Türkiye’de artık ayda bir değil, yılda bir etin girdiği evlerin sayısı artıyor. Besici bitmiş durumda. Bizim harika bakanlığımız Tarım ve Orman Bakanlığı ise yine çözümü ithalatta buldu. Ya aklım almıyor. Kendi üreticimizi beslemek yerine neden başka üreticileri besliyoruz. Yazık günah ya. Bakın Antalya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Metin Yaraşçı, ne diyor;
“İthalat ile Türkiye’deki et ve süt sorunu çözülmez. 20 yıl önce sektörde yaşanan sorunla bugün yaşanan sorun yine aynı. Demek ki Türkiye’de et ve süt sorunu çözülmek istenmiyor. Türkiye’deki üreticiler korunarak, para kazanır halde tutulmazsa dökme suyla değirmen dönmeyeceği gibi dışarıdan et ithal etmek zorunda kalmaya devam ederiz. Türkiye 80 milyona yakın nüfusa sahip. Yurt dışından gelecek olan 600 bin sığır, et sorununu çözmez. İthalat günü kurtarma politikasıdır. Yurtdışında ithal edilen besilik ve damızlık hayvan üreticiyi baskı altında bırakıyor. Kesinlikle dışarıdan canlı hayvan ve kargas et gelmesine karşıyım. Dışarıdan et ithal edilecek söylemi bile yerli üretici ve et sektörüne zarar veriyor. Yeni yılın ardından 275 TL’yi bulan kargas et, ithalat haberinin ardından 260 TL’ye düştü. Yeni yıldan sonra her üründe zam yapılırken besicinin yerinde sayması üretimi azaltıyor. Süt fiyatları geçmiş yıllarda 3.2 lirayken üretici 50 kuruş destek alıyordu. Şu an süt fiyatları 12-13 TL oldu ancak üreticiye verilen destek yine 50 kuruş. Dana desteği ilk çıktığında devletin verdiği 300 TL destek ile üretici 12 çuval besi yem alıyorken, şimdi devlet üreticiye 500 TL destek veriyor bu 1 çuval dahi yem alamıyoruz. Girdi maliyetleri göz önünde bulundurulmadan fiyatlar belirleniyor. Yeni yıldan önce sütün fiyatı 12,50 TL’ydi. Ulusal Süt Konseyi, yeni yıla girilmesinin ardından sütte referans fiyatını 13,50 TL’ye çıkardı. Bizim sektörün girdi maliyetleri yeni yıldan önce ve sonra kıyaslandığında en az yüzde 30-40 oranında artış yaşandı. Haliyle yapılan zam yetersiz kaldı. Süt sığırcılığı ve süt sektörü para kazanamazsa, ana sığırlar kesime gidecektir. Kesime giden her bir inek benim için bir fabrika demektir. Türkiye’deki üreticiler korunarak, para kazanır halde tutulmazsa dökme suyla değirmen dönmeyeceği gibi dışarıdan et ithal etmek zorunda kalmaya devam ederiz. Türkiye’de sürdürülebilir şekilde ne süt sığırcılığı yapılabiliyor ne de besicilik yapılıyor. Çünkü girdi maliyetleri göz önünde bulundurulmadan ithalat gerçekleştiriliyor. Bu politikayla ancak günü kurtarabiliriz. Hayvancılık ve tarım politikaları uzun soluklu politikalar olmak zorundadır. Devletin üreticiye destek vererek zararını önlemesi gerekiyor. Türkiye’de öncelikle süt sektöründe sorununun çözülmesi gerekiyor. Çünkü süt sektöründe para kazanamayan üretici hayvanlarını kesime gönderdi bu da hayvancılık sektöründe azalmaya neden oldu. Köylerde 7-8 ton süt vardı şimdi ise bu rakam 1,5-2 tona düştü. Bu şekilde giderse süt bulamayarak dışarıdan süt tozu ithal etmek zorunda kalabiliriz. 20 yıl önce sektörde yaşanan sorunla bugün yaşanan sorun yine aynı. Demek ki Türkiye’de et ve süt sorunu çözülmek istenmiyor. Sütteki sorun çözülmezse etteki sorun devam eder.”