Konyaaltı Sanayici ve İşinsanları Derneği (KONYSİAD) olağan toplantısı, üyelerin ve protokolün katılımı ile gerçekleştirildi. Konyaaltı Kaymakamı Rahmi Köse ile Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın da katıldığı toplantıda konuşan KONYSİAD Üyesi Deniz Kavazoğlu, Antalya’nın en önemli sorunlarının trafik ve ulaşım ile turizm gelirlerinden şehrin yeterince pay alamaması olduğunu belirtti. Yol sorununun, daha fazla yol yaparak çözülemeyeceğinin görüldüğünü belirten Kavazoğlu, turizm konusunda ise milyonlarca turisti ağırlayan Antalya, bu turistten yeterince istifade edemediğini söyledi.

50 YILA DAYANAN SİYASET HAYATI

Toplantının konuğu olan Antalya Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Hasan Subaşı, “Antalya’nın Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir sunum yaptı. Yaklaşık 50 yıllık bir siyasi hayatının olduğunu belirten Subaşı, “Adalet Partisi gençlik kollarında başlayan siyasi hayatım, Doğru Yol Partisi ile devam etti ve İYİ Parti ile bitti. Artık aktif siyasetin içinde değilim” dedi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Hasan Subaşı’ndan Çok Konuşulacak Açıklamalar (3)

BAŞKAN SEÇİLDİĞİMDE VAHİM TABLO BENİ ÇOK KORKUTTU

Genç bir hukukçu iken 1989’da belediye başkanı seçildiğini belirten Subaşı, “Siyasete yabancı olmamama rağmen belediye başkanlığı beni korkutuyordu. DYP’nin teklifini kabul ederek başkanlığa başladım. İlk günlerde vahim bir tablo ile karşılaştım. Kentin hiç altyapısı ve kanalizasyonu yoktu. Kentin yapısı atıkları taşıyamaz hale getirmişti. Nüfus 400 bin idi ve her yıl giderek artıyordu. Her yıl bir Burdur nüfusu eklendiği için bu kente hizmetin nasıl yeteceğini çok düşündüm” şeklinde konuştu.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Hasan Subaşı’ndan Çok Konuşulacak Açıklamalar (2)

SU İHTİYACI ÇEŞMELERDEN KARŞILANIYORDU

Antalya’nın altyapısı yokken başkan seçildiğini belirten Subaşı, “Konyaaltı’nın planı yoktu. Hurma Mahallesi bir köydü ve su ihtiyacını çeşmelerden karşılıyordu. Aynı şekilde Güzeloba ve Kepez’de de şehir suyu bağlı değildi. Altyapısı bu kadar sorunlu bir şehirde, önce altyapıyla başlamak gerekirken, mezbaha, toptancı hal, otogar gibi 50 yıl önce kasaba iken yapılan üstyapı hizmetleri de acil olarak yapılmalıydı. Üstelik Antalya hiç durmadan sürekli büyüyordu. Cenazeler kalkacaktı ancak şehir merkezindeki Andızlı Mezarlığı doluydu. Bu durum beni korkuttu, hatta dehşete düşürdü. Uncalı Mezarlığı projesini hayata geçirdik” diye konuştu.

İLK YILLARDA İSTİFA ETMEYİ DÜŞÜNDÜM

Gecekonduları engellemenin çok zor olduğunu belirten Subaşı, konuşmasını şöyle tamamladı: “Göç ve gecekondu devam ettiği için çok katlı yapılaşma başladı. 15 katlı binalarda yangın çıkması halinde oraya müdahale edecek bir itfaiye aracının olmadığını ve bir yangın çıkıp felaket yaşanması halinde istifa edeceğimi düşündüm. Türkiye’nin imkanları çok kısıtlıydı, Ankara’ya gidip durumu anlattığımda bana gülerler ve “Antalya’da yoksa kimde var” derlerdi. İller Bankası geliri çok düşüktü, turizm firmalarının merkezleri Ankara ve İstanbul’da olduğu için Antalya’ya yansımazdı. Türkiye’ye bu durumu anlatamadım ancak Avrupa ve Dünya Bankası projeleri üreterek fonlardan kaynaklar aldık. Türkiye’de bu fonlardan en çok yararlanan kurumlardan biri olduk”.

YAMANSAZ VE MASADAĞI PROJELERİNİN HİKAYESİ

Türkiye’nin şehir planlamasında çok geri kaldığını belirten Subaşı, “Şehir plancıları son 30-40 yılda yetişmeye başladı. O dönem Antalya’dan mezun olan tüm şehir plancılarını belediyeye almıştım. O günkü şehir plancıları ve çevre mühendisleri; bugün hala ilçe belediyelerinde hizmet veriyor. Belediyelerin şehir planı yapma yetkisi yoktu. Ülkede insanların evi yok, konut ihtiyacı ise çoktu. Antalya’da da Meltem gibi toplu konuklar kooperatifçilik örneği ile 10-15 katlı kooperatif ve toplu konutlar yapılmaya başladı. Tarım alanlarını alan kooperatifler, belediyelere baskı yaparlar ve belediyeler de insanların konut sahibi olması için imar düzenlemesi ile yüksek katlı mahalleler oluştu. Bu bir facia oldu. Ama o dönemde şehirler büyük ölçüde bozuldu. Biz bunu dizginleyebilmek için Yamansaz ve Masadağı üzerlerinde konut kooperatifleri yasaklayıp bu bölgelere yönlendirdik. Antalya’da imarsız alanlarda toprak alıp imar geçirerek bina dikilmesinin önüne geçtik. Ancak biz bunun önlemini alana kadar kentte ciddi tahribat yaşandı” ifadelerini kullandı.

