Antalya Barosu, son dönemlerde yargı kararlarının uygulanmamasına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Hakim Ahmet Çakmak hakkında Danıştay 5'inci Dairesi tarafından verilen, meslekten çıkarma kararını iptal ederek göreve iade hükmü kuran kesinleşmiş yargı kararının, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından uygulanmamasına tepki gösteren Antalya Barosu yazılı bir açıklamada bulundu.

“HUKUK DEVLETİ İLKESİNDEN BAHSETME İMKANI BULUNMAMAKTADIR”
HSK tarafından Hakim Ahmet Çakmak hakkındaki kararın uygulanmamasının hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığının altını çizen Antalya Barosu, “Yargı bağımsızlığının güvencesi olması gereken HSK tarafından yargı kararlarının uygulanmadığı bir zeminde hukuk devleti ilkelerinin ve insan haklarının varlığından bahsedebilme imkanı bulunmamaktadır. Hukuk güvenliğinin yerini yargı kararlarını devre dışı bırakan bu sistematik uygulamaların alması toplumsal barışın temelindeki adalet duygusunu kökten sarsmaktadır” dedi.

“HUKUK GÜVENLİĞİNİ TAMAMEN ORTADAN KALDIRIR BİR SİLSİLEYE DÖNÜŞMÜŞTÜR”
Konuya ilişkin resmi sosyal medya hesabı üzerinden yazılı açıklama yapan Antalya Barosu şu ifadelere yer verdi:
“Hukuk devleti, gücünü kuralların kağıt üzerindeki varlığından değil, bu kuralların istisnasız uygulanmasından ve yargı kararlarının bağlayıcılığından almaktadır. Ancak son dönemde, özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasıyla başlayan ve giderek bir yönetim pratiğine dönüşen yargı kararlarını tanımama tutumu, bugün itibarıyla hukuk güvenliğini tamamen ortadan kaldırır bir silsileye dönüşmüştür.
“YARGI KARARLARINA UYMA ZORUNLULUĞUNUN ORTADAN KALDIRILMASI NİTELİĞİNDEDİR”
Hakim Ahmet Çakmak hakkında Danıştay 5'inci Dairesi tarafından verilen, meslekten çıkarma kararını iptal ederek göreve iade hükmü kuran kesinleşmiş yargı kararının, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından zımnen reddedilerek işlevsiz bırakılması bu yönüyle simgesel anlam ifade etmektedir. Danıştay’ın yerleşik içtihadını ve hukuk normlarını gözeterek verdiği iade kararının HSK tarafından yok sayılması, basit bir usul hatası veya idari takdir yetkisi değildir. Bu tutum Anayasa’nın 2'nci maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin tasfiyesi ve 138'inci maddesinde yer alan yargı kararlarına uyma zorunluluğunun ortadan kaldırılması niteliğindedir.

“KENDİ VAROLUŞ ZEMİNİNE AYKIRIDIR”
Mahkeme kararlarının idarenin süzgecinden geçirilerek neredeyse siyasi bir yerindelik denetimine dönüştüğü bir düzlemde; hukuk devleti ve hukuk güvenliğinden bahsedebilmek mümkün değildir. Bu husus Hakimler ve Savcılar Kurulunun anayasal statüsü ile de doğrudan çelişmektedir. Hakimler ve Savcılar Kurulu, Anayasal statüsü gereği yargı bağımsızlığının ve hâkimlik teminatının yegane güvencesi olmak, buna uygun davranmak zorundadır. Ancak bizzat bu kurulun, yüksek mahkeme kararlarını etkisiz kılan bir tutum sergilemesi, kendi varoluş zeminine aykırıdır.
“ADALET DUYGUSUNU KÖKTEN SARSMAKTADIR”
Önemle hatırlatmak gerekir ki; yargı bağımsızlığının güvencesi olması gereken HSK tarafından yargı kararlarının uygulanmadığı bir zeminde hukuk devleti ilkelerinin ve insan haklarının varlığından bahsedebilme imkanı bulunmamaktadır. Hukuk güvenliğinin yerini yargı kararlarını devre dışı bırakan bu sistematik uygulamaların alması toplumsal barışın temelindeki adalet duygusunu kökten sarsmaktadır.

“SUÇ OLUŞTURAN TUTUMDAN DERHAL VAZGEÇMEYE DAVET EDİYORUZ”
Antalya Barosu olarak kesinleşmiş yargı kararlarının siyasi veya idari yerindelik denetimlerine tabi tutulmasının söz konusu edilemeyeceğini belirtiyor, Hakimler ve Savcılar Kurulunu; anayasayı ihlal eden ve suç oluşturan tutumdan derhal vazgeçmeye, Danıştay kararının gereğini Anayasanın 138. maddesi çerçevesinde yerine getirmeye davet ediyoruz. Yargı bağımsızlığını, hukuk devletini ve insan haklarını savunma ve koruma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.”




