Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) genel kurulu Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde tek kapıdan giriş, yoğun güvenlik ve basına getirilen kısıtlamalarla başladı. Gazetecilerin salona alınmaması tepki çekerken, seçim süreci “şeffaflık yerine bariyerler” eleştirileriyle gündeme oturdu.
Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) genel kurulu, bu yıl öyle sıradan bir seçim değil… Yanlış anlaşılmasın, burada bir meslek örgütü başkanı seçilmiyor; adeta “çok gizli devlet zirvesi” ya da “uluslararası güvenlik seviyesi kırmızı alarm operasyonu” yürütülüyor.
Mekan: Antalya Mimar Sinan Kongre Merkezi. Ama ismine aldanmayın; içeride sanat, demokrasi ya da açıklık arayanlar büyük hata yapar. Çünkü içerisi “kamuya açık kongre” değil, sanki erişimi NATO koduyla verilen kapalı bir tesis.
Adaylar: Adlıhan Dere ve Mehmet Ali Alkan. Rekabet büyük, heyecan yüksek… Ama asıl yarış sandıkta değil; kimin daha iyi güvenlik protokolü uyguladığı konusunda.
Tek Kapı, Çok Hikaye, Sıfır Şeffaflık
Kongre merkezinin tüm girişleri özenle kapatılmış. Geriye sadece tek bir kapı bırakılmış. Hani olur ya, “kontrollü giriş” denir… Burada kontrol biraz abartılmış; sanki içeri gazeteci değil, Sızma İhtimali Olan Bir İstihbarat Tehdidi giriyormuş gibi.
Sonuç? Tahmin edileceği üzere: uzun kuyruklar, sıkışıklık ve “esnaf seçimi mi yapıyoruz, yoksa bedava altın dağıtımı mı var?” hissi.
Basın mı? O da ne?
Gazeteciler mi? Güzel soru.
Onlar için sistem net: “Genel kurul üyesi değilsen, yok sayılırsın.”
AESOB Başkanvekili Bayram Dal durumu net açıklıyor: “Genel kurul üyesi dışında kimse alınmıyor. Gazeteciler sandıklar kapandıktan sonra gelebilir.”
Yani özetle:
Basın özgürlüğü var… Ama sadece oy sayımı bittikten sonra hatırlanan bir özgürlük türü.
Demokrasi anlayışı adeta gelişmiş: Önce kapıları kapat, sonra şeffaflıktan bahset.
Çadır siyaseti: Kırmızı vs mavi
Bu arada dışarıda da tablo oldukça “renkli”.
Bir tarafta kırmızı çadır, diğer tarafta mavi çadır. Sanki AESOB seçimi değil de düşük bütçeli bir siyasi kampanya dizisinin sezon finali.
Hediyeler dağıtılıyor, destek gösterileri yapılıyor… Tek eksik: Seçimin “açık” olduğuna dair bir işaret.
AGC’den tokat gibi açıklama
Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) ise durumu oldukça nazik (!) bir dille özetliyor:
Basının salona alınmaması, bazı gazetecilerin dışarı çıkarılması ve tüm bu kararların “ortak akıl” ürünü olması…
Gerçekten etkileyici bir ortaklık: şeffaflığı dışarıda bırakma konusunda tam mutabakat.
Açıklamada özellikle şu vurgu dikkat çekiyor: “1 Mayıs İşçi Bayramı’nda basının engellenmesi kabul edilemez.”
Ama anlaşılan o ki, bazı yerlerde 1 Mayıs bile “erişim yetkisi olmayanlar listesi ”ne dahil.
Sonuç: Seçim değil, kontrollü gösteri
Ortada bir seçim var mı? Evet.
Şeffaflık var mı? Maalesef o da “girişte bırakıldı”.
AESOB genel kurulu, esnafın sorunlarını konuşmaktan çok, kimin daha iyi bariyer kurduğu ve kimin gazeteciyi daha uzağa tutabildiği yarışına dönüşmüş durumda.
Bu bir meslek örgütü seçimi mi, yoksa “katılımın sıkı kontrol edildiği özel bir organizasyon performansı” mı?
Cevap içeride değil zaten… İçeri alınmıyor.
Sevgi ile kalın, ama hep böyle kalın emi…