Antalya başta olmak üzere çeşitli illerde 50 bin dekar üretim alanına danışmanlık yapan Ziraat Mühendisi Ayşe Metin, sahada karşılaştığı tablolar hakkında önemli açıklamalar yaptı. 2001 yılından bu yana tarım sektöründe aktif olarak görev aldığını, pestisitlerden ihracata kadar birçok alanda görevlerinin bulunduğunu belirten Metin, şu an aktif olarak yurt dışına mal gönderecek ihracatçılara uymaları gereken standartlarla ilgili danışmanlık yaptığını belirtti.
SERALARDA İLAÇLARIN MUHAFAZASI ÇOK ÖNEMLİ
Seralarda özellikle yurtdışına ihracat yapacak veya Türkiye’deki marketlere ürün verecek üreticilerin altyapılarını kontrol ettiklerini belirten Ziraat Mühendisi Ayşe Metin, “Pestisit nedeni ile ilaçların güvenli bir yerde saklanıp saklanmadığına bakıyoruz. Çünkü bunlar insan sağlığı için tehlikeli olabilecek düzeyde kimyasallar. Bu nedenle ilaçların güvenli, kilitli bir dolap içerisinde olmasını istiyoruz. Ayrıca sudan uzak, palet üzerinde muhafaza edilmelerini şart koşuyoruz” diye konuştu.

ANTALYA ÇİFTÇİSİ PESTİSİT KONUSUNDA BİLGİLİ
Üreticilerin kullanması gereken ekipmanlar hakkında bilgi veren Metin, “Gaz maskesi, yarım yüz maskesi, toz maskesi, eldiven ve tulum mutlaka bulunmalı. Türkiye’de pestisit konusunda Antalya çiftçisi oldukça bilinçli. Çünkü buradaki üreticiler ihracata yönelik üretim yapıyorlar. İç piyasa için üretim yapan çok az üretici vardır. İhracat yapanlar ise hangi ürünlerin talep edildiğini biliyor. Pestisitleri genelde bayilerinden veya ilaç firmalarından öğreniyorlar ve ona göre üretim yapıyorlar. Biz de kalıntı analizleriyle bunu doğruluyoruz” şeklinde konuştu.

SANILDIĞI KADAR ÜRÜN AVRUPADAN DÖNMÜYOR
Kamuoyunun gündeminde sürekli yer bulan pestisitli ürünlerin geri dönmesi konusuna açıklık getiren Ayşe Metin, şunları söyledi: “Ürünlerin geri dönmesi yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum değil. İspanya’da da, İtalya’da da benzer şekilde ürünler geri dönebiliyor. Türkiye olarak en çok dönen ürünlerimizin başında biber geliyor. Biberdeki pestisit limitleri bazen sorun yaratabiliyor. Örneğin Türkiye’de limiti 1 kabul edilen bir pestisit, Avrupa’da 0.01 olarak kabul edilebiliyor. Bu nedenle Türkiye’de ruhsatlı olan ürün Avrupa’da uygun bulunmayabiliyor. Sonuç olarak ürün ya orada imha ediliyor ya da Hindistan veya Afrika’nın bazı bölgeleri gibi üçüncü ülkelere gönderiliyor”.

İNCİR VE KIRMIZI BİBERDEKİ TEHLİKE
İncir ve kırmızı biberde görülen aflatoksin maddesinin de önemli bir sorun olduğunu belirten Ayşe Metin, “Aflatoksin çok ciddi bir zararlı madde ve genellikle yanlış kurutma işlemlerinden kaynaklanıyor. Yetersiz nem ve hava koşullarında üst üste yığılan incirler veya kırmızı biberler küf oluşturabilir. Türkiye’de yapılan bir partide analizler temiz çıkarken, başka bir partide yanlış kurutma nedeniyle aflatoksin görülebiliyor. Bu durumda ürün ya imha edilir ya da az gelişmiş ülkelere sevk edilir. Türkiye’ye geri dönmesi çok nadirdir, çünkü bu çok ciddi bir maliyet doğurur. İç piyasada satıldığına dair spekülasyonlar olsa da böyle bir şey söz konusu değildir. Kamuoyunda sadece ihraç edilen ürünlerin analizinin yapıldığı ve iç piyasaya sürülen ürünler için pestisit kontrolünün yapılmadığı algını hakkında konuşan Ayşe Metin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’de özellikle Antalya çiftçisinin iç piyasa için ayrı, Avrupa için ayrı ürün yetiştirdiği algısı kesinlikle yanlış. Ürün ihracatçıya gelir ve Avrupa’nın istediği limitlere uygunluğu kontrol edilir. Burada kalite kriterleri devreye girer: örneğin uzun ve sivri biber, 30 mm büyüklük gibi standartlar aranır. Bu kriterleri karşılayan ürünler ihracata gider. Çapı küçük, şekli eğri olanlar ise ‘ıskarta’ dediğimiz şekilde iç piyasaya satılır. Yani aslında iç piyasaya giden mallar ile ihracata giden mallar farklı ürünler değildir. Bunun dışında yola dayanıklı olmayan bazı ürünler iç piyasa için yetiştirilebilir. Bunların da bakanlık tarafından analiz ve takibi yapılır”.

YASAKLI İLAÇ KULLANILDIĞINDA İZLENEN YOL
Yapılan analiz sonuçlarından sonra izlenen süreç hakkında bilgi veren Ayşe Metin, şunları söyledi: “Diyelim ki üretici ruhsatlı bir ürün kullanmış, limiti bir. Ancak analiz sonucunda 1,5 çıkmış. Bu durumda ürünü hemen reddetmiyor, bir hafta bekletiyoruz. Çünkü bazen ilacın kapalı gün sayısı fazla olabilir veya dozaj biraz yüksek atılmış olabilir. Bir hafta sonra tekrar analiz yapıyoruz. Eğer hâlâ limit yüksekse biraz daha bekliyoruz. Genelde üçüncü analizde temiz çıkıyor. Ancak yasaklı bir aktif madde kullanılmışsa durum farklıdır. Bunun limiti 0.01 kabul edilir ve hiçbir şekilde tolerans gösterilmez. Bir hafta sonra da, iki hafta sonra da analiz yapılsa sonuç değişmez; ürün imha edilir.”
YASAKLANAN ÜRÜN PİYASADAN ÇEKİLİYOR
Yasaklı pestisit kullanımının artık yok denecek kadar azaldığını belirten Metin, konuşmasını şöyle tamamladı: “Örneğin bir ürün bu yıl yasaklandığında, iki yıl içinde piyasadan tamamen çekilir. Ama bazen üreticinin elinde kalmış olabilir. Domateste ruhsatı olan bir ilaç, bibere ruhsatlı değilse ve üretici yanlışlıkla bibere uygularsa, bu tespit edildiğinde bakanlık tarafından imha işlemi yapılır. Hiçbir üretici ürününü riske atmak istemez.”





