Antalya'da Çözüm İçin Bir Canın Yanması mı Gerekiyor?

Antalya büyüyor. Her yıl binlerce yeni öğrenci Akdeniz Üniversitesi'ne geliyor. Yeni yurtlar yapılıyor, yeni yollar açılıyor, yeni yaşam alanları oluşuyor. Ancak bazen en temel ihtiyaçlar gözden kaçıyor. Konyaaltı İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile KYK Akdeniz Öğrenci Yurdu bölgesinden başlayıp 5M Migros Kavşağı'na kadar uzanan ve her gün binlerce öğrencinin kullandığı bağlantı yolu bunun en çarpıcı örneklerinden biri.

Bu yolu kullanan herkes aynı manzaraya tanık oluyor. Yol var. Araç trafiği var. Hız yapan sürücüler var. Ama kaldırım yok.

Bu güzergahı kullananlar ve pek çok A.Ü. Öğretim üyesi, hem Konyaaltı halk masayı hem ABİM, Antalya Büyükşehir İletişim Merkezini arayıp, yolda kaldırım olmadığını ve öğrencilerin yoğun olarak bu yolu yürüyerek 5m Migros’a ve ana artere indiklerini belirterek, araçların hız yaptığını yağmur ya da olumsuz hava şartlarında trafiğin yoğunlaştığını can güvenliğinin ve kaza riskinin çok olduğunu belirtmişler, ancak Konyaaltı halk masa sorumluluğun büyükşehirde olduğunu büyükşehir arandığında da Konyaaltı Belediyesinin sorumlu olduğunu belirtip topu birbirlerine atmışlar.

Türkiye'deki ve tabii ki Antalya’daki büyükşehir yapılanmasında, ana bulvarlar, caddeler, merkezi bağlantı yolları ve toplu taşıma güzergâhları Büyükşehir Belediyesi yetki ve sorumluluk alanına girerken; bu caddelerin arasında kalan daha küçük sokaklar ilçe belediyelerine (Konyaaltı veya Muratpaşa) ait olmaktadır. Tarif ettiğim yol, Akdeniz Üniversitesi Kampüsü sınırından Migros Kavşağı'na (Dumlupınar Bulvarı yan yolu / Üniversite Caddesi uzantısı) bağlanan ana bir bağlantı yolu olduğu için bakım, onarım ve temizlik gibi tüm hizmetleri Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülmektedir. Ancak Konyaaltı ile koordinasyon anlaşması var. Kimsenin bana ne deme lüksü yok, şikayet nedeni senin yetkinde değilse bile gerekli yerlere iletmek senin de sorumluluğun.

Evet, binlerce öğrencinin sabah dersine gitmek, akşam yurduna dönmek için kullandığı bu güzergahta yayaların güvenle yürüyebileceği kesintisiz bir kaldırım bulunmuyor. Öğrenciler araçlarla aynı yolu paylaşmak zorunda kalıyor. Özellikle yağmurlu havalarda, gece saatlerinde ve yoğun trafik zamanlarında risk katlanarak büyüyor.

Üstelik bu durum yeni ortaya çıkmış bir sorun da değil.

Bölgeyi kullanan öğrenciler, öğretim üyeleri ve vatandaşlar defalarca ilgili kurumları arayarak durumu bildirmiş. Konyaaltı Halk Masa'ya yapılan başvurularda, "Öğrenciler yolda yürümek zorunda kalıyor", "Araçlar çok hızlı gidiyor", "Kaza riski çok yüksek" denilmiş.

Ancak verilen cevap ilginç olduğu için bir kez daha tekrarlamak istiyorum.

"Bu yol Büyükşehir Belediyesi'nin sorumluluğunda."

Vatandaş bu kez Antalya Büyükşehir Belediyesi'ni arıyor.

Oradan gelen cevapsa, "Bu konu ilçe belediyesinin sorumluluğunda." Oluyor.

Sorun ortada duruyor.

Öğrenciler hâlâ yolun içinde yürüyor. Kimsenin çözmediği bir tehlike her gün yeniden yaşanıyor.

Burada asıl sorgulanması gereken konu kaldırım eksikliğinden daha büyük.

Antalya gibi milyonlarca insanın yaşadığı, her yıl milyonlarca turist ağırlayan bir kentte, iki belediye arasında bir yolun sorumluluğu konusunda netlik sağlanamıyorsa, vatandaş çözümü nerede arayacak?

ABİM'de mi?

Halk Masa'da mı?

CİMER'de mi?

Yoksa bir kazanın ardından savcılığa mı başvuracak?

Modern kent yönetiminin temel ilkelerinden biri kurumlar arası koordinasyondur. Vatandaşın görevi hangi belediyenin yetkili olduğunu araştırmak değildir. Vatandaş sorunu bildirir; kurumlar kendi aralarında koordinasyonu sağlar ve çözümü üretir.

Sorun bir kurumdan diğerine yönlendiriliyor. Çözüm ise ortada görünmüyor.

Bu yol yalnızca öğrenciler tarafından kullanılmıyor. Akdeniz Üniversitesi'nin çok sayıda akademisyeni de aynı güzergahı kullanıyor.Birçok öğretim üyesi yıllardır aynı serzenişte bulunuyor:

"Binlerce öğrencinin kullandığı ana bağlantı yolunda nasıl olur da kaldırım olmaz?"

Gerçekten de sormak gerekiyor.

Antalya'da kaldırım yapılabilmesi için önce bir öğrencinin yaralanması mı gerekiyor?

Bir ailenin evladını kaybetmesi mi gerekiyor?

Ancak o zaman mı harekete geçilecek?

Üstelik talep edilen şey devasa bir yatırım değildir.

• Güvenli bir kaldırım yapılması,

• Kaldırım yapılıncaya kadar yaya koridoru oluşturulması,

• Delinatör ve bariyerlerle yayaların korunması,

• Hız kesici önlemlerin alınması,

• Yaya geçitleri ve uyarı levhalarının yerleştirilmesidir. Yani, yaşam hakkıdır.

Mesele kimin sorumlu olduğu değil. Mesele gençlerin güvenliğidir. Mesele ailelerin çocuklarını gönül rahatlığıyla üniversiteye gönderebilmesidir. Mesele yaşam hakkıdır.

Bugün o yolda yürüyen binlerce öğrenci adına soruyorum;

Bu sorun için daha kaç şikâyet gerekli?

Daha kaç başvuru yapılmalı?

Daha kaç kez "yetki bizde değil" cevabı verilmeli? Yoksa gerçekten çözüm için önce bir can kaybı ya da büyük bir kaza mı yaşanması gerekiyor?