Özel Sektör Öğretmenleri ve Mülakat Mağduru Öğretmenler, çalışma koşulları ve istihdam sorunlarına dikkat çekmek amacıyla Attalos Meydanı’nda toplandı. Verilen sözlerin tutulması ve emeklerinin karşılığını almak isteyen öğretmenler, dün ve bugün arkadaşlarının polis şiddetiyle gözaltına alındıklarını ileri sürdü. Tüm baskılara rağmen geri adım atmayarak mücadelelerini büyüttüklerini belirten öğretmenler, Antalya’daki Emek ve Demokrasi güçlerini yaşadıkları adaletsizliğe karşı dayanışmayı büyütmeye davet etti.

Eğitim-Sen, Öğretmen Sendikası ve Eğitim-İş sendikası Attalos Meydanı’nda ortak açıklama yaparak, özel sektörde çalışan öğretmenlerin hak arama mücadelesine destek verdi. Özel öğretmenlerin, çalışma hayatında yaşadıkları zorluklara ve istihdam sorunlarına ses veren sendikalar, “Mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.
“İLK ANDAN POLİS MÜDAHALESİ İLE KARŞILAŞTIK”
Öğretmen Sendikası şu ifadelere yer verdi:
“14 Haziran Pazar günü Ankara Güvenpark'ta, yıllardır verilen sözlerin tutulmasını talep eden mülakat mağduru öğretmenler ve özel sektör öğretmenleri olarak ortak mücadelemizi büyütmek için bir araya geldik. Ancak daha ilk andan itibaren en temel demokratik haklarımızı kullanmamızı engellemeye yönelik sert bir polis müdahalesiyle karşı karşıya kaldık.

“40 MESLEKTAŞIMIZ GÖZALTINA ALINDI”
Taleplerimizi dile getirmemize ve sesimizi kamuoyuna duyurmamıza izin verilmemiş; öğretmenler abluka altına alınarak darp edilmiş ve 40’ı aşkın meslektaşımız gözaltına alınmıştır. Eğitim emekçilerinin anayasal haklarını kullanmasının dahi engellenmesi, içinde bulunduğumuz hak ihlalleri tablosunun ne denli ağırlaştığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.
“BASKILAR BİZİ SUSTURAMAZ!”
Tüm baskı ve engellemelere rağmen mücadelemiz susturulamamış; Güvenpark'taki müdahalenin ardından Sakarya Caddesi'nde geniş katılımlı bir basın açıklaması gerçekleştirilmiştir. Açıklamaya; mülakat mağduru öğretmenler, aileleri, özel sektör öğretmenleri, vakıf üniversitesi akademisyenleri, eğitim sendikalarının temsilcileri, öğrenci temsilcileri, dayanışmayı büyütmek için gelen emek ve demokrasi güçleri ile milletvekilleri katılım göstermiştir.
Basın açıklamasında söz alan öğretmenler, yıllardır maruz bırakıldıkları adaletsizlikleri ve güvencesizliği kamuoyuyla paylaşmıştır. Dün gözaltına alınan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasının ardından kararlılığımızı bir kez daha dile getirmiştik.

