Merhaba, İlkbahar yerini yaza bırakmadan önce ülkeleri yöneten sistemler, halklarına ormanlarla ilgili duyurular yapıyor.

Eğitimsiz ve çağdaş olmayan ülkelerde yapılan bu duyurular, bir kulaktan girip diğerinden çıkarken, doğa ana ise üzerinde debelenen mutsuzlar yığınından bıkmış, kendi yolunu arıyor. İnsan eliyle çıkabilecek yangınların önlenmesi dünyanın en kolay şeyi olmasına rağmen, çalışmayan sistemler yüzünden doğa yok oluyor. Doğa, içinde tüm canlarla yanarken aslında atmosferin ısınmasına, kuraklığa, kıtlığa ve çok çeşitli doğal hayatın bitmesine neden oluyor. Geriye sadece selfie çekerken bir zamanlar orada olan, arkanızda ki ağaç kalıyor. Doğal olmayan orman yangınlarda, önceden alınabilecek önlemler çok kolayken, işin içine duyarsızlık girince her şey zorlaşıyor. Örneğin tüm ülkelerin, yaşadığımız çağın gereksinimi olarak, büyük su tankları taşıyan hava itfaiye araçlarına ihtiyacı var. Evet, silah üretiminden daha çok bu uçaklara ihtiyacımız var. Çünkü ormanlar yaşadığımız dünyaya can katarken, silahlar can alıyor. Daha çok yangın söndürme uçağına ihtiyacımız var, daha çok! Hükümetleri seçen halk isterse, silah yerine ormanlarımızı korumak için binlerce yangın uçağının alınması için baskı yapabilir. Ama önce dünya halklarının şöyle iyi bir silkelenip kendine gelmesi lazım sanırım. Selfie çekmeden önce aynada kendine çek düzen verdiği gibi…

Ormanlarımızı korumak için kesin ve ucu açık olmayan yasaklar olmalı, can alan insana ceza yaptırımı çok güçlü olmalı ki bir daha hiç kimse bir beton ev için ormanı yakamasın. Ormana girilecek yollar belirlenmeli ve o yollar dışında hiçbir yolun görevliler dışında kullanılmasına izin verilmemeli. Ormanlar çalışanlar ve köylüler tarafından, yaza girmeden önce temizlenmeli ve ağaçlar arasında geniş toprak yollar olmalı, yangının sıçraması önlenmeli. Ormanlık alanlarda ilk müdahale için su tankları olmalı. Evet bunlar herkesin hemen hemen bildiği ve düşündüğü şeyler. Ve hatta çoğu günümüzde mutlaka uygulanıyordur. Ya da ben öyle düşünmek istiyorum. Teknoloji çağının tembelleştirdiği insanlar ekrana bakmaktan etrafını göremediği için kaygıyla böyle düşünüyorum. Evet bende selfie çekiyorum teknoloji çağında, ama sahte pozlarla değil. Ya da doğayı seviyor numarası yaparak hiç değil, gerçekten çok seviyorum doğayı. Onunla bir bütün olduğumu biliyorum çünkü…

2026 yılında yaz ayları başlamadan az önce yapılan duyuruları hatırlıyorum. Ormanlara girmek yasak dediler millet ormanlarda piknik yaptı. Girmeyi bırakın her yeri çöpe çevirdi ve temiz evine gitti. Çok büyük cezalar verilecek dendi ama kim yaktı bu ormanları hala bilmiyoruz. Birileri dediler, yakalandı dediler ama kimdi onlar kimse bilmiyor. Anız yakılmayacak dediler millet anızla beraber her şeyi yaktı. Kısacası Avrupa ve tüm dünya bu tür olaylar karşısında ne yapıyor bilmiyorum ama araştıracağım ama bizim ne yapmadığımızı, yapamadığımızı ben biliyorum, herkes biliyor. Susan ve konuşmayanlarda biliyor… Türkiye'nin toplam yüzölçümü göller ve akarsular dahil 783.562 kilometrekare. Kara alanı 769.630 km² olan güzel ülkemizin, yaklaşık %30,3'ü ormanlık alanlardan oluşmakta. Ve ülkemiz ne yazık ki bir yangın ülkesi her sene ormanlarımız, vatanımızın ciğerleri yanıyor. Bu büyük yüzölçüme rağmen, Türkiye yangın filosunda 27 uçak, 105 helikopter, 14 İHA olduğunu Google verilerinden öğreniyoruz.

Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi (EFFIS) verilerine göre sadece 2026 yılının Temmuz/Ağustos dönemi itibarıyla Türkiye genelinde çıkan 520'den fazla yangında yaklaşık 19.000 hektarlık alan (hem ormanlık alanlar hem de örtü/kırsal araziler dâhil) zarar gördü. Ağaç yandı, böcek yandı, doğal yaşam hayvanları yandı ve hatta toprak yandı. Aynı anda farklı yerlerde çıkan yangınlara yetişmeye çalışan 27 adet uçak! Ben bu araştırmayı yaparken inanın ağladım. Hani diyor ya yetkili. Yangını can kaybı olmadan söndürdük. Can kaybının olmadığını düşünenler, geleceğinin içindeki her şeyle birlikte yandığını görmezden geldi.

Sadece insan değildir can! Ormanın içi canlarla doluydu hepsi yandı! Ve hatta toprak altında evrim geçiren ve heyecanla doğmayı bekleyen mayıs böcekleri de öldü. Ölüm sadece insana ait değil ama öldürme eylemi kötücül insan ruhuna ait. Keşke ormanlarda ki canlar yerine kötücül insan düşüncesi ölseydi!

Ülkemiz yangınlara teslim olup cayır cayır yanarken dünya genelinde de durum oldukça sıkıntılı. 2026 yılı genelinde küresel ölçekte 6 milyon hektardan daha fazla bir alan küle döndü. Yani dünyanın ciğerleri sönüyor. Siz evinizin beton balkonunda, aman ayağınıza toprak değmesin böcek vardır kaygısı yaşarken dünya zaten ölüyor. Çok yakında beton saraylarınızda güneşten kavrularak geçmişi anlatacaksınız torunlarınıza. Ve bir zamanlar arkanıza manzara olarak aldığınız ormanı, selfie fotoğrafınızla hatırlayacaksınız…

Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve Sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…