Hasan Subaşı

OY BİRLİĞİ İLE GEÇEN KARARLAR BAĞLAYICI OLDU

İmar yoluyla yaşanan felaketin birkaç yol sürdüğünü belirten Subaşı, “Meclislerden bu tür kararlar oy birliği ile çıktı. Siyasi partiler sorumluluk almıyordu. Ancak benim oluşturduğum ekipler, Masadağı ve Yamansaz’ı hazırlayıp kent içinde kooperatifleşmeyi sonlandırdı. Ancak bu süreçte benim meclisimden de oy birliği ile geçen kararlar oldu. Meclis üyeleri ve belediye başkanları, insanların konut sahibi olmasından memnun da oluyordu. Doğru olmadığını bildiğim ve engellemeye çalıştığım olaylar oldu. Ancak oybirliği ile alınan kararlar bağlayıcıdır ve benim de yapacağım bir şey kalmadı” açıklamalarında bulundu.

ANTALYA KASABA GİBİYDİ, DÜNYA KENTİ OLDU

İlk seçim çalışmalarına mavi broşür ile başladığını belirten Hasan Subaşı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Tüm mal varlığım, fikirlerimi, projelerimi ve görüşlerimi mavi broşüre yazdım. Türkiye’de ilk kez uygulanan bu tablo, insanların güvenini sağladı, bana da güç verdi. Kalekapısı’ndaki işyerlerini yıkarken, insanlar kendilerine bir çözüm bulunacağı düşüncesi baskın oldu. Caddeleri açmak çok önemliydi. 100. Yıl Bulvarı’nı açmak bizi çok yordu ve maliyet olarak da zorladı. En çok masrafı da oraya yaptık. Ben göreve geldiğim 1989 yılında mezbahanın kanı denize dökülüyordu, toptancı hal ve otogar gibi yerler bir kasaba görüntüsündeydi. 10 yıllık başkanlık dönemimde verdiğim tüm sözleri yerine getirdim ve bu benim için büyük gurur oldu”.

CAM PİRAMİT’İN YAPIM HİKAYESİ

Cam Piramit’i yapmak için 3 Milyon liraya ihtiyaçlarının olduğunu belirten Subaşı, kentin sembul yapılarından biri olan Cam Piramit’in yapılış hikayesini şöyle anlattı: “Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Dünya Ormancılık Kongresi’nin yapılacağı Cam Piramit’in yapımı için gereken kaynağın aktarılmasını istedi. Ancak hükümetten böyle bir adım gelmedi. Rahmetli Sakıb Sabancı telefonla arayarak ihtiyacımız olan rakamı kendisinin vereceğini söyledi. Cam Piramit, Dünya Ormancılık Kongresi’ne yetiştirildi ve mükemmel bir organizasyon olmuştu. Ancak Cam Piramit’in yapısı nedeni ile çok eleştirildim, hatta Siyonist ve sapkın bir tarikat üyesi olduğum için bunu yaptığımı iddia ettiler. Bu duruma beni çok üzmüştü”.

BÜYÜKŞEHİR YASASINDAN VAZGEÇİLMELİ

Antalya’ya daha iyi hizmet etmek için büyükşehir yasasından vazgeçilmesi gerektiğini belirten Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Hasan Subaşı, ilçelerin güçlenerek, köylerin eski statüsüne kavuşarak ve tarımı daha cazip hale getirerek köyden kente göçün önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çekti.

BEKİR KUMBUL, ATATÜRK İSMİYLE BENİM ADIMI KALDIRDI

Hasan Subaşı Parkı’nın isminin Atatürk Parkı olarak değiştirilmesine kırıldığını belirten Subaşı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü hukuki veya etik bir uygulama olmadı. Hasan Subaşı ismini Muratpaşa Belediyesi oybirliği ile almıştı, ben onaylamadım. Hatta Subaşı Caddesi’nin ismini de onaylamamıştım benden sonra onayladılar. Bekir Kumbul döneminde bir anda karar alındı ve kimsenin itiraz edemeyeceği düşünülerek Atatürk ismi verildi. Şu anda o parkın kayıtlarda bir ismi yok. İsim değişikliği, meclis gündemine getirilmeden yapılmıştır. Konyaaltı Caddesi’ndeki parkın ismi de Atatürk. 500 metre arayla iki tane Atatürk parkı olur mu? Bu durum Bekir Kumbul’a yakışmadı ve bu durum beni üzdü, kırdı”.

Muhabir: HASAN YAVAŞLAR