Merhaba, Karanlıkta en çok ihtiyaç duyduğumuz şey ışıktır değil mi? Gecenin karanlığında, el yordamıyla bir yere çarpmamak için yürüdüğünüzü hatırlayın ve gecenin zifiri karanlığında çalkalanan denizin üzerinde bir gemi olmayı düşünün.

Karanlık! İçinde en korkuyu barındıran rengin, insan duygularıyla şekillenen hali! Siyahın en koyusu. Denizcilere karanlık denizlerde ışık olan fenerleri yazmak istiyorum bu köşe yazımda. Fenerin mimarı, Antik Yunan döneminin ünlü mühendis ve mimarlarından Knidoslu Sostrates olup, Sostrates yapıyı İskenderiye şehri açıklarında bulunan küçük Pharos Adası üzerine inşa etmiş. Günümüzden yıllar önce, derin karanlıklar zamanında insan hayatının karanlık yüzünden yavaş ilerlediği dönemlerden birinde ise, dünyanın ilk gerçek deniz feneri İSKENDERİYE FENERİ inşa edilmiş. Fener, MÖ 280 civarında (MÖ 3. yüzyılda), Antik Mısır'ın Ptolemaios hanedanlığı döneminde (I. Ptolemaios döneminde başlanıp oğlu II. Ptolemaios döneminde) tamamlanmış. Yapımı yaklaşık 12-20 yıl sürmüş ve yüzyıllar boyunca antik dünyanın yedi harikasından biri olarak hizmet vermiş.

Yaşadığımız kent Antalya’da ise farklı dönemlere ait deniz fenerleri bulunmakta. Bunlardan ilki Antalya'nın ve dünyanın en önemli feneri. MS 64 ya da 65 yılında Roma İmparatoru Nero tarafından yaptırılmış. 1481 yılındaki büyük deprem ve tsunami ile yıkılmış, asırlarca kumlar altında kalmış. Orijinal taşları tek tek bulunarak yapılan titiz bir restorasyon çalışmasıyla yeniden ayağa kaldırılmış. Tamamen orijinal malzemeleriyle ayağa kaldırılabilen tek antik fener olup, dünyanın günümüze ulaşan en eski deniz feneri olarak kabul edilmekte.

Likya Yolu üzerinde, muhteşem manzarasıyla ünlü olan diğer bir fener Gelidonya Feneri Taşlıkburnu / Kumluca’da. Deniz seviyesinden 227 metre yükseklikte yer almasıyla, Türkiye kıyılarının en yüksek deniz feneridir. Sarp kayalıklar üzerine kurulduğu için elektrik ulaştırılamamış, uzun yıllar gazla çalıştırıldıktan sonra günümüzde güneş enerjisine geçirilmiştir.

Alanya Deniz Feneri ise Alanya Kalesi'nin surları üzerinde yer alır. Osmanlı Dönemi'nde 1880 yılında Fransız müteahhitler tarafından inşa edilmiştir. Paris'te özel olarak üretilen orijinal kurma mekanizmasıyla bölgenin en eski aktif fenerlerinden biridir.

Ve Antalya’mızın merkezinde, falezlerin üzerinde bulunan Bababurnu Feneri, Cumhuriyet döneminde 1944-1945 yıllarında inşa edilmiş. Gelişen teknolojiyle birlikte fenercilere ihtiyaç kalmadığı için günümüzde, yakınındaki yapılarla birlikte sosyal tesis olarak işletilmektedir. Karanlığı aydınlatan fenerlerin görsel bir objeye dönüştüğünü görmek oldukça hüzünlü. Ama ben günlerden bir gün teknolojinin çökeceğini ve deniz fenerlerinin yeniden görev başına geçeceğini düşünüyorum.

Deniz fenerleri, taşın ve mühendisliğin çok ötesinde yapılar. Fırtınanın ortasında yapayalnız kalmış bir gemiye, "Buradayım, güvendesin, yalnız değilsin" diyen sessiz birer dost sesi gibi... Üstelik o ışık, denizciye nereye gideceğini söylemez; sadece nerede durduğunu ve nerede tehlike olduğunu fısıldar. Rotayı çizmek yine kaptanın ellerindedir ama fener, o rotayı çizecek cesareti verir.

Zaman değişti. Bugün gemilerin rotasını devasa uydular, dijital haritalar ve GPS cihazları belirliyor. Deniz fenerlerinin o heybetli ışıkları eski önemini kaybetmiş gibi görünebilir. Ancak insanoğlunun "karanlıkta yönünü bulma" ihtiyacı hiç bitmedi, bitmeyecek sadece şekil değiştirdi.

Bugün modern dünyanın fırtınalarında, kendi içsel denizlerimizde kayboluyoruz bazen. Hayatın dalgaları boyumuzu aştığında, belirsizlik kaygısı geleceğimizi kapladığında gözlerimiz yine bir ışık arıyor. İşte tam bu anlarda, insanın insana deniz feneri olma yolculuğu başlıyor. Bir insanın bir insana ışık olması, onun hayatını kökten değiştirmesi ve bir deniz feneri gibi hayatını aydınlatması…

Hayat, fırtınalı bir deniz. Ve bizler bazen o denizde yolunu kaybeden birer gemi, bazen de kıyıda inatla parlaması gereken birer feneriz. Bir dostun içten bir tebessümü, bir öğretmenin yol gösteren bir cümlesi, bir yabancının hiç karşılık beklemeden uzattığı el; aslında o eski, yorgun ama mağrur deniz fenerlerinin günümüzdeki yansımaları.

Dışarıdaki Deniz Feneri daima yolunuzu aydınlatsın, içinizdeki deniz fenerinin Işığı ise hep açık kalsın. Umuda yolculuğumuzda deniz fenerleri yoldaşımız olsun…

Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…