Antalya’da uzun süredir tartışma konusu olan ve sağışlarda sular altında kalan TOKİ projesinin yapılacağı alandaki değişiklik dikkatleri üzerine çekti. Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi, Konyaaltı TOKİ ve çevresi için önerilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine ait açıklamada bulundu. Şube şu açıklamada bulundu;

ASKIYA ÇIKTI

“Kamuoyuna daha önce yansıyan süreçte proje, 56,30 hektar büyüklüğünde bir ÇED/PTD alanı üzerinden tartışılmıştır. Ancak bugün askıya çıkan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği Gerekçe Raporu’nda planlama alanının 2.383.673,28 m², yani yaklaşık 238,36 hektar olarak ele alındığı görülmektedir. Bu durum, sürecin en kritik belirsizliklerinden biridir. 56,30 hektarlık proje alanından hangi planlama gerekçesiyle 238,36 hektarlık üst ölçekli bir kentsel gelişme alanına geçildiği, bu genişlemenin hangi ihtiyaç analizi, nüfus projeksiyonu, altyapı kapasite hesabı, ulaşım etki analizi ve alternatif yer seçimi çalışmasına dayandığı kamuoyuna açık biçimde izah edilmemiştir.

TOKİ’DE KAFA KARIŞTIRAN DEĞİŞİKLİK

Bu büyüklükteki bir alanın yalnızca “sosyal konut ihtiyacı” gerekçesiyle kentsel gelişme alanına dönüştürülmesi, planlama tekniği açısından yeterli değildir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği uyarınca üst ölçekli plan kararları, alt ölçekli uygulamalara yalnızca biçimsel bir dayanak oluşturmaz; nüfus, ulaşım, sosyal donatı, teknik altyapı, doğal eşikler, afet riskleri ve koruma-kullanma dengesi bakımından yönlendirici karar üretmek zorundadır. Çevre düzeni planı değişikliğinin, mevcut planın ana kararlarını, sürekliliğini ve bütünlüğünü bozmayacak şekilde; açık, ölçülebilir ve denetlenebilir gerekçelerle hazırlanması gerekir. Bu nedenle 238 hektarlık bir alanın kentsel gelişme alanına alınması, yalnızca mülkiyet veya yatırım programı üzerinden değil, bölgesel etkileriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Antalya Sular Altında Kalan Toki̇ Projesinde Inanılmaz Değişiklik (1)

PLANLAMADA CİDDİ BİR EKSİKLİK VAR

Bölgedeki mevcut ve yakın çevre konut alanlarında görülen yaklaşık 0.80 emsal yapılaşma koşullarının bu alan için de benzer biçimde esas alınması halinde, ortaya çıkacak yapılaşma kapasitesi son derece yüksektir. Alanın tamamının değil, imar planı aşamasında net konut alanına dönüşebilecek kısmının yapılaşacağı kabul edilse dahi, bu büyüklükteki bir gelişme kararının yaklaşık 30.000–40.000 kişi aralığında ilave nüfus üretme potansiyeli bulunmaktadır. Bu nüfus büyüklüğü, küçük ölçekli bir mahalle gelişimi değil; Konyaaltı’nın batı yakasında yeni bir kentsel yerleşme odağı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla plan değişikliğinin nüfus kabulü, hane sayısı, ortalama konut büyüklüğü, yoğunluk dağılımı, etaplama ilkeleri ve sosyal-teknik altyapı gereksinimleri açıkça ortaya konulmadan askıya çıkarılmış olması ciddi bir planlama eksikliğidir. Bu ölçekte bir nüfus artışı; yalnızca konut üretimi meselesi olarak değerlendirilemez. 30.000–40.000 kişilik yeni bir nüfusun eğitim alanı, sağlık tesisi, açık ve yeşil alan, spor alanı, kültürel tesis, pazar alanı, idari tesis, otopark, toplu taşıma, yol-kavşak kapasitesi, içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu drenajı, enerji ve atık yönetimi ihtiyaçları olacaktır. Plan değişikliği gerekçe raporunda bu nüfusun bölgeye getireceği sosyal ve teknik altyapı yükünün hangi standartlara göre hesaplandığı, mevcut altyapının bu yükü karşılayıp karşılayamayacağı ve ilave altyapı yatırımlarının hangi kurumlarca, hangi zamanlama ve finansman modeliyle yapılacağı açıklanmamıştır.

