Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz, 14 Nisan ve 15 Nisan 2026 tarihlerinde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan okul saldırılarına ilişkin kritik açıklamada bulundu. 24 saat içerisinde meydana gelen ve çok sayıda can kaybıyla sonuçlanan saldırıların ne bir tesadüf ne de münferit birer olay diyerek geçiştirilemeyeceğini belirten Başkan Demet Gündüz, asıl meselenin tetiği çektiren, şiddeti normalleştiren ve cezasızlığı bir kalkan haline getiren siyasi iklimin ta kendisi olduğunu vurguladı.

Saldırılardan iktidarın politikalarını sorumlu tutan Başkan Gündüz, eğitim kurumlarındaki güvenlik açıklarına ve kamu yönetimindeki eksikliklere dikkat çekti. Saldırılar üzerinden iktidarı eleştiri yağmuruna tutan Başkan Gündüz, “22 yıllık siyasi iktidarın ülkemizi sürüklediği kurumsal çöküşün, denetimsizliğin ve toplumsal cinnetin en acı tablosudur. Okullarımızda liyakatli, kadrolu güvenlik personeli istihdam etmek yerine kaynakları ranta kurban eden zihniyet, bugün çocuklarımızın can güvenliğini hiçe saymıştır. Çocuklarımızı bu karanlığa mahkûm eden ihmaller zincirinin tüm siyasi ve idari sorumluları hukuk önünde hesap verene kadar yakanızı bırakmayacağız” dedi.
“TOPLUMSAL CİNNETİN EN ACI TABLOSUDUR”
Saldırılara ilişkin yazılı açıklama yapan Başkan Demet Gündüz şu ifadelere yer verdi:
“Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan, gencecik evlatlarımızı ve kıymetli bir eğitimcimizi hayattan koparan okul saldırıları; 22 yıllık siyasi iktidarın ülkemizi sürüklediği kurumsal çöküşün, denetimsizliğin ve toplumsal cinnetin en acı tablosudur.

“BU KARANLIK DÜZENİN MİMARLARI BELLİDİR”
Her sabah evlatlarımızın saçını okşayıp, sırtlarına okul çantalarını takarken içimizde filizlenen o umut, bugün yerini derin ve haklı bir kaygıya bırakmıştır. Bizler çocuklarımızı eğitim yuvalarına fikri hür, vicdanı hür bireyler olsunlar diye gönderirken; onları namluların ucuna, dipsiz bir şiddet sarmalına terk eden bu karanlık düzenin mimarları bellidir.
“TESADÜFTÜR VE MÜNFERİT BİRER OLAY DİYEREK GEÇİŞTİRİLEMEZ”
Bu yaşananlar ne bir tesadüftür ne de "münferit birer olay" diyerek geçiştirilebilir. Meseleyi sadece tetiği çeken şahıslar üzerinden okumak, asıl büyük tehlikeyi gözden kaçırmaktır. Asıl mesele; o tetiği çektiren, şiddeti normalleştiren ve cezasızlığı bir kalkan haline getiren siyasi iklimin ta kendisidir.
“MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI BU TABLONUN ASLİ SORUMLULARINDAN BİRİDİR”
Eğitim sistemimizi yıllardır bir yapboz tahtasına çeviren, okulları çeşitli vakıf ve derneklerin faaliyet alanına dönüştürürken "güvenlik" gibi en hayati fiziki ihtiyacı bütçe yükü olarak gören Millî Eğitim Bakanlığı bu tablonun asli sorumlularından biridir. Okullarımızda liyakatli, kadrolu güvenlik personeli istihdam etmek yerine kaynakları ranta kurban eden zihniyet, bugün çocuklarımızın can güvenliğini hiçe saymıştır.

“SUÇU ÖNLEMEK YERİNE SUÇLUYU CESARETLENDİRMEKTEDİR”
Öte yandan, bireysel silahlanmanın peynir ekmek alır gibi kolaylaştığı, ruhsatsız silahların sokaklarımızı esir aldığı bir ortamda İçişleri Bakanlığı sınıfta kalmıştır. Sosyal medyada en ufak bir muhalif eleştiriyi, demokratik bir hakkı bastırmak için gece yarısı operasyonları düzenleyen sistem; gençlerimizi zehirleyen dijital şiddet ağlarını, karanlık radikalleşme platformlarını ve silah tüccarlarını adeta izlemekle yetinmiştir. Liyakatin yerini sadakatin aldığı, hukukun üstünlüğünün yok edildiği bu yapı, suçu önlemek yerine suçluyu cesaretlendirmektedir.
“YÖNETİCİLERİN SÖYLEYECEK TEK BİR SÖZÜ KALMAMIŞ DEMEKTİR”
Bir ülkede eğitim kurumları can pazarına dönüyorsa, yöneticilerin topluma söyleyecek tek bir sözü kalmamış demektir. Kutuplaştırıcı dilleriyle, öfkeyi ve sevgisizliği bir politika aracı olarak kullananlar, bu şiddet tohumlarını evlerimizin, sokaklarımızın ve nihayetinde okullarımızın içine kadar ekmişlerdir.
“RANTÇI VE VİCDANSIZ DÜZENİNİZE KURBAN ETMEYECEĞİZ”
Konyaaltı’ndan, ülkemizin dört bir yanındaki tüm ailelere, tüm annelere ve babalara sesleniyorum: Evlatlarımızın canı, kimsenin siyasi ikbalinden, makamından ya da koltuğundan daha ucuz değildir! Cumhuriyet kadınları olarak, omuzlarımızda taşıdığımız o tarifsiz koruma güdüsü ve memleket sevdasıyla; bu ülkenin tek bir çocuğunu dahi sizin liyakatsiz, rantçı ve vicdansız düzeninize kurban etmeyeceğiz.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden yavrularımıza ve öğretmenimize Allah’tan rahmet, yüreğine ateş düşen ailelerimize sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
“HESAP VERENE KADAR YAKANIZI BIRAKMAYACAĞIZ”
Çocuklarımızı bu karanlığa mahkûm eden ihmaller zincirinin tüm siyasi ve idari sorumluları hukuk önünde hesap verene kadar yakanızı bırakmayacağız. Okullarımızı yeniden güvenli, aydınlık ve neşe dolu yuvalar yapana dek mücadelemiz sürecek!”





