Kamu Emekçileri Sendikası’na (KESK) Türkiye genelinde iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Eylemin Antalya ayağı ise Antalya Tapu ve Kadastro 6. Bölge Müdürlüğü önünde gerçekleştirdi. Sendika üyeleri, Antalya Tapu ve Kadastro 6. Bölge Müdürlüğü önünden Maliye Müdürlüğüne yürüyüş gerçekleştirdi. Sendikanın Antalya temsilcisi Bayram Baran, kent genelinde 500 sendika üyesinin iş bırakma eylemine katıldığını aktardı.

“SÖZDE TELAFİ ETMEK İÇİN VERİLEN BİR FARK”
Baran yaptığı açıklamada “Genel merkez olarak aldığımız karar tüm yurtta yapılıyor bu bir uyarı niteliğindedir şeklinde konuşarak şu açıklamayı yaptı:
Mevcut iktidar sık sık “eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye Dönemine geçtik” diyor. Oysa bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de Eski günlerimizi arar hale geldik. Hakem Dayatması İle Biten Son Toplu Sözleşme 5 Ocak’ta açıklanan TÜİK verilerine göre enflasyon farkı ve taban aylığına 1000 TL zam dâhil maaşlarımız ortalama yüzde 20 artacak. Ama hepimiz biliyoruz ki enflasyon farkı geçtiğimiz altı ayda yaşadığımız hayat pahalılığını “sözde” telafi etmek için verilen bir fark. Üstelik TÜİK’in sanal verilerine göre, ki gerçek enflasyonun yarısı bile değil.”

MAAŞ MUM GİBİ ERİYOR
Kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026’ya ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile başladıklarının aktaran Baran, “Buna karşın 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine bizim maaşlarımıza yapılan artışın en az iki katı kadar zam yapıldı. Ocaktan itibaren kiralar yüzde 35 artacak. Aralıkta 55 bin TL maaş alıp 25 bin TL kira veren bir memurun enflasyon farkı dahil maaşı 66 bin TL olacak. Buna karşın kirası 33 bin 720 TL’ye çıkacak. Yani maaş artışının neredeyse tamamı kiraya artışına gidecek. Üstelik maaşlarımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisi, bir kez daha Yeniden Değerleme Oranının altında tutuldu. Yani maaş artışımız yine cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak. Maaşlarımız mum gibi erirken, her geçen gün daha fazla yoksullaşıyoruz” diye konuştu.

“BİR AVUÇ AZINLIĞIN LEHİNE OLAN BU GELİR ADALETSİZLİĞİNİ, BİZ SEÇMEDİK”
“10 yıl önce en düşük memur maaşı ile 17 adet çeyrek altın alınabiliyordu” diyen Baran, “Bugün 6 adet bile alınamıyor. 25 yıl önce Türkiye’de bir memur emekli olduğunda emekli ikramiyesi ile ortalama standartlarda bir ev alabiliyordu. Bugün 10 yaşında ikinci el bir otomobil bile alamıyor. 25 yıl önce ortalama memur emeklisi aylığı asgari ücretin 2 katıydı. Bugün asgari ücretin dahi altına inmiş durumda. Gündem biz olunca ‘kaynak yok’ diyorlar. Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor. Bizlerin gelirleri küçülürken büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Antidemokratik uygulamalar yoksullaştırma politikalarına rıza üretmek için dayatılıyor. Bizleri biat eden modern kölelere dönüştürmeye çalışıyorlar. Tam da bu yüzden tüm baskılara karşı emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur demenin zamanıdır. İnsanca yaşanacak ücret yoksa demokrasi de yok. Bir avuç azınlığın lehine olan bu gelir adaletsizliğini, biz seçmedik” sözlerine yer verdi.





