Karadeniz sahil yolu çok güzel olmuştu. Bu yolların eski halini bilmeyenler “Ne var bunda, yol işte” diyebilir. Fakat ben bu yolların eski halini çok iyi bilirim. Yani bu yollarda 1974-76 arasında çok gelip gitmiştim. Çünkü Giresun’a gelirken, eşimi ve dört aylık kızımla dört yaşındaki oğlumu Burdur’da bırakıp gelmiştim.
Siyaset her zaman olduğu gibi bize tersti. Bu yüzden bazen sadece Cumartesi ve Pazar için, yani 48 saat için bu yolculuğa çıktığım çok olmuştur ki, gidiş dönüş 36 saati yollarda geçiyordu. O yüzden uçurumlardan ip gibi, kıvrıla kıvrıla giden bu yolların eski halini en iyi bilenlerden birisi olduğumu düşünüyorum.
Samsun’dan Sarp’a 542 kilometre uzunluğundaki yolun kalitesi, doğal dokuya verdiği zararlarla ilgili eleştirilerin ne oranda gerçeği yansıttığını bilemiyorum; ama doğrusu trafik çok rahatlamış ve yol güvenliği yüzde beş yüz artmış. Fakat Ankara Samsun arası o zaman da altı saatti, şimdi de altı saat. Yani hız sınırlaması nedeniyle süre değişmiyor.
Sonra bu yol, olmazsa olmaz bir yol. Çünkü ülkenin nüfus yoğunluğu en fazla bölgelerinden geçiyor ve Karadeniz’in başka bir yerinden, alternatif bir yol yapmak da olanaksız.
Gece geçtiğim için bazı şeyleri fark edememiş olabilirim. Fakat literatüre baktım, 41 kilometre uzunluğunda 12 adet tek tüp tünel yapılmış. 18.5 kilometre uzunluğunda 20 adet çift tüp tünel yapılmış. Tünellerin çokluğu ve uzunluğu, yolu kısalttığı kadar, doğanın korunmasına önem verildiğini de gösterir diye düşünüyorum.
Keşap’tan geçerken de yoğun duygular yaşadım tabi. Birkaç yıl önce, 1974-76 yılları arasında Karabulduk’ta çalıştığım okulun resmini bir sitede görmüş ve “SARI BİNA” adıyla bir şiir yazmıştım.
“Giresun deyince, ilk gelen aklıma
Karabulduk’ta, sarı bir bina.
Bir pencere ki; geçmişe açılan yeşil
Kalmış kırık dökük bir zaman parçasında.
Ve safran sarısı bir sonbaharda
Teslim olmuş yağmurlara.”
Gün boyu kucak açardı
O sarı bina, uzak tepelerden
Işık toplamaya gelen çocuklara.
Yarım ekmekle, bir kuru soğan
Öğle paydosları soğan kemiren
Çocuklar kalmış aklımda!
“Ve şimdi anlıyorum ki
Anı tadında, sarı sıcak, filizi yeşil
Bir bahar kaybetmişim oralarda.
Öğrencilerim, dostlarım
Geçmişim ve gençliğim kalmış
O sarı binada.”