“OTELDEN ÇIKIŞLARINA İZİN VERİLMEDİ”
Dün ise Kurtuluş Parkı’nda dostlarımızla birlikte taleplerimizi dile getirmek ve önceki gün yaşadığımız polis şiddetini protesto etmek için toplanmak istedik. Enerji Otel'de konaklayan arkadaşlarımızın otelden çıkışına izin verilmediğini öğrendik. Otelin etrafı Ankara Emniyeti tarafından ablukaya alınmış, otelin önüne hapsedilen arkadaşlarımızın Kurtuluş Parkı’na gelmesine izin verilmemiştir. Arkadaşlarımız abluka altından çıkarılana kadar Kurtuluş Parkı’nda beklemek istememiz üzerine yine polisin sert müdahalesiyle karşılaştık. Genel Başkanımız, Yürütme Kurulu Üyelerimiz, Temsilcilerimiz, dost sendika temsilcileri ve mülakat mağduru öğretmenler gözaltına alınmıştır.
“SEYAHAT HAKKIMIZA BİLE YASAK GETİRİLMEYE ÇALIŞILMASIDIR”
Annelerimiz müdahale sırasında biber gazına maruz bırakılmış, sağlıkları olumsuz etkilenmiştir. Kurtuluş Parkı’ndaki saldırının ve otel önündeki ablukanın bize gösterdiği şey; haklarımızı almak şöyle dursun, yaşamamıza, konuşmamıza hatta seyahat hakkımıza bile yasak getirilmeye çalışılmasıdır. Verdikleri sözlerin altında kalanlar, patronları üzmek istemeyenler, çıkar ilişkilerinin ve sömürünün devam etmesini isteyenler; öğretmenleri ve ailelerini yok saydı. Korkunuz şuydu: Taleplerinde haklı ve birleşmiş bir öğretmen kitlesinin varlığı…
“YEMİYORUZ, İÇMİYORUZ DİYEREK AÇLIK GREVİNE BAŞLADIK”
Korkunuzu yaşıyorsunuz, üzerimize gelmeniz bundan. Madem bize yürümek, gülmek, gezmek ve taleplerimiz için açıklama yapmak yasak… Madem devlet sözü verenlerin umurunda değiliz… Yemek içmek de yasak olsun dedik ve yemiyoruz, içmiyoruz diyerek açlık grevine başladık. Çünkü bize başka bir yol gösterilmiyor. Her şeyi tükettik. Söz bitti… Mücadelemiz ve dayanışma gösteren kurumlar sayesinde Enerji Otel önündeki abluka kaldırıldı ve sendikamızın önünde toplandık. Gözaltındaki arkadaşlarımız da akşamüzeri serbest bırakıldı.

“SOMUT ADIM ATILANA KADAR ANKARA'DAN AYRILMAYACAĞIZ”
Bugün açlık grevinin 2. gününde başka illerden sesimizi yükseltirken Ankara’daki arkadaşlarımıza selam gönderiyoruz. Arkadaşlarımız sendika önünde direnişe devam ederken bir yandan da Meclis Eğitim Komisyonunun toplanması için görüşmeler yapmaya, çözüm için irade gösterilecekse konuşmaya açık olduklarını ilan ettiler. Somut adım atılana ve taleplerimiz karşılanana kadar ağzımıza tek lokma koymayacağız ve Ankara'dan ayrılmayacağız. Eylemlerimiz hem Ankara’da hem başka şehirlerde devam edecek!
TALEPLERİNİ SIRALADILAR
Somut taleplerimiz şunlardır:
Ortak Toplantının Derhal Gerçekleştirilmesi: Bir yıl önce devlet diliyle bizzat sözü verilip planlanan, ancak bir yıldır türlü bahanelerle ertelenen; Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB), patron dernekleri ve özel sektör öğretmenlerini bir araya getirecek olan ortak toplantının artık vakit kaybedilmeden yapılması.
Kanun Teklifinin Yasalaşması: Mülakat mağduru öğretmenlerin haklarının teslim edilmesi ve yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi amacıyla TBMM'ye sunulan kanun teklifinin derhal Meclis'ten geçirilmesi.

“ÖĞRETMENLER İŞSİZLİĞE MAHKÛM EDİLİYOR”
Öğretmenler geçinemiyor! Öğretmenler kirasını ödeyemiyor, temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor! Öğretmenlerin hakkı olan atamaları yapılmıyor, öğretmenler işsizliğe mahkûm ediliyor. Bizim açlığımızdan başka kaybedecek bir şeyimiz kalmadı! Bize verilen sözler tutulana kadar, bize hak verdiğini söyleyen ve çözüm sözleri veren başta Yusuf Tekin, Ayşen Gürcan olmak üzere bürokratlar bizimle aynı masaya oturana kadar aç kalacağız!
“HAKLI TALEPLERİMİZİ HER PLATFORMDA DİLE GETİRMEYE KARARLIYIZ”
Mülakat mağduru öğretmenlerin atanma hakkı ile özel sektör öğretmenlerinin insanca çalışma koşulları talebi aynı mücadelenin ayrılmaz parçalarıdır. Bu mücadele, herkes için nitelikli, kamusal eğitim hakkı mücadelesidir. Baskılara, gözaltılara ve yıldırma politikalarına rağmen; alınan süresiz eylem kararı doğrultusunda eğitim emekçilerinin mücadelesi büyümeye devam edecektir. Verilen sözlerin takipçisi olmaya ve haklı taleplerimizi her platformda dile getirmeye kararlıyız. Bu şehirden, hakkımız olanı almadan gitmeyeceğiz! Yaşasın öğretmenlerin ortak mücadelesi! Yaşasın dayanışma!”

