Zeta Gezegeni'nde ilginç bir hastalık vardı. Adı? Olmak Hastalığı. İlk belirtisi sürekli koltuk görme hâliydi.

Koltuğun nasıl olduğu önemli değildi.

Önemli olan üzerinde kimin oturduğuydu.

Ve tercihen o kişinin kendisi olması.

Teşhis de basitti.

Birine:

"Oraya gelirsen ne yapacaksın?"

diye sorarlardı.

Cevap veremeyip,

"Peki bir üst koltuğa nasıl çıkarsın?"

sorusuna uzun uzun konuşuyorsa...

Test pozitifti.

Hastalığın ilk evresi sessiz ilerlerdi.

Hasta sürekli hazırlanıyor gibi görünürdü.

Toplantılar, pozlar, fotoğraflar, dostluklar...

Ama ortada proje yoktu.

Fikir yoktu.

Sadece yükselme planı vardı.

Merdiven vardı.

Gidilecek ev yoktu.

İkinci evreye "Metastaz" denirdi.

Hasta ilk koltuğa otururdu.

Normal insan işe başlar.

Bu hasta ise bir üst koltuğu düşünürdü.

Oraya çıkınca daha üstünü isterdi.

Sonra daha üstünü.

Bir gün gökyüzüne bakıp:

"Bulutların üzerinde boş yer yok mu?"

derdi.

Bilim insanları yıllarca araştırdı.

Sorun koltuk sevgisi değildi.

Sorun içerideki boşluktu.

Çünkü bir şey yapmak isteyenin hedefi vardır.

Bir şey olmak isteyenin ise sadece yönü:

Yukarı.

Nereye olduğu fark etmez.

Hastalığın en tehlikeli dönemi kirlenme evresiydi.

Çünkü artık kaybedecek şeyler vardı:

Makam, imkân, çevre, konfor ve itibar görüntüsü.

Hepsi koltuğa bağlıydı.

Korku da burada başlardı.

Ya koltuk giderse?

Ya sıradan biri olursa?

Bu korku, hastalığın en güçlü ilacıydı.

Artık her şey yapılabilirdi.

Dün yanlış denilen bugün doğru olurdu.

Dün eleştirilen bugün alkışlanırdı.

Dün mücadele edilen bugün savunulurdu.

Çünkü ilke kaybeden fikrini kaybeder.

Koltuk hastası ise hayatını kaybettiğini sanır.

Bu yüzden Zeta Gezegeni'nde liyakat pek sevilmezdi.

Liyakat soru sorar.

Sadakat başını sallar.

Liyakat "Neden?" der.

Sadakat "Emredersiniz." der.

Birinin yanında güçlü insanlar olur.

Diğerinin yanında kullanışlı insanlar.

Hangisinin daha çok tercih edildiğini tahmin etmek zor değildir.

En ilginç gözlem şuydu:

Bir şey yapmak isteyenler bu gezegende romantik sayılırdı.

"Koltuk yerine mesele konuşuyorlar."

"Dertleri makam değil çözüm."

"Yükselmek yerine üretmek istiyorlar."

Ne tuhaf insanlar...

Ve hastalık hiç bitmezdi.

Koltuk gidince iyileşmezlerdi.

Yeni koltuk ararlardı.

Bulamazlarsa yeni merdiven tasarlar,

o da olmazsa yeni kat icat ederlerdi.

Çünkü sorun koltuk değildi.

Sorun, sürekli yüksekte görünme ihtiyacıydı.

Zeta Gezegeni'nin hekimleri sonunda rapora şu notu düştü:

Bir insanın ne olmak istediğini değil, ne yapmak istediğini sorun.

Çünkü bir şey yapmak isteyenler eser bırakır.

Bir şey olmak isteyenler ise genellikle sadece is bırakır.