Antalya’da konut krizi devam ederken, Türkler maalesef artık kendi ülkesinde mülteci durumuna düştü. 1+1 evler 10 bin liradan başlıyor. Özellikle Antalya’da yapılan kentsel dönüşümler zenginler için keyif, maddi durumu yetersiz olanlar içinse eziyet durumuna geldi. Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Antalya Şube Başkanı Funda Yörük, “Antalya’da Gülveren, Güneş ve Santral mahalleri gecekondu bölgeleriydi. Aslında kentsel dönüşümün yapılmasındaki hedef yapı sağlıklı olmayan yapıların yeniden dönüştürülmesi anlamında yapılan bir kanun ama maalesef o bölgelerde gecekondu ve tapu çözümlemeyi bu kanunla özleştirildi. Sosyal konut projeleri kapsamından çıkarak oralar daha rezidans tarzı yapılara dönüştürüldü. Tabii açısından sosyolojik yönü hiç düşünülmeden yapılmış bir planlama olduğunu düşünüyorum. Ya meslek alanımız olarak da bu şekilde değerlendiriyoruz konuyu. Yani bölgede ranta dönüştürülmüş şekilde projeler oluşturuluyor. Özellikle gecekondu önleme bölgesi dediğimiz bizim daha önce oralar gecekondu dönemi bölgesi dediğimiz alanlardı. Şu an farklı dönüşüm projeleri kapsamında daha lüks binalara dönüştürülüyor. Ekonomik olarak oranın aidatını bile karşılayamayacak durumda kalacak mülk sahipleri haline getiriliyor. Binalar lüksleştikçe aidatlar da artıyor. İnsanlar aidatlarını bile ödeyemeyecek şekle geliyorlar ve oraları bırakıp gitmeleri gerekecek. O yüzden hani yaklaşımın doğru olmadığını zaten başından beri yaklaşımın yanlış olduğunu meslek odası olarak söylüyorduk o alanlarla ilgili. Bu projelere kentsel dönüşüm demek doğru değil. Çünkü biz kentsel dönüşüm projesi afet riskli alanlarla ilgili çıkmıştır. Ama o bölge zaten tek katlı gecekondu bölgelerinden oluşuyor iken biz farklı bir sosyolojik yapı da yükleyerek daha lüks yapılara dönüştürdük. Yani aslında bu bir kentsel dönüşüm adıyla anılmasını da doğru bulmuyorum ben oraların. Çünkü hani kentsel dönüşüm dediğimiz durum afet riski yapılan tespit edildikten sonra yenilenmesi sürecindeki planlamadır ama bu o orada öyle bir riskin olduğuyla ilgili bir durum yok. Orada gecekondu alanlarını kaldırıp yerine lüks konutlar yapıyorlar. Yani sosyal konut kapsamı anlamında hiçbir çalışmaya yardımcı olabilecek bir çalışma değil orası” derken,
Antalya İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Soner Akdoğan ise “Konut fiyatlarının yükselmesi öncelikle yabancı satışına, yabancıya yönelik satışlara bağlanmıştı. Bu etkenlerden bir tanesiydi ancak Temel problem bu değil yani. Temel problem enflasyon olması ve maliyetlerin çok artmasından kaynaklı ve kredilerin de yüksek olmasından dolayı vatandaş konuda ulaşamıyordu. Kentsel dönüşüm başlı başına bizim için ayrı bir yara zaten. Burada kentsel dönüşüm yapılırken bütüncül kentsel dönüşüm yapılmalı. Yani buradaki o alanın dinamikleri de göz önünde alınarak bütüncül sosyal kültürel yapıyı da koruyacak şekilde bir dönüşüm modeli oluşturulmalı. Bunlarla ilgili de tüm meslek odalarının çalışmaları var. Şehir plancıları odası olsun, inşaat mühendisleri odası olsun, mimarlar odası olsun Kentsel dönüşümün nasıl olacağıyla ilgili hepimizin çalışmaları var. Ama burada maalesef kentsel dönüşüm tamamıyla rantı yüksek olan yerlerde ya da herhangi bir yeri, yani önceliği olmayan bir yeri, daha rantable bir hale getirmek için yapılıyor. Burada da şöyle bir durum var. Antalya hatta Türkiye genelinde barınma sorunu dediğimiz yani insanların temel haklarından bir tanesidir barınma hakkı. Bu sorun düzensiz göçle birlikte başladı. İşte Ukrayna Rusya savaşıyla birlikte savaştan kaçan insanlar ve yani zengin olan durumu iyi olan Rus ve Ukraynalı vatandaşlar birden bizim işte Liman, Sarısu, Konyaaltı bölgelerimize yerleşmeye başladı. Oradan o bölgelerde yaşayan orta gelir üzerindeki insanlar biraz daha şehrin dışına doğru kaydı. Esasında orada başladı bu iş, enflasyon, işte gelir, gelir düzeyinin azalması, alım gücünün azalması bunlarla birlikte yabancıya yönelik bir konut üretiminin başlaması, kredi faizlerinin yükselmesi bunlar üst üste koyunca Antalya’da ve Türkiye’de bu barınma sorunu yaşanmaya başlandı. Bu bölgeler bir gecekondu yapılaşması yoğundu. Bu bizim hedeflediğimiz kentsel dönüşün çerçevesi içerisinde olan bir bölge değildi. Çünkü buradaki yapılar tek katlı, iki katlı, gece kondu tarzı yapılardı. Buradaki risk teşkil etme yönünden bakarsak da Antalya'da önceliği olan bir bölge değildi. Gülveren yine aynı şekilde burası da bir gecekondu bölgesiydi. Burası da risk yönünden Antalya'nın önceliği olan bir bölge değildi. Şimdi burada gecekondu bölgesi ya da yapılaşmanın daha dar ve orta gelirli ailelerin yaşadığı bir bölge. Burayı siz lüks konutlar yaparak, etrafında cazibe merkezleri oluşturarak yeni bir lüks semt haline getiriyorsunuz. Bu iki bölgede de aynı yöntem izlendi. Antalya'da üç tane kentsel dönüşüm alanı var. Bir tanesi Santral Mahallesi, diğeri Gülveren Mahallesi, bir diğeri de Güneş Mahallesi. Bu üçü de gecekondu yerleşim yerleriydi. Ve risk önceliği olmayan bölgelerdi. Santral Mahallesi'nde zaten 10 yıldır çözülemeyen bir problem var. Orası bir düğüm oldu. Diğer iki bölgede çözüldü. Mesela şu an Gülveren Mahallesi tamamen bir cazibe merkezi haline getirildi” söyledi.