EĞİTİM-İŞ’TEN MÜLAKAT ÇIKIŞI
Eğitim-İş Sendikası Antalya Şube Başkanı Sadık Acar şöyle konuştu:
Türkiye’de iki gündür gündemde ne var? Gençlerimiz var. Gençlerimiz niçin orada? Mülakat mağduru oldukları için. Bunları kim mağdur etti? Yönetenler mağdur etti. Kim mağdur etti? Milli Eğitim Bakanı. Bu gençlerimiz sınavlara girdi, okullarını bitirdi, KPSS’den yüksek puanlar aldı. Ama mülakata geldiği zaman aldıkları notlar değil, sadece dünya görüşüne ve bulunduğu cemaate bakılarak atama yapıldı. Maalesef bu gençlerimiz kapının önüne bırakıldı.
“ARKADAŞLARIMIZ HAKLARINI KİMLERDEN İSTİYOR?”
Bugün özel sektör öğretmenlerine hükumet ve Milli Eğitim Bakanlığı bir söz verdi:
“Size yaşanabilir bir maaş alacaksınız, taban maaş vereceğiz” dediler. Sözünü tuttular mı? Tutmadılar. Bu arkadaşlarımız haklarını kimlerden istiyor? Özel sektörden istiyorlar. Devletten değil, hükümetten değil, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan değil.
“ORANTISIZ GÜÇ UYGULAMAYIN”
Bugün emeklilere, çalışanlara vermiyorsunuz. O zaman özel sektör öğretmenleri, siz kimin yanında yer alıyorsunuz? Patronların yanında mı yer alıyorsunuz, yoksa geleceğimiz olan gençlerimizin yanında mı? Kararınızı verin. Millet size ülkeyi yönetin diye verdi. İnsanlara zulüm edin, işkence edin ve orantısız güç kullanın diye değil. Alanlarda kendilerini ifade etmeye çalışan bu gençlerimize veya ailelerine orantısız güç uygulamayın.

“GENÇLERİMİZİN YAPTIĞI MÜCADELEYİ TAKDİRLE KARŞILIYORUZ”
Burada, alanda sendikal mücadele hiçbir zaman suç olmamıştır. Bugün gençlerimizin yaptığı mücadeleyi takdirle karşılıyoruz. Eğitim-İş olarak sendikal mücadelemize Ankara’da sendika yöneticilerimiz orantısız bir şekilde gözaltına alınırken, bu yapılan uygulamayı da buradan kınıyoruz. Biz alanda artık mülakat mağduru arkadaşlarımız ve diğer sendika arkadaşlarımızla birlikteyiz. Birleşe birleşe gelecek, güvenceli yaşam! Güvenceli yaşam! Biz buradan tekrar söylüyoruz: Alanlarda birleşe birleşe kazanacağız. Birleşe birleşe kazanacağız. Birleşe birleşe kazanacağız.”
“BU, AKP’NİN FAŞİST POLİTİKALARININ BİR SONUCUDUR”
Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk ise şu ifadelere yer verdi:
Başta AKP hükümeti, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nü; buradan yapılan darbe, saldırı, işkence gibi uygulamalardan dolayı kınıyoruz. Çünkü bu, AKP’nin faşist politikalarının bir sonucudur. Şunu da herkesin bilmesi gerekiyor: Oradaki atanamayan öğretmenler olsun, genel başkanımız olsun, orada saldıran emniyet güçleri de aynı sınıftan geçmişlerdir. Onlar da belki atanamamış öğretmen olmuş, polis olmuşlardır ama arkadaşlarımıza saldırmışlardır. Buradan bir kez daha kınıyoruz.

