Bu yıl 58. düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali ilk gününde halkla buluşamadı. Yetkililer virüs nedeniyle kortej geçişini iptal etti. Festival yapılacak diye hasretle bekleyen Antalya halkı, kortej iptal edilince açıkçası hüsrana uğradı.
FESTİVAL NASIL DOĞDU?
Sizlere önce festivalin nasıl başladığından söz edeyim. Belediye Başkanlığı yapan Avni Tolunay 1960’lı yıllarda Antalya’nın Yeşilçam platosu haline dönüşmesiyle ve bu kente gelen sinemacılara kol kanat geren Tolunay sinemacılarla konuşarak film şenliği görüşünü ortaya attı. Amacı sinemayı çok seven Antalya halkıyla sanatçıları buluşturmaktı. Sinema dünyası bu fikri çok sevdi ve 4 Ekim 1964 yılında bir şenlik havası içinde başladı. Halk çok sevdi. Sanatçıları evlerinde yatırarak onlara kucak açtı. Bu sevgi her yıl sürdü. Şenlik havası içinde gelişen bu durum, festivale dönüştü. Hasan Subaşı, başkanlığı döneminde uluslararası market kurularak, festivali dışa açtı. Daha sonraki yıllarda festivali dünyada tanıtmayı sürdürdü. Hollywood sanatçı, yönetmenleri de festivale katılmaya başladılar. Mesleğe ilk başladığım yıllarda o zaman belediye başkanı Yener Ulusoy. O yıllarda Akdeniz Akdeniz müzik festivali başlamış, bu festival kısa zamanda uluslararası müzik dalında kendinden söz ettirmişti. Bende bu festival ile birlikte Altın Portakal Film Festivallerini bugüne kadar aralıksız izlemeyi sürdürdüm. O yıllarda sanatçılar Konyaaltı’nda barakalardan yapılan yazlık obalarda kalıyorlardı. Öyle büyük oteller yoktu. Bu festival sayesinde dünya Antalya’yı keşfedilmesinde büyük rol oynadı. Festival büyüdü, uluslararası boyut kazandı. Bugün o günleri anımsadıkça kahroluyorum… 35 yıla yakın süre her yıl aynı heyecanı yaşadığım bu festivalde çok güzel anılar yaşamış, çok badireleri atlatarak bu günlere gelmiştik. Her zaman Festivali düzenleyenlere elimden geldiğince gerek haberlerimle, gerek bakış açım ve deneyim birikimlerimle yönetimin yanında oldum. Bu günleri görmek insanı Antalya halkı gibi beni de çok üzüyor…
BAŞKAN BÖCEK DÖNEMİ FESTİVAL
Bundan 3 yıl önce yani 56. Altın portakal film festivali organizasyonunda yaşanan olumsuzluklar can sıkmıştı. Kırmızı halıdan sonra kapalı spor salonunda yapılan gala gecesi koltuk yerine parklardaki sandalyelerde gala gerçekleşmişti. Koca Büyükşehir’e yakışmayan özellikle uluslararası bir festivale bu görüntü hiç şık olmamıştı. Eşe dosta verilen davetiyeler salonu doldurunca sanatçılar ayakta kalmış hatta geri dönenler olmuştu. Kısacası Altın Portakalı organize edenler sınıfta kaldığını yazmış ve bu festivalin 5 numara büyük geldiğini belirtmiştim. Geçen yıl 57. Altın portakal film festivali koronavirüse rağmen, yasaklara rağmen sessizce yapılmıştı. Kortej o yıl iptal edilmişti. Zaten olamazdı çünkü virüs nedeniyle yasaklar vardı. Bu yıl sanırım festival organizasyonuna zor gelen uluslararası bu festival yine koronavirüsü bahane ederek halkın yarım asrı geçen ve her yıl halkla kucaklaşan korteji iptal etmesi Antalya’da şok etkisi yarattı. Aslında festivalin aksak geçeceği önceden kendini göstermişti. Günler öncesi Antalya bayraklarla, afişlerle festivali simgeleyen heykellerle süslenerek halk heyecanı yaşatılırken, bu yıl sadece festivalin afişleri durak raketlerinde boy gösterdi. Oysa kortej açık havada yani caddelerde yaşanacaktı. Süslenmiş araçlarda sanatçılar halkı selamlayacak, öpücükler ile sevgi gösterilerini alkışlar arasında halkla sevgilerini paylaşacaktı. Olmadı, yapılmadı…
Açılış kapalı spor salonunda sanatçı Erol Evgin konserini ancak protokol izleyebildi. Koca salon boş ve ses salonda adeta yankılanıyordu. Her yıl kent merkezinde konaklayan sinema sanatçıları, oyuncu, yönetmen gibi katılımcılar, bu yıl şehir dışındaki otellerde kalmak zorunda kaldılar. Geçmiş yıllarda cam piramit kongre merkezi sinemacılara ve onların etkinliklerine hazırlanırken bu yıl cam piramit sessizliğe büründü. AKM salonları ise film gösterime ayrıldı. Kısacası festival bu yıl ölü doğarken, altın adeta bakıra dönüştü. Tüm umut şimdi son final galasında… Umarım 9 Ekim Cumartesi günü gala kazasız, eksiksiz ve adına yakışır bir şekilde sona erer… Bizden hatırlatması… Haydi hayırlısı…