Toplum içinde konuşurken sesinizin titremesinden, bir restoranda yemek yerken insanların sizi izlediğini düşünmekten, bir soru sormaya ya da düşüncenizi ifade etmeye çekinmekten dolayı kendinizi geri planda tuttuğunuz oldu mu?

Yeni biriyle tanışmak, bir toplantıda söz almak, bir sunum yapmak, sipariş vermek ya da insanların sizi değerlendireceği bir ortamda bulunmak bazı kişiler için yoğun bir kaygıya dönüşebilir.

Çoğu kişi bu durumu “çekingenlik” olarak değerlendirse de, yaşanan kaygı kişinin günlük yaşamını belirgin şekilde etkiliyor, sosyal ortamlardan uzaklaşmasına ve kaçınmasına neden oluyorsa Sosyal Anksiyete Bozukluğu söz konusu olabilir.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu; kişinin başkaları tarafından gözlenebileceği veya iletişim kurmak durumunda kalabileceği bir ya da birden fazla sosyal ortamda belirgin korku ve kaygı duymasıdır. Kişi, olumsuz değerlendirilecek bir şekilde davranmaktan ya da kaygı belirtilerinin başkaları tarafından fark edilmesinden korkar.

Kişinin kaygı ve korku yaşadığı sosyal durumlar ve örnekleri şunlardır:

Etkileşim/İletişim Durumları: Çok iyi tanımadığımız birinden bir şey istemek veya bir konuda soru sormak, birine aynı fikirde olmadığımızı söylemek, satın aldığımız bir ürünü iade etmek, misafirliğe gitmek, garsonu çağırmak, konumu bizden daha yüksek biriyle konuşmak, yer-yön sormak, sipariş vermek, bir buluşmaya katılmak, sohbetin içine dâhil olmak, biriyle çıkmak, fikrini ifade etmek, konuşurken göz teması kurmak, yakınlık kurmak amacıyla konuşmayı başlatmak ya da haklarını savunmak.

İzlenme Durumları: Bir restoranda yemek yemek, bir kafede kahve içmek, sokakta yürümek, otobüse binmek, başkalarının bulunduğu bir odaya girmek, biriyle birlikte yemek yemek, başkalarının yanındayken tuvaleti kullanmak veya mağazada kıyafet denemek.

Performans Durumları: Sunum yapmak, topluluk önünde konuşmak, spor yapmak, müzik aleti çalmak, dans etmek, sınava girmek ya da bir toplantıda söz almak.

Sosyal kaygısı olan bireylerin kendileriyle ilgili algıları çoğu mükemmeliyetçidir.

Örneğin; sosyal ortamlarda çok zeki, parlak ve akıcı konuşmaları, herkesin takdirini kazanmaları ve sorulan her soruya eksiksiz cevap vermeleri gerektiğine inanırlar. Her zaman ilgi çekici şeyler söylemeliyim, mükemmel konuşmalıyım ki herkes beni dikkatle dinlemeli, karşımdaki kişiyi sıkmamalıyım, kaygılı olduğumu kimse fark etmemeli gibi düşünceler oldukça sık görülür.

Bu bireylerde kendilerine yönelik belirgin bir mükemmeliyetçilik eğilimi vardır. Örneğin, öğretmenin sorduğu tüm sorulara doğru cevap vermeleri ya da iş yerinde yöneticilerinin sorduğu her soruyu bilmeleri gerektiğini düşünebilirler. Kendilerine koydukları bu katı kurallar ve mükemmel olma çabası, sosyal ortamlarda yaşadıkları kaygının sürmesine ve giderek artmasına neden olur.

Sosyal anksiyete bozukluğunda kaygıya eşlik eden fiziksel belirtiler oldukça yaygındır. En sık görülen belirtiler arasında yüz kızarması, kaslarda titreme, çarpıntı, terleme, kas gerginliği, mide rahatsızlığı, boğaz ve ağız kuruluğu, sıcaklık veya soğukluk hissi ile başta basınç hissi yer alır.

Danışanların en fazla yakındıkları belirtiler ise yüz kızarması, ağız kuruluğu, kekeleme ve ses titremesidir. Bu belirtilerin sosyal ortamlarda başkaları tarafından fark edileceği düşüncesi, kişinin kaygısını daha da arttırır ve sosyal durumlardan kaçınmasına neden olur.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu olan bireyler, kaygılarını azaltabilmek için farkında olmadan çeşitli güvenlik davranışları geliştirirler. Bu davranışlar kısa süreli rahatlama sağlasa da uzun vadede sosyal kaygının devam etmesine ve derinleşmesine neden olur.

Güvenlik davranışlarına örnek olarak; elinde kitap, telefon, kahve fincanı veya su bardağı tutmak, yalnız dışarı çıkmamak, kalabalık ortamlarda dikkat çekmeyecek bir yerde durmak ya da oturmak, göz temasından kaçınmak, az konuşmak, soru sormaktan kaçınmak, konuşmadan önce söyleyeceği cümleleri zihninde defalarca prova etmek, kendisiyle ilgili konuşmamak veya sürekli karşı tarafa soru yöneltmek sayılabilir.

Bunun yanı sıra, dış görünümüne aşırı özen göstermek, kızarmayı gizlemek için makyaj yapmak ya da uygun kıyafetler seçmek, terlemeyi belli etmeyecek giysiler giymek, titremesini kontrol etmeye çalışmak, dikkat çekmemek için sessiz kalmak, sosyal kaygının arttığını düşündüğü ortamlardan kaçınmak ve hatta kaygıyı azaltmak amacıyla alkol kullanmak da sık görülen güvenlik davranışları arasındadır.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu, günümüzde etkili tedavi yöntemleri bulunan ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilen bir anksiyete bozukluğudur. Bilimsel araştırmalar, sosyal anksiyete bozukluğu tedavisinde altın standart yaklaşımın Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) olduğunu ve bu yöntemin etkinliğinin güçlü bilimsel kanıtlarla desteklendiğini göstermektedir.

Unutulmamalıdır ki sosyal anksiyete, kişinin karakteri değildir. Doğru psikoeğitim ve bilimsel temelli bir terapi süreciyle, kaygının yönettiği bir yaşamdan, kişinin yaşamını kendisinin yönettiği bir yaşama geçmek mümkündür.