Bundan 4 ay önceydi. Arkadaşlarla zaman zaman bir araya gelerek sohbet edip seçimleri konuşuyorduk. Seçimler konusunda bazı endişelerimiz vardı. Bu endişeleri tek tek masaya yatırdık. Seçime az bir zaman kala ülkenin yaşayacağı veya yaşanmaması gereken senaryoları konuştuk. Bazı arkadaşlar seçim olmayacağını iddia ederek, bu hükümetin demokratik tahammüller içinde sakin bir seçim geçirebileceğimizden kuşku duyuyorlardı. Bu kuşkular şunlardı 1- Hükümet savaş çıkaracak. 2- Anarşi artacak ve sıkıyönetim uygulanıp seçim iptal edilecek. 3 – Demokratik tahammüller gereği olacak gidici olan bu hükümet muhalefette kalacak ve bir süre sonra ANAP gibi eriyip yok olacak..
İlk 2 senaryo beni ürküttü. Umarım bu komplo teorileri sadece teoride kalır, ama beni korkutan 1980 öncesi yaşanan anarşiydi. O yıllarda sağcıyı ve solcuyu öldüren de aynı silahtı. Sonuç Generaller ülke yönetimini ele aldı. Bundan 10 yıl önceydi, Antalya Gazeteciler Cemiyeti, kardeş basını olan Nürnberg basınının konuğu olarak bizi Almanya’ya götürdü. Orada gazeteci meslektaşlarla konuşurken, onlara “Sizin gazetelerinizi inceledim. Sizde neden köşe yazarları yok’’ dedim. Eyaletin en yüksek tirajlı gazetesinin sahibi olan zat, “Bizde sizin ülke kadar sık sık gündemi değiştirecek olaylar yok. Bu kadar sık gündem değişmesi için önemli olaylar oluşması lazım. Bizde çok çok önemli günler ve olaylarda sayfa editörleri yazarlar’’ dedi. Haksız mı? Bizde gündem değiştirmek günlük değil saatliktir.
Gelelim günümüze…
Vatandaş geçim derdinde. Her gün alım gücü düşüyor. Zamlar yağmur gibi üzerimize yağıyor. Mutfaklarda adeta yangın var. Cep delik, cepken delik. Birtakım insanlar çok güzel bir hayat yaşarken ülkenin yüzde 70’i açlık ve yoksullukla boğuşuyor.
Ülkede en önemli gündem ekonomi. Birden bire ülke gündemine bomba düştü. Düşen bomba 6 masum can aldı. Bazı yabancı basın ve köşe yazarları El Nusra, ÖSO’ yu işaret ediyor. Yandaş medya ve yetkililer net bir şekilde PKK’yı işaret ediyor. Bombacı Ahlam’ın ağabeyi ÖSO komutanı. Bu basında pek yer almadı. Bu detay bence çok önem taşıyor. Hükümetin açıklamasına bakılırsa bu PKK sanırım HDP’nin demokratik siyasi mücadelesini yok etmek istiyor. Bir yandan hükümetin HDP üzerindeki siyasi baskı şimdi de PKK eylemleri. Oysa HDP kilit parti. 8 milyon seçmeniyle hangi ittifaka yanaşırsa o ittifak seçimi kazanacak. 2 ittifak da HDP’yi istemiyor veya HDP girmek istemedi. Asıl kafaları karıştıran neden bu masum insanların hayatını alan eylem yapıldı. Belki de PKK yetkilileri yani dağ HDP’nin demokratik mücadelesini baltalamak yok etmek mi istiyor.Bu eylem en çok kimin işine yaradı? Millet İttifakının mı? Cumhur ittifakının mı? Büyük fotoğrafta küçük detay.
Büyük fotoğrafa bakıp detaylar cevap bulmada yardımcı olabilir…
İşte kafalar bu yüzden karışık…
Sınır ötesi harekata gelelim. Burada da kafalar karışık. Örneğin 1 gün önce sınır ötesi harekatı ile ilgili Rusya ve Amerika’ya bilgi verildiğini basından öğreniyoruz. O halde YPG’nin bu harekâttan haberi var. Resmi olarak bildirilmezse bile kuşlar haberi vermişler. Silahlı güç pozisyonunu almış. Ya o bölgede yaşayan masum insanlar…Umarım bu son olur. Hangi örgüt olursa olsun. Kim bu emri verirse versin, masum insanlar yaşamını yitirmesin.
Lanet olsun insan hayatı üzerine çıkar sağlamak…
Türk insanı yoksul. Günlük karnını doyurma mücadelesi içindeyken gelen zamlar hiç dur durak bilmiyor. Peynir 160 lira. Nerdeyse et fiyatlarını sollayacak. Süt, yumurta, zeytin de öyle roket hızıyla zamlanıyorlar.
Her şey ateş pahası, lira kuruşa düştü. Asıl bomba EKONOMİ iken herkes İstiklal caddesine odaklanmış.
Gündem ekonomiyken birden değişti. Şimdi de can korkusu başladı. Ya bir gece ansızın Yunanistan ile savaş olursa… Olursa ne olur ki ekonomi bundan daha kötü olacak değil ya.