Ben anlamıyorum bu bilim adamlarını. Nelerle uğraşıyorlar bilseniz.
Geçenlerde Francis Halzen isimli Belçikalı bir bilim insanı pozitronları yakalayan bir dedektör oluşturarak Nobel fizik ödülünü kazandı. Dikkat edin dedektör yaparak demedim. Oluşturarak dedim. Çünkü dedektör diye kullandığı şey Güney Kutbunda bulunan bir devasa buzul.
Neymiş efendim pozitronlar çok çok küçük bir kütleye sahip oldukları için ve yüksüz oldukları için uzayda hiç bir şeyden etkilenmeden seyahat ediyorlarmış. Her cismin içinden geçebiliyorlarmış. Eğilip bükülmüyorlarmış. Yakalanamadığı için hayalet parçacıklarmış. İşte ancak devasa bir buz kütlesinde bir atomcuğa çarparsa yakanabiliyorlarmış. Bu arkadaş da bunu yapıp yakalamış.
Derdin mi yok be adam. Sana ne evrenden, ışımalardan, pozitronlardan. Otur üniversitende ders ver parayı indir cebe akşam evine gidip rahatça uyu. Ne işin var kutuplarda. Ha parası mı az profesörlüğün sana fon alalım Türkiye’den. Birin bin olsun. Bin de değil on bin yaparız maşallah.
Bir diğer gereksiz çalışma da Karl Deisseroth ve Peter Hegemann isimli bilim insanlarından geldi. Onlara da Nobel tıp ödülünü verdiler. Tutmuşlar ışıkla tetiklenen hücreler bulmuşlar. Fener tutunca kıpırdamayan tavşan misali ışığı görünce kapanan/açılan biyolojik hücreler varmış. Bunları beynin nöronlarına, sinir sitemine koyarsan istersen korku, istersen mutluluk, istersen açlık/tokluk hissi uyandırabiliyormuşsun insanda. Yani kontrol ediyorsun beyni. İyi bari bir de uzaktan kumanda yapın bitsin.
Kendilerine taksalar da bu boş işlerden kurtarıp zengin olma hırsı, yat alma isteği, en lüks arabalarda hava atma nöronlarını tetiklesek. Hem onlar da kurtulur bu cendereden. Rahat ederler. Gelir burada siyasete atılıp yollarını bulurlar. Kafa da çalışıyor nasıl olsa.
Ama yok illaki bilim yapacaklar.
Biz onlardan çok ilerideyiz.
Mesela yüzde dört bin kazanç veren fonu bulduk yeni. Dünya çalkalanıyor. Nobel komitesi olayı kavrayabilse ekonomi Nobel’i cepteydi. Ama kapasiteleri yetmedi.
Futboldan esinlenerek siyasetçi transferi sistemini yarattık. Işığı açıp kapatıyoruz hop o partiden bu partiye ışınlıyoruz adamı. Hakkımızı yiyorlar.
Deprem olmadan yıkılabilen binalar yaptık. Anlamadılar yine.
Daha neler neler…
Geçmiş yıllarda da ölülere oy kullandırmak, mühürsüz oy pusulaları gibi dünyayı hayran bıraktıran keşiflerimiz de var tabii.
Neyse bu saf batılılar da bir gün bizim seviyemize gelirler inşallah. Yoksa işleri zor.
Yöneticilerimizin üstün gayretiyle yerli ve milli atılımlarımızın devamı gelecek gibi görünüyor önümüzdeki zamanlarda da.
Tüm dünyanın gözü bizde…