Sivil toplum kuruluşları, yalnızca kültürel etkinlikler düzenleyen ya da hemşehrileri bir araya getiren yapılar değildir.
Gerçek anlamda güçlü bir sivil toplum, doğduğu toprakların sesi olabilen, üreticisinin sorunlarını kamuoyuna taşıyabilen ve yerel kalkınmanın savunuculuğunu yapabilen kurumlardır. Bugün Kaşlılar Derneği'nin Gömbe Yaylası'nda yaşanan elma krizine ilişkin yaptığı açıklama, bu sorumluluğun önemli bir örneğini ortaya koymaktadır.
Toroslar'ın eteklerinde yer alan Gömbe Yaylası, yalnızca Kaş'ın değil, Antalya'nın ve Türkiye'nin en önemli elma üretim merkezlerinden biridir. Yıllardır kalite, aroma ve dayanıklılığıyla iç ve dış pazarlarda marka değeri oluşturan Gömbe elması, bugün üreticisinin elinde kalmaktadır. Bir zamanlar daha dalındayken ihracat bağlantıları yapılan ürünlerin alıcı bulamaması, sadece çiftçinin değil, bölge ekonomisinin de alarm verdiğinin göstergesidir.
Ancak burada dikkat çekici olan yalnızca ekonomik kriz değildir. Asıl önemli olan, bu sorunu gündeme taşıyanın bir hemşehri derneği olmasıdır.
Uzun yıllar boyunca hemşehri dernekleri çoğunlukla kültürel dayanışma kuruluşları olarak görüldü. Oysa günümüzde bu kuruluşların görev alanı çok daha geniştir. Bir yörenin kültürünü korumak kadar üretimini, ekonomisini, tarımını ve sosyal yaşamını da savunmak, hemşehri derneklerinin doğal sorumlulukları arasındadır. Çünkü üretim olmadan kültür de yaşayamaz.
Bir bölgenin elması, portakalı, üzümü, zeytini ya da buğdayı yalnızca ekonomik bir değer değildir; aynı zamanda o coğrafyanın kimliğinin parçasıdır. Gömbe denildiğinde akla gelen ilk değerlerden biri elma üretimidir. Eğer üretici toprağından uzaklaşırsa, zamanla o bölgenin sosyal dokusu da kültürel hafızası da zarar görmeye başlar.
Bu nedenle Kaşlılar Derneği'nin üretici adına yükselttiği ses, aslında yalnızca çiftçinin değil, bölgenin geleceğinin savunulmasıdır.
Bugün Antalya'nın birçok ilçesinde benzer sorunlar yaşanmaktadır. Finike'nin portakalı, Korkuteli'nin mantarı, Serik'in narı, Kumluca'nın sebzesi ve Kaş'ın tarımsal ürünleri farklı dönemlerde benzer ekonomik baskılarla karşı karşıya kalmaktadır. Böyle dönemlerde yerel yönetimlerin, ticaret odalarının, ziraat odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.
Özellikle hemşehri dernekleri, sahip oldukları sosyal ağlar sayesinde üretici ile kamuoyu arasında önemli bir köprü kurabilir. Ürün tanıtım kampanyaları düzenleyebilir, büyükşehirlerde tüketiciyle doğrudan buluşma organizasyonları gerçekleştirebilir, dijital pazarlama çalışmalarına destek verebilir ve üreticilerin sesini merkezi yönetimlere daha güçlü duyurabilir.
Yerel kalkınmanın artık yalnızca kamu yatırımlarıyla sağlanamayacağı açıkça görülmektedir. Sivil toplumun, kooperatiflerin ve yerel inisiyatiflerin sürece aktif katılımı kaçınılmazdır. Bu nedenle Kaşlılar Derneği'nin ortaya koyduğu yaklaşım, Antalya'daki diğer hemşehri dernekleri için de örnek olmalıdır.
Çünkü memleket sevgisi sadece geçmişi anmakla değil, o memleketin bugününe ve yarınına sahip çıkmakla anlam kazanır.
Gömbe'de ağacından düşen her elma, yalnızca bir meyve değildir; aylarca verilen emeğin, bir ailenin geçiminin ve Toroslar'daki üretim kültürünün temsilcisidir. Üreticinin alın terinin karşılığını bulamadığı bir yerde sürdürülebilir kalkınmadan söz etmek mümkün değildir.
Bugün yapılması gereken, Gömbe'nin sesini daha geniş kitlelere ulaştırmaktır. Yerel yönetimler, meslek odaları, ihracatçılar, kooperatifler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ortak bir masa etrafında buluşmalıdır. Çünkü tarım yalnızca çiftçinin sorunu değil, toplumun ortak meselesidir.
Kaşlılar Derneği'nin yaptığı çağrı bu açıdan son derece değerlidir. Bu çağrıya kulak vermek, sadece Gömbe elmasına değil; üretime, kırsal yaşama ve yerel ekonomiye sahip çıkmak anlamına gelmektedir.
Unutulmamalıdır ki güçlü kentler, güçlü yerel değerler üzerine yükselir. Güçlü yerel değerler ise ancak üreticisinin ayakta kalabildiği coğrafyalarda yaşayabilir.
Bugün Gömbe elmasına sahip çıkmak, yarının Antalya'sına sahip çıkmaktır. Bugün üreticinin yanında durmak, geleceğin gıda güvenliğini korumaktır. Ve bugün hemşehri derneklerinin yükselttiği sese destek vermek, yerelden başlayan kalkınma hareketine güç vermektir. Çünkü toprağını koruyan toplumlar, geleceğini de korur.