Antalya kent merkezinin tam merkezinde yer almasına ve her gün önünden yüzbinlerce insanın geçmesine rağmen, tarihi ve hikayesi tam olarak bilinmeyen İki Kapılı Han, ilginç mazisi ile dikkat çekiyor. İsminde “İki Kapılı” yazmasına rağmen sonradan eklenen üçüncü bir kapıya sahip olan Han, otantik ve geleneksel ürünlere ev sahipliği yapıyor.
1997’DE KORUMA ALTINA ALINDI
Antalya’nın kalbi Kalekapısı’ndan kuzeye, taşıt trafiğine kapalı olan Kazım Özalp Caddesi’nde yürüyüp sağdan üçüncü sokağa sapanlar İki Kapılı Han’a ulaşabiliyor. Bu han, Tek Kapılı Han ve Pazar Hamamı ile birlikte, ‘Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca 1997 yılında koruma altına alınmış; 1999 yılında restore edilerek Turistik bir çarşı haline getirilmiştir. Her gün yüzbinlerce insanın önünden geçtiği Han, tarihi geçmişine rağmen çok fazla bilinmiyor.
SU KUYUSU HALA DURUYOR

İki kapılı Han’ın iki kapısı var. Han, adını da buradan alır. ‘L’ şeklinde avlusu olan hanın, bir zamanlar alt katında dükkan ve depolar sıralanırken ikinci katta yolcuların kalması için yapılmış basit odalar yer alırdı. Handa mağazalar ve yolcuların konaklamaları için yapılan odalar keşişlerin kaldıkları manastır yatakhanelerine benzer.

Balkonların korkulukları ahşap, zemin kattaki dükkan kapıları basık kemerlidir. Duvarlar moloz, kısmen kesme taş ve tuğla hatıllı, tavanları demir putrellidir. İkinci katta yolcular için, üstü ahşap kirişler ve alaturka kiremitli çatı ile örtülü basit odalar; avlusunda ise büyükçe bir su kuyusu vardı.
ANTALYA’DAKİ 7 HANDAN SADECE 2’Sİ KALDI

Mistik havası ile insana huzur veren İki Kapılı Han, tarihi ile ilgili de ilgi çekici bir arşive sahip. Antalya’nın sivil tarihçisi olarak bilinen Hüseyin Çimrin, İki Kapılı Han ile ilgili olarak, “1875 yılında yayınlanan Konya Vilayet Salnamesi’ne göre, Antalya merkezde eskiden 7 adet han vardı. İşlev ve özelliklerini kaybeden bu hanlardan günümüze yalnız Tek Kapılı Han ile İki Kapılı Han kalmıştır” dedi.
EVLİYA ÇELEBİ BİLGİSİ

İki ve Tek Kapılı Hanların bulunduğu bugün Kalekapısı olarak adlandırılan bölge, 14. yüzyıldan itibaren kentin ticari bir alanına dönüştü. Evliya Çelebi 1672'de gezdiği Antalya 'da hanlarla ilgili şu bilgileri verir: “Antalya 'da on tane han ve bedesten bulunmaktadır. Bunlar, Bezir, Kapan, Dovalı. Pirinç, Muratpaşa, Çavuş, Urum Ali, Serçe ve Dizdar Cafer Ağa Hanları’dır. 600 dükkanı olan Dizdar Cafer Ağa Hanı'nın kale dışında, diğer hanların ise kale içindedir. Sur dışında ayrıca 4 Rum ve 20 Müslüman mahallesinde toplam 190 ev ve 500 dükkan bulunur.”
17.YÜZYILDA DA ALIŞVERİŞ MERKEZİYMİŞ
Evliya Çelebi'nin verdiği bu bilgilere göre; 17. yüzyılda Antalya’nın ticari alanlarının sur dışına kaydığını göstermektedir. Böylece İki Kapılı Han'ın bulunduğu alanın, bugün olduğu gibi 17. yüzyılda da alışveriş merkezi olduğu anlaşılmaktadır.
KAYITLARA GÖRE 19.YÜZYILDA YAPILMIŞ
Antalya’daki İki kapılı Han 19. Yüzyıl sonlarında Pandelli Kosti Pehlivanoğlu adlı bir Rum tarafından yaptırılmıştır. İki Kapılı Han’da yapım tarihine ilişkin tek belge, batı bloğundaki dükkânlardan birinin üzerinde Avustralyalı bir şirkete ait metal sigorta levhasıdır. Bu levhada 1860 tarihi vardır ve Kaleiçi ve Balbey'deki benzeri yapılarla karşılaştırıldığında da, hanın 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra yapılmış olduğu görülür.





