Merhaba, Ekosistem üzerine araştırma yaparken karşılaştım ANTROPOSEN sözcüğü ile. Kulağımda farklı titreşimlere neden olan bu sözcüğü araştırdığımda ise beni korkutanın ne olduğunu net olarak algıladım.

İnsanın faaliyetleri nedeniyle dünyanın ekosistemi ve iklimi üzerinde kalıcı ve yıkıcı etkiler bıraktığı jeolojik döneme verilen isimdi yani “İNSAN ÇAĞI “…

Yaşadığı döneme uygun davranmayan yakıp, yıkıp yok eden ve sadece bireysel hırsları için yaşayanlara bakınca bu döneme verilen isme hiç şaşırmıyor insan. Güneşten korunmak için ağaç dikeceğine kesen insandan, içeceği suyun yok oluşuna seyirci kalan insana kadar garip bir jeolojik dönem insan şemasıyla karşı karşıyayız. Kimsenin ne istediğini bilmediği zamanlarda, kavramları kendi içinde sıkıştırıp yok ediyor insan sadece. Kimi bu kötücül davranışı bilinçli yaparken kimi gündelik hayatın bir parçası gibi davranıyor. Ve bu ilk kez olmuyor…

Tarihin tozlu dip notlarındaki yer altı şehirleri bir bir gün ışığına çıkarken aslında her şeyin “bir yeniden kaosu “içinde döndüğünü hissettiriyor bana. Akan nehirler, şelaleler yok olurken, yeşil alanlar gri dev bloklarla çevriliyor. Denizin dibinden göğün üstüne kadar yok etmeye gelmiş gibi hizmet eden kötülerin elinde yok olurken yeşil, mavi kürede “karbon ayak izi” konuşuluyor. Kısacası tarihten günümüze insanın ne istediğini bilmeyen yanı, dünyayı ve doğayı yok etmek için elinden geleni yapıyor.

Önce dünyanın akciğerlerini kestiler ve yaktılar! Ardından karbon ayak izi sözcüğünü yavaş yavaş beynimize şırınga ettiler. Zavallı büyük baş hayvanları konunun suçlusu ilan ederek işlenmiş gıdanın tüketilmesi için harekete geçtiler. Çünkü onların paketlediği yiyecekleri yersen ideal insan olabilirdin. Neden mi? Consume obey die, Türkçe anlamıyla "Tüket, itaat et, öl", kapitalizme ve modern kölelik düzenine karşı popüler kültürde ve muhalif sanatta sıkça kullanılan distopik bir slogan olup günümüzü en net anlatan sözcüklerdir. Hatta dahası da var!

Alman Yahudi kökenli Amerikalı diplomat ve siyasetçi Henry Kissinger'ın 1970’lerde dile getirdiği ve hala geçerliliğini koruyan güç ve kontrol stratejisini unutmadan yaşayın. "Petrolü kontrol ederseniz ülkeleri kontrol edersiniz; yiyeceği kontrol ederseniz insanları kontrol edersiniz". Biyolojik bağımlılık, ekonomik ve siyasal hakimiyet, sağlık ve zihin kontrolünün ele geçirilmesi sonucu kolay yönetilen ve köleleştirilen insan toplulukları.

Karbon ayak izi, tüket/itaat et/öl, Antroposen Çağı… Hepsi farklı dönemlerde hayatlarımıza yiyecekten sözcüğe, dinden felsefeye kafamızı iyice karıştırdıktan sonra ortaya atılan ve artık ne yapacağımızı bilemediğimiz zamanların dönemsel sözcükleri, sloganları. Stres sözcüğünü hatırlayın, tıpkı onun gibi hayatımıza birden giren kavramlar bunlar.

1800’lerin başında atmosferdeki sera gazlarının artmaya başlaması, II. Dünya Savaşı sonrası nüfusun, endüstriyel üretimin artması ile hızlanan İnsan Çağındayız. İlk / Orta/ Yeni / Yakın Çağ derken dünyanın üzerinde en yıkıcı etkiyi bırakan İnsan Çağında bir insan olmak beni ürkütüyor açıkçası. Dinlerin ve felsefelerin şekillendirdiği, paraya tapan insanın olaylar karşısında neler yapabileceğinin çağı, İnsan Çağı. Geri dönülmez tahribat döneminde üzerinde yaşadığımız, evimiz, her şeyimiz olan dünyanın insan yüzünden sonu gelmek üzere. Toprağın derinliklerini altın için kazan, petrolü oradan oraya borularla taşıyan, güç bende diyerek insanlara zulüm eden İNSAN ÇAĞI!

2020 yılında insanların geçiş dönemi olarak planlanan COVID -19 sırasında bilimsel verilere göre dünyanın %10’u hayatını kaybetti. Fakat hava kirliliğinin azalması sayesinde ozon tabakasında iyileşme görüldü. Çünkü insan kısa sürelide olsa kontrol altına alındı. Kısacası insan kötücül yöntemlerle değil, barışçıl ve insani yöntemlerle, eğitimle, sevgiyle, sanatla, dansla, müzikle kontrol altına alınabilse, hatta hiç kontrole gerek duyulmasa herkes yaşadığı gezegene, insanlığa sahip çıksa, ANTROPOSEN ÇAĞI korkunçluğundan çıkarız belki, ne dersiniz?

Dünyadan başka gidecek yeri olmayanlar, dünya bizim evimiz lütfen sahip çıkalım…

Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve Sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…