Antalya’nın önemli doğal mirasları arasında yer alan Köprülü Kanyon ve Altınbeşik Mağarası gibi jeolojik açıdan hassas bölgelerde yapılaşma tartışmaları sürerken uzmanlar bu alanlara yönelik risklere dikkat çekti. Karstik yapılar, dik yamaçlar ve aktif su sistemleri ile öne çıkan bu bölgeler mühendislik jeolojisi açısından yüksek risk barındırıyor. Özellikle mağaralardaki boşluklu yapı ve eriyebilen kayaçlar çökme ve taşkın riskini artırırken, kanyonlarda eğim ve zemin özelliklerine bağlı olarak heyelan tehlikesi öne çıkıyor.
DEPREM, HEYELAN TEHLİKESİ
Mühendislik jeolojisi ve afet riski açısından Köprülü Kanyon veya Altınbeşik Mağarası gibi kırılgan jeolojik yapılarda yoğun yapılaşma, deprem, heyelan veya taşkın gibi doğal afet risklerini artırabilir mi? Bu alanlarda mühendislik jeolojisi açısından hangi önlemler öncelikli olmalıdır? Sorusunu yanıtlayan Doç. Dr. Yasemin Leventeli dikkat çeken açıklamada bulundu.
DOĞA HARİKASI NİTELİĞİNDE
Doç. Dr. Yasemin Leventeli, bu tür alanların doğa harikası niteliği taşıdığını ve yapılaşma için uygun olmadığını vurgulayarak, yer seçimi kriterleri arasında maliyet, emniyet, zaman ve çevresel estetiği kapsayan “MEZE” yaklaşımının esas alınması gerektiğini belirtti. Leventeli, bu hassas ekosistemlerde yapılaşma yerine koruma ve kontrollü kullanım esaslı planlamaların hayata geçirilmesinin hem doğal dengenin korunması hem de olası afet risklerinin azaltılması açısından kritik önem taşıdığını aktardı.
“TAŞKIN RİSKİ BULUNUYOR”
Kanyon ve mağaraların önemli jeomorfolojik yapı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Leventeli, bu oluşumların doğa harikası olarak tanımlandığını ifade ederek, “Yapılaşma derken, konutlardan söz ediyorsak buralarda yapılaşmayı gerektiren bir durum yoktur. Yapılaşma için çok daha uygun alanlarımız bulunmaktadır. Kayada olduğunuz sürece deprem sorun olmayacaktır ama kanyonlarda eğim birden artar ve yamaçlar diktir. Jeolojik yapıya bağlı olarak heyelan riski, ya da vadide taşkın riski bulunmaktadır” dedi.
“SU KAYNAKLARI NEDENİYLE KORUNMALARI GEREKİYOR”
Mağaraların su kaynakları olması nedeniyle korunması gereken alanlar olduğunu aktaran Doç. Dr. Leventeli, “Mağaralar ise genellikle karstik boşluklardır ve hem eriyebilen kayaların varlığı hem de önemli su kaynakları nedeniyle korunmaları gerekmektedir. Ayrıca altyapıyı ya da ulaşımı sağlamak için doğaya ciddi zararlar veren, yüksek maliyette bir yatırım gerektirir” ifadelerini kullandı.

TEK ÇÖZÜM UZAK DURMAK
Mühendislik jeolojisinde yer seçiminin 4 temel parametreye dayandığını ifade eden Doç. Dr. Leventeli, “Maliyet (M), Emniyet (E), Zaman (Z) ve Estetik-çevre (E). Biz buna kısaca MEZE diyoruz. Bu parametrelerin göz önünde bulundurulduğu ve optimum çözümlerin sunulduğu projeler ancak gerçek bir mühendislik ürünü olabilir. Sözünü ettiğimiz alanlar MEZE açısından değerlendirildiğinde, tek çözümün buralardan uzak durulması gerektiği açıktır” sözlerine yer verdi.





