Bu günlerde herkes yorgun. Bir nevi Sonbahar yorgunluğu.

Ama bu bildiğimiz Sonbahar değil de sabrın, umutların, beklentilerin, son-baharı sanki.

Televizyonu açınca hiç güzel, iç açıcı haber alamıyoruz. Gazetelerde hep kötü haberler. Sosyal medya desek zaten her şeyin en olumsuz tarafında.

Daraldık.

Boğulduk.

Kendi hayatlarımız da aynı. İş hayatından memnun patron da yok çalışan da. Biri düşen karının diğeri yetmeyen maaşının ve işten atılma korkusunun derdinde.

Ben halinden memnun insan görmüyorum bir süredir.

Özel ve sosyal hayatları da etkileniyor insanların haliyle. Daha bir gergin daha bir tahammülsüz olduk. Gelene gidene köpürüyor herkes.

Bir nevi şişen balon misali. Ne zaman patlayacağı belli olmayan bir balon.

Nedeni belli.

Ekonomik gidiş çok etkiliyor psikolojimizi. Ardı arkası kesilmeyen zamlar. Ve buna yetişemeyen gelirler. Biliyorum iyice daralttım içinizi ama sizler de görüyorsunuzdur benim gördüklerimi.

Zamanında bir ülkede padişah vezire “vergileri iki katına çıkarın” demiş.

“Aman efendim halk zaten kötü durumda. Yapmasak mı?” dese de mecburen emri halka duyurmuş vezir.

Padişah halkın tepkisini sormuş. “Moralleri çok bozuldu efendim “ cevabını almış. “Tekrar artırın” demiş padişah. Vezirin “Aman efendim” uyarılarına rağmen halka tekrar duyurulmuş yeni vergi zammı. Her seferinde padişah halkın tepkisini soruyor ve hep gittikçe daha çok yıkıldıkları bilgisini alıyormuş.

Aynı şekilde bir kaç vergi artırımından sonra vezir “Aman padişahım halka bir şeyler oluyor. Zil takıp oynamaya başladılar” deyince padişah “son vergi artışını geri alın burası tehlikeli artık” demiş.

Belki de bildiğiniz bu kıssadan bir hisse alınacaksa büyüklerimiz tarafından onlara haber vereyim halkın zilleri hazır. Son bir zammı bekliyor gibiler.

Benden söylemesi.