31 Mart 2024’te Antalya’da tarihi bir seçim başarısına imza atan CHP, geçen süreçte 5 belediye başkanını kaybetti. Partinin Antalya’daki belediye sayısı 16’dan 11’e düşerken, gözler yeni istifa ve parti değişikliklerine çevrildi.

31 Mart 2024 seçimlerinde Antalya’da sandıktan çıkan tablo, CHP açısından adeta bir zafer fotoğrafıydı. Büyükşehir Belediyesi dahil 16 belediye başkanlığı kazanılmış, Antalya’da siyasi dengeler uzun yıllar sonra CHP lehine ciddi biçimde değişmişti.

Aradan henüz iki buçuk yıl bile geçmeden ortaya çıkan tablo ise bambaşka.

CHP, Antalya’da 5 belediye başkanını kaybetti.

Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:

Bu ayrılıklar burada mı kalacak, yoksa CHP açısından Antalya’da yeni bir siyasi kopuş dalgası mı başlayacak?

Sandıkta kazanılan belediyeler, siyasi transferlerle el değiştiriyor

Önce Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım ve Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul CHP’den ayrılarak AK Parti’ye geçti.

Ardından Akseki Belediye Başkanı İlkay Akca ile Döşemealtı Belediye Başkanı Menderes Dal, CHP’den ayrılarak Yeni Parti’ye katıldı.

Son olarak Kaş Belediye Başkanı Erol Demirhan’ın istifası geldi.

Böylece CHP’nin 31 Mart 2024’te kazandığı 16 belediye başkanlığının 5’i siyasi parti değişikliği veya istifa nedeniyle CHP yönetiminin dışına çıktı.

Kâğıt üzerinde bu yalnızca birer “parti değiştirme” meselesi gibi görülebilir.

Ama siyasette rakamların da bir dili vardır.

16’dan 11’e düşmek, Antalya siyasetinde küçümsenecek bir değişim değildir.

Asıl mesele başkanların istifası mı, teşkilatın sorgulanması mı?

Burada gözden kaçırılmaması gereken başka bir nokta daha var.

Bir belediye başkanının partisinden ayrılması, sadece o başkanın siyasi tercihi olarak okunamaz.

Çünkü belediye başkanları seçimlerde yalnızca kendi isimleriyle değil, partilerinin logosuyla, teşkilatlarının emeğiyle ve seçmenin o partiye verdiği oyla seçiliyor.

Dolayısıyla bir başkan seçimden sonra partisinden ayrıldığında ortaya şu soru çıkıyor: Seçmen CHP’ye mi oy verdi, yoksa başkana mı?

Eğer cevap CHP ise, bugün yaşanan tablo CHP yönetimi açısından çok daha ciddi bir siyasi muhasebeyi gerektiriyor.

Eğer cevap “başkana” ise, o zaman da Türkiye’de yerel siyasetin geldiği noktanın ayrıca tartışılması gerekiyor.

Antalya’da CHP yönetimi ne söylüyor?

İşte kritik nokta burada.

CHP Antalya teşkilatının önünde artık yalnızca kaybedilen belediyeler meselesi yok.

“Neden gidiyorlar?” sorusu var.

Başkanlarla parti örgütleri arasında sorun mu yaşandı?

Genel merkezle yerel yönetimler arasında görüş ayrılıkları mı oluştu?

Belediye başkanları kendilerini parti yönetimi tarafından yeterince desteklenmiş hissetmedi mi?

Yoksa yaşananlar tamamen kişisel ve siyasi kariyer hesaplarının sonucu mu?

Bunların her biri kamuoyunun bilmesi gereken sorular.

Çünkü siyaset kulislerden ibaret değildir.

Demokraside asıl hesap sandıkta başlar, kamuoyunun önünde verilir.

2024’ün zaferinden 2026’nın tablosuna...

31 Mart 2024 gecesi CHP açısından Antalya’da oluşan tablo, partiye önemli bir siyasi kredi vermişti.

Büyükşehir Belediyesi CHP’deydi.

Antalya’nın çok sayıda ilçesinde de CHP bayrağı dalgalanıyordu.

Bugün ise CHP’nin elinde Büyükşehir dahil 11 belediye bulunuyor.

Bu tabloyu sadece “belediye başkanları başka partilere geçti” diyerek açıklamak kolaycılık olur.

Çünkü seçmenin zihninde başka bir soru oluşuyor:

“Ben 2024’te CHP’ye verdiğim oyla seçtiğim belediye başkanını bugün başka bir partinin belediye başkanı olarak görüyorsam, benim oyumun siyasi karşılığı nedir?”

İşte asıl tartışılması gereken konu bu. CHP açısından alarm zilleri mi çalıyor?

Elbette beş istifadan yola çıkarak “Antalya CHP’den kopuyor” demek doğru olmaz.

Çünkü CHP hâlâ Antalya Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere Muratpaşa, Konyaaltı, Finike, Kemer, Gazipaşa, Alanya, Demre, Korkuteli, Elmalı ve Kepez’de yönetimini sürdürüyor.

Ancak belediye sayısındaki gerileme, siyasi açıdan ciddi bir uyarı işaretidir.

Üstelik mesele yalnızca başkanlarla sınırlı değil.

Belediye meclis üyelerindeki ayrılıklar da hesaba katıldığında, ortaya daha geniş bir siyasi hareketlilik çıkıyor.

Bu nedenle CHP Antalya yönetiminin önünde artık kaçınılmaz bir görev bulunuyor:

Kendi içinde özeleştiri yapmak.

Kimse “Giden kendi tercihiyle gitti” diyerek bu meseleyi geçiştirmemeli.

Çünkü siyaset, yalnızca gidenin neden gittiğini değil, neden tutulamadığını da sorgulama sanatıdır.

Peki sırada kim var?

Antalya kulislerinde bundan sonra hangi belediye başkanının veya meclis üyesinin CHP’den ayrılacağı konuşulabilir.

Fakat burada gazetecilik açısından önemli olan, kulislerde isim yarıştırmak değil.

Somut bir gelişme olmadan yeni istifa beklentisini gerçekmiş gibi sunmak doğru değildir.

Ancak yaşanan beş ayrılığın ardından “Yeni istifalar olacak mı?” sorusunun sorulması da siyasetin doğal sonucudur.

CHP yönetimi bu soruya yalnızca “Hayır” diyerek cevap vermek yerine, neden beş belediye başkanının partiden ayrıldığına ilişkin kamuoyunu tatmin edecek bir siyasi değerlendirme ortaya koymalıdır.

Çünkü mesele artık beş kişinin tercihi olmaktan çıkmıştır.

Mesele Antalya’da CHP’nin 2024’te elde ettiği siyasi üstünlüğü koruyup koruyamayacağı meselesidir.

Ve önümüzdeki süreçte Antalya siyasetinin en önemli sorusu belki de şu olacak:

CHP 16 belediyeden 11’e nasıl geldi ve bu rakam burada mı duracak?

Yoksa Antalya’da yeni bir siyasi transfer dalgasının kapısı mı aralanıyor?

Bunu zaman gösterecek.

Ama bir gerçek şimdiden ortada: 31 Mart 2024’te sandıkta CHP’ye verilen siyasi güç, 2026 Ağustos’unda aynı fotoğrafı vermiyor.