaki endişelerin ne denli haklı olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle bu soruşturmaların başında görevli adli yargı mensubunun yürütme erkine atanması, kuvvetler ayrılığı ilkesini zedelemiştir.

HUKUK GÜVENLİĞİ ORTADAN KALKTI YURTTAŞIN HAKKI GÜVENDE DEĞİL

Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, hukuk güvenliği ilkesinin fiilen ortadan kaldırıldığı, siyasi davaların bürokratik ödüllendirme mekanizmasına dönüştüğü bir düzende hiçbir yurttaşın hakkı güvende değildir. Antalya Barosu olarak; anayasal ilke ve kuralların korunduğu, anayasal mekanizmaların çalışmasına yürütme ve yargı erklerince müdahale edilmediği, hak ihlallerinin yaşanmadığı, bağımsız, özgür ve öngörülebilir bir hukuk devleti için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

Muhabir: ABDULREZZAK KILIÇ