Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 yılı Eylül ayında aldığı kararla, Manavgat ilçesinde Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırları içerisinde bulunan Tazı Kanyonu’na girişler ücretli hale getirilmişti. Belediyenin turizm gelirlerini artırmak ve alanın korunmasını sağlamak amacıyla hayata geçirdiği uygulama, kamuoyunda farklı değerlendirmelere neden oldu. Özellikle yerel halk ve doğaseverler, kanyonun herhangi bir arkeolojik kalıntı içermeyen, Köprüçay’ın aşındırmasıyla oluşmuş doğal bir jeolojik yapı olduğuna dikkat çekerek müze ve antik kentlerle aynı kategoride ücretlendirilmesini eleştirdi.

Konglomera kayaların aşınmasıyla meydana gelen ve 100 metreyi aşan dik duvarlara sahip bir yarma vadi niteliği taşıyan Tazı Kanyonu’nun, oluşum süreci buzul çağına dayanan tamamen doğal bir alan olduğu belirtildi. Bu çerçevede uygulanan ücret tarifesinin niteliği ve yerli-yabancı ziyaretçiler arasında farklı fiyatlandırma yapılması, erişim hakkı ve kamu yararı açısından tartışma konusu oldu.

“100 METREYİ AŞAN DUVAR YÜKSEKLİĞİNE SAHİP BİR YARMA VADİDİR”
Tazı Kanyonu tarihi bir alan değil, Antalya'nın Manavgat ilçesinde Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırları içinde yer alan, Köprüçay'ın aşındırmasıyla oluşmuş doğal bir oluşu olduğunu vurgulayan bölge halkı “Oluşumu buzul çağına dayanan bu doğa harikası, antik bir yapı ya da tarihi kalıntı içermez. Doğal Oluşum: Konglomera kayaların aşınmasıyla meydana gelmiştir. Antalya, Manavgat, Köprülü Kanyon Milli Parkı içerisindedir. 100 metreyi aşan duvar yüksekliğine sahip bir yarma vadidir.

“YERLİYE 1 TURİSTE 10 OLMAMALI EN AZINDAN”
Tazı Kanyonu’ndaki ücretlere tepki gösteren yurttaşlar, “Özetle, Tazı Kanyonu tarihi değil, jeolojik ve doğal bir alandır. Bu yüzden ücretlendirme emsal müze, ören yerleri, antik kentlerle bir tutulamaz. Ücretlendirme bu bilinçte yapılmalıdır. Yerliye 1 turiste 10 olmamalı en azından” ifadelerine yer verdi.