“ANKARA’DA HAKLI VE MEŞRU TALEPLERİNİ DİLE GETİRMEK İÇİN BİR ARADALAR”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler günlerdir Ankara’da haklı ve meşru taleplerini dile getirmek için bir araya geldiler. Özel sektörde çalışan öğretmenler güvenceli çalışma, insanca yaşayacak ücret, taban maaş ve özlük hakları için; mülakat mağduru öğretmenler ise yıllardır emek vererek kazandıkları hakları için mücadele ediyor.
“GENEL BAŞKANIMIZ VE HUKUK SEKRETERİMİZ GÖZALTINA ALINDI”
Ankara’da gerçekleştirilen eylemlere yönelik polis müdahalesinde çok sayıda öğretmen gözaltına alınmış, darp edilmiş, ters kelepçeyle bağlanmış, biber gazı ve abluka ile karşı karşıya bırakılmıştır. Eğitim-Sen Genel Başkanımız Kemal Irmak ve Genel TİS Hukuk Sekreterimiz Özlem Tolu da dayanışma için bulundukları alanda gözaltına alınmış, tahkikat yapılmış ve daha sonra serbest bırakılmıştır.
“MÜLAKAT ADI ALTINDA YARATILAN ADALETSİZLİĞE KARŞI MÜCADELE ETMEK SUÇ DEĞİLDİR”
Buradan açıkça ifade ediyoruz: Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına, eğitim emekçilerinin güvencesizliğe ve düşük ücretlere mahkûm edilmesine, mülakat adı altında yaratılan adaletsizliğe karşı mücadele etmek suç değildir. Suç olan; öğretmenlerin haklı taleplerine kulak tıkamak, anayasal ve demokratik haklarını kullanmak isteyen eğitim emekçilerinin karşısına polis gücüyle çıkmaktır.
“ÖĞRETMENLER SUSTURULDUKÇA EĞİTİM SİSTEMİ DÜZELMEZ”
Bugün Türkiye’de eğitim alanında yaşanan sorunlar münferit değildir. Kamusal eğitimin tasfiyesi, özel okullarda kuralsız ve güvencesiz çalışma düzeninin yaygınlaştırılması, atama bekleyen öğretmenlerin mülakatla elenmesi, ücretli öğretmenlik uygulamaları ve eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanması aynı politikanın sonucudur. Öğretmenler susturuldukça eğitim sistemi düzelmez. Öğretmenlerin emeği değersizleştirilince çocuklarımızın nitelikli eğitim hakkı güvence altına alınamaz. Eğitim-Sen olarak Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın ve mülakat mağduru öğretmenlerin haklı mücadelesinin yanındayız. Tüm gözaltı ve baskı uygulamalarını kınıyoruz.
“DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!”
Öğretmenlerin, sendikaların ve emek örgütlerinin demokratik haklarını kullanmasının engellenmesine derhal son verilmelidir. Direne direne kazanacağız!
Taleplerimiz açıktır:
* Mülakat mağduru öğretmenlerin hakları derhal teslim edilmelidir.
* Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkı güvence altına alınmalıdır.
* Eğitim emekçilerinin güvenceli çalışma ve insanca yaşam talepleri karşılanmalıdır.
* Hak arama mücadelesine yönelik polis müdahaleleri ve gözaltılar son bulmalıdır.
* Sendikal faaliyetlerin engellenmesine yönelik tüm uygulamalardan vazgeçilmelidir.
“SENDİKAL MÜCADELE SUÇ DEĞİLDİR.”
Öğretmenlerin karşısına barikat değil, çözüm iradesi konulmalıdır. Eğitim emekçilerinin emeği, mesleği ve geleceği polis müdahalesiyle bastırılamaz. Hak arayan öğretmenler yalnız değildir. Mülakat mağduru meslektaşlarımızın yanındayız. Sendikal mücadele suç değildir.”




