Şimdi başlığı görenler belki şunu diyeceklerdir. Bu kadar alakasız kelime niye bir başlıkta buluştu? İşte maalesef bu kentte bu kelimeleri bir araya getirten insanlar yaşıyor.
Antalyaspor 11 yıl aradan sonra Süper Lig’den TFF 1. Lig’e düştü. Şimdi sosyal medya üzerinden hakaretler havada uçuşuyor. Vay Galatasaray niye yenildi? Vay Fenerbahçe niye berabere kaldı? Aman Trabzonspor evinde nasıl Gençlerbirliği’ne mağlup oldu. Bunların hepsi doğru ama eksik.
Sizin kentinizin bir abisi, bir akil kişisi yoksa durumunuz bu olur. Antalyaspor’un bu kenti bir araya getirebilecek, kent dinamiklerini harekete geçirecek bir ismi var mı? Olsa koca bir sezonu penaltı kazanmadan kapatır mıydınız? Olsa bu kulüpler yedek kadrolarla maça çıkıp Antalyaspor’un düşmesine neden olmaya cesaret edebilirler miydi?
Lafa gelince ağabey çok. Ama iş icraata gelince kimseler yok. Örneğin bu kentin bir ağabeyi olsa Antalyaspor’a gitmesi gereken milyarlarca liralık hafriyat geliri buhar olabilir miydi? O para buhar olmasa Antalyaspor’un transfer tahtası kapanır mıydı? Ya da bu kulüp rakip takımın 4-0’lık galibiyetine bahis oynayan bir kulüp yöneticisini barındırabilir miydi?
Hiç kusura bakmayın. Maç sonunda taraftar toplanmış hakaret etmek için futbolcuları çağırıyor. Bence bu kentte Antalyaspor’un düşmesindeki en masun kişiler Antalyasporlu futbolculardır. Takımın başına Emre Belözoğlu’nu getiren futbol aklından ne bekleyebilirdi ki? Bizim spor muhabirimiz Hasan Yavaşlar. 56 yıllık yaşamımda Antalyaspor’u bu kadar seven birini daha tanımadım. Daha lig başlarken takımın düşeceğini söylemişti. Peki Hasan’ın gördüğünü hiçbir Antalyalı görmedi mi? Elbette gördü.
Ancak yazımın başında da belirttiğim gibi bu görünen yanlışları düzeltmesini sağlayacak bir ağabey yok. Herkes bir yolunu bulmuş gidiyor. Ne bu kent ne bu kentin takımı kimsenin umurunda bile değil. Olan Antalyaspor’un galibiyeti ile sevinen mağlubiyeti ile üzülen gerçek taraftara oluyor.
Peki bundan sonra ne olur? Bundan sonrası ise başlığın finali olan çukur… Maalesef Antalyaspor’un işi bundan sonra daha da zor. Kulübün dünya kadar borcu var. Transfer yasağını kaldıracak, takımın transfer tahtasını açabilecek bir maddi gücü de yok. Antalyaspor’un hafriyat paralarını iç edenler dışarıda elini kolunu sallayarak dolaşıyor. İşi toparlayacak bir tane adam yok.
Şimdi hafta içi yönetim olağanüstü kongreye gider. Seçim olup taşlar yerine oturuncaya kadar sezon başı gelir. Antalyaspor’un oyuncuları teker teker gider. Yerine oyuncu alamazsınız. Ondan sonraki kısmı olsa olsa kaos olur. Adana Demirspor, Eskişehirspor, Mersin İdman Yurdu bakın bunlar da bir zamanlar Süper Lig’deydi. Bakın bakalım şimdi neredeler? Ne oldular?
İşte bundan sonra elimizde ancak ‘Kim bu kulübün parasını yediyse inşallah bu para da onlardan çıkar’ demekten başka elimizden bir şey gelmez. İçimizi ne mi soğutur? Belki kulübün hafriyat paralarını iç edenleri ellerinde kelepçeyle görmek…
Esen kalın…