İnsanın olduğu yerde şer de olur, hayır da!!! Büyüklerimizden sıkça duymuşuzdur.
Her ülkede, ihanetler yaşanmıştır. Dünyanın en ileri toplumlarında bile hain vardır.
İhanet etmeyi ilke edinenler, öncelikle itibarlı yaşama koşarlar, Anne babalarını bile siler, dürüstlükten feragat ederler. İnsanca yaşamak onların mahallesine çok uzaktır artık!
Etik değerleri de, tanımını da, maddelerini de yalanla dolanla ağızlarında tutarlar.
Sakız çiğner gibi her yerde, her ortamda anlatırlar.
İnsan olma ile ilgili erdemleri tükürük, salya, sümük misali etrafa püskürtürler.
Dünyayı yerle bir edercesine, güçlü rol yaparlar bu kötü tipler...
Ama can da alır, para da çalarlar.
Her yerde, kötülüğe yatkın, hain olmayı düşleyen, ihanet sonucunda da sürekli kazanacağının hesabını yapan bir sürü yaratığı görebiliriz...
Önce, sizlere, "milattan sonra" yaşanan bir futbol örneğini sunmak durumundayım.
Pek yakın geçmişte...
Leicester City ve Claudio Ranieri, 2016'da Premier Lig'de şampiyonluk yaşar.
Taraflı tarafsız herkesin sevgisini ve takdirini kazanır. Şampiyonluğun üzerinden bir yıl bile geçmeden, Leicester City yönetimi, Ranieri'nin görevine son verir.
Alınan mağlubiyetler bahane edilir...
Çok büyük bir kesim karara ağır eleştiriler yapar.
Ranieri'nin kovulması için yönetime baskı yapan futbolcular tespit edilir.
Bugün bile, bu oyuncular "hain/yılan" olarak anılmaktadır.
Raineri hala teknik direktörlük yapabilecek kalitededir. En önemlisi adam gibi adamdır...
Kahpelik yapan oyuncular hala o pis anıyla yaşam sürdürmekteler.
"Milattan önceki" örneği de Roma İmparatorluğu sunmuş insanlık tarihine...
Julius Sezar ve Marcus Junius Brütüs’ün hikayesini yazmama gerek yok sanırım!?
En büyük ihanet, MÖ 44 yılında yazılmış ve oynanmış!
Bu yaşın insanıyım.
Kendimle ilgili yaşam kesitinde, hainle de, ihânetin kallavisiyle de karşılaştım.
Önümü kesmek, öne geçmek isteyenlerin her türlü ayak oyununa maruz kaldım.
Bedeller de ödedim.
Elimi öptürmedim hiç...
Elimi öpmeye yeltenenlerin yıllar sonra elimi ısırabileceğini düşündüm.
Bugün, sadece, çok üzüldüğüm için yazıyorum. İçim de yanıyor!!!
Çok insan tanıdım.
Aldatan da oldu...
Aldandığım için kendimi sorguluyorum halâ...
Günümüzde arz talep piyasasını şekillendiren odakları izliyoruz.
Ahlaki değerlerden yoksun olduğundan, yolsuzluk yaptığından, sorgulanmaktan, yargılanmaktan korktuğundan, itibarsız duruma düşeceğinin ürkekliğini yaşadığından cephe, cenah, mahalle değiştirenleri görüyoruz.
Bu işleri yapanların, parayla satın alındıklarını söyleyenleri de duyuyoruz.
İhanetin tarihçesini yazanları okuduğumuzda yaşadıklarımız belki devede kulak kalabilir!?
Atamız, çok yıllar önce bir konuşmasında, “Kahramanı kadar haini de bol bir milletiz” demiş...