Antalya’da Toki̇ Mağduriyeti 500 Hak Sahibi 7 Yıldır Evine Giremiyor (1)

KENTSEL ULAŞIMDA ETKİSİZ KALACAK

Antalya’nın mevcut ulaşım altyapısı, özellikle Konyaaltı batı aksında hâlihazırda ciddi baskı altındadır. Hurma–Liman–Sarısu–Çakırlar hattı, yaz nüfusu, turizm hareketliliği, kıyı kullanımları, D-400 bağlantısı ve bölgesel çekim merkezleri nedeniyle yoğun bir ulaşım yükü taşımaktadır. Plan raporunda da Çakırlar Mahallesi’nin Konyaaltı ilçe merkezine yaklaşık 18 km, Antalya kent merkezine yaklaşık 23 km mesafede olduğu; ana erişimin D-400 Antalya–Kemer Karayolu ve Çakırlar Yolu üzerinden sağlandığı belirtilmektedir. Bu veriler, 238 hektarlık kentsel gelişme kararının mutlaka kapsamlı bir kentsel ulaşım etki analizi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle plan değişikliği; yol kapasitesi, kavşak performansı, pik saat yolculuk üretimi ve çekimi, toplu taşıma entegrasyonu, yaya ve bisiklet erişimi, otopark yönetimi, acil durum erişimi ve afet tahliye senaryoları bakımından değerlendirilmeden sağlıklı kabul edilemez. Antalya’nın mevcut ulaşım sorunları ortadayken, 30.000–40.000 kişilik yeni bir nüfusun bölgeye eklenmesi, yalnızca Çakırlar’ı değil, Konyaaltı’nın bütün batı aksını, D-400 bağlantısını ve kent merkeziyle kurulan ulaşım ilişkisini doğrudan etkileyecektir. Planlama alanının mevcut 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda İçme ve Kullanma Suyu Orta Mesafeli Koruma Alanı sınırları içerisinde kaldığı da raporda açıkça belirtilmektedir. Buna rağmen, bu büyüklükteki nüfus ve yapılaşma kararının Antalya’nın içme suyu güvenliği, havza koruma ilkeleri, yeraltı ve yüzey suyu ilişkileri, yağmur suyu drenajı ve kirlilik riski bakımından nasıl değerlendirildiği yeterince açıklanmamıştır. İçme suyu kaynaklarının giderek daha kırılgan hale geldiği bir kentte, su koruma alanı içinde bu ölçekte bir kentsel gelişme kararı alınması, yalnızca planlama değil, aynı zamanda yaşamsal bir kamu güvenliği meselesidir.

Antalya’da Toki̇ Mağduriyeti 500 Hak Sahibi 7 Yıldır Evine Giremiyor (3)

Ayrıca DSİ görüşlerinde, alan içerisinden Çandır Çayı’nın geçtiği, dere yatağı ıslahı tamamlanmadan inşaat izni ve ruhsatı verilmemesi gerektiği, zemin iyileştirme, göllenme, yamaç kayması, derin kazı çukurları ve yağmur suyu drenajı problemleri çözülmeden konut amaçlı inşaat faaliyetlerine müsaade edilmemesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Bu görüşler, planlama sürecinde “not düşülmüş” teknik ayrıntılar olarak değil, yer seçimi, yoğunluk, etaplama ve yapılaşma kararlarını doğrudan belirleyen eşik kararlar olarak ele alınmalıdır. Sonuç olarak, 56,30 hektarlık proje alanından 238,36 hektarlık üst ölçekli kentsel gelişme alanına geçişin gerekçesi açıklığa kavuşturulmadan; 0.80 emsal benzeri yapılaşma koşullarının yaratacağı 30.000–40.000 kişilik ilave nüfusun ulaşım, içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu, sosyal donatı ve afet güvenliği üzerindeki etkileri bilimsel ve sayısal olarak ortaya konulmadan; bölgenin mevcut altyapısının bu yükü taşıyıp taşıyamayacağı kamuoyuna açıklanmadan söz konusu plan değişikliğinin kabul edilmesi mümkün değildir. Sosyal konut ihtiyacı gerçektir; ancak bu ihtiyaç, kentin su güvenliğini, ulaşım sistemini, doğal eşiklerini ve planlama bütünlüğünü zayıflatacak biçimde değil, bilimsel planlama ilkeleri ve kamu yararı doğrultusunda karşılanmalıdır. Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi olarak, askı süreci içerisinde gerekli teknik ve hukuki itirazlarımızı yapacağımızı; devamında hukuki süreçleri de titizlikle takip ederek kentimizi, kamusal yararı ve planlama ilkelerini koruma sorumluluğumuzu sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Muhabir: ABDULREZZAK KILIÇ