Merhaba Size ölmez ağacının yaşam üzerindeki öneminden bahsetmek istiyorum.
Küçücük bedeni zamanın döngüsü içinde farklı şekillerde kıvrılarak büyüyen ölmez ağacı tarihten günümüze en zirvedeki yerini korumaya devam ediyor. Meyvesiyle, yağıyla, ağacıyla ve biriktirdiği binlerce anısıyla…
Neden ölmez ağacı diye merak edip araştırdığınızda, ortalama ömrü 500 ila 1000 sene olan küçük bir ağacın yıllara sığmayan tarihiyle karşı karşıya geliyorsunuz. Bazı iklimlerde 2000 sene yaşayan zeytin ağaçları bulunurken, dünyanın en yaşlı zeytin ağacı ise Girit Adası’nda yaşayan ve tahmini yaşı 3000 / 5000 arasında olan ünlü Ano Vouves.
Ölmez ağacı her yıl bu mevsimde binlerce ağacı, milyonlarca meyvesiyle insana şifa olmaya çalışırken, insan tarafından maden ocakları, beton binalar, otoparklar için kesilip yok ediliyor. Bir zeytin ağacının insan hayatına dokunduğu kadar dokunamayan ruhunu kaybetmiş insanoğlu aslında yok ettiği her bir ağaçla kendi ülke mirasını yok ediyor. Ne için? Küresel sermayenin mutluluğu için…
Ülkemizin en yaşlı ve korumaya alındığı bilinen zeytin ağacı ise 1650 yıldan beri Manisa’nın Kırkağaç bölgesinde yaşamına devam ediyor. Umarız bu tarihe tanıklık eden ölmez ağacımızın koruması bir beton ev için kalkmaz ve ağacımız uzun yıllar bizimle yaşar.
Bir zamanlar Antalya Yivli Minare’nin hemen yanında önceden resim sergileri açtığımız Güzel Sanatlar Galerisi vardı. Ve bahçesinde yangın görmüş bir zeytin ağacı. Yıllara tanıklık eden ağacın bir yüzü yangınla kararmışken ve yaşamı solmuşken, diğer yüzünün içinde yeniden canlanan filizler vardı. Bu nasıl bir yaşam sevincidir diye düşünüp araştırdığımda ölmez ağacının yaşam kodlarını öğrendim. Zeytin ağaçları rejenerasyon yeteneği ile kendini yeniliyor ve ağaç içten çürüse, yangından zarar görse bile kök boğazdan çıkan yeni sürgünler sayesinde hayata devam ediyormuş. Toprağın en derinlerine uzanan kökleriyle kuraklıkla başa çıkabilen ağaç, sert rüzgarlara karşı durabiliyormuş. Hani şu gövdesi her cepheden farklı görünen, belki bir yanı yanan ama onca acıya rağmen yıllara meydan okuyan küçük ağaç…
Öylesine sevdiğim küçük zeytin ağacına bir mektup yazmak istedim. Sözcükler masalla buluştu, zeytin Akdeniz’le.
“Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; toprağın gökyüzüyle fısıldaştığı, Akdeniz’in berrak sularının kıyıları öptüğü zamanlarda başladı Zeytin’in hikâyesi…
O zamanlar yeryüzü genç, gökyüzü ise henüz rengini yeni seçiyordu. Doğa Ana, insanlara ve tüm canlılara hem yaşam hem de umut verecek ölümsüz bir armağan bırakmak istedi. Derin köklerini kayaların bağrına, Akdeniz’in sert ama cömert toprağına kenetledi; yapraklarını ise gümüş bir pelerin gibi göğe doğru uzattı. İşte o gün, "Ölmez Ağaç" doğdu.
Zeytin ağacı, asırlar boyunca zamanın rüzgârlarına tanıklık etti. Yapraklarının bir yüzü zümrüt yeşili, diğer yüzü ise ay ışığının yıkadığı gümüş rengindeydi. Rüzgâr her estiğinde, o yapraklar fısıldayarak evrenin en eski masallarını anlatırdı: Barışı, sabrı ve hayatın hiç tükenmeyen bereketini…
Bahar geldiğinde, dallarının arasında minik, bembeyaz çiçekler açardı. Bu çiçekler, güneşin sıcak dokunuşlarıyla yavaş yavaş yeşil mücevherlere dönüşürdü. Yaz sıcağında güneşin tüm ışığını ve ısısını emen bu küçük taneler, sonbaharın serin rüzgârlarıyla olgunlaşır, gece rengi morlara ve siyah kıyafetlere bürünürdü.
İnsanlar o taneleri topladıklarında, mucizenin kapısı bir kez daha aralanırdı. Ağacın kalbinden süzülen o altın sarısı sıvı sofralara bereketi, karanlık gecelere kandil ışığını, yorgun bedenlere ise şifayı getirirdi.
Güvercinler en zorlu fırtınaların ardından bile gagasında onun bir gümüş yaprağını taşırdı; çünkü o yaprak, "Fırtına dindi, hayat ve barış yeniden başladı" demekti.
İşte böyledir Zeytin’in masalı… Kendisi yaşlansa da ruhu hiç yaşlanmayan, gövdesindeki her kıvrımda yüzyılların sırrını saklayan, toprağın gökyüzüne yazdığı ölümsüz bir şiirdir o.”
Barışın, özgürlüğün dalı zeytin! Sağlığın ve şifanın adı zeytin. Tarihe tanıklık etmek demek zeytin! Direnmek demek zeytin! Acılardan var olabilme yeteneği zeytin. Ve kendini yenileme…
Bir zeytin ağacı kadar yaşayamayan insan, ortalama ömründe hırsına yenik düşerek doğayı katlediyor. Ama ağaçlar bize rağmen, bize yardım ediyor. Zeytin ağaçlarımıza kıymayın efendiler…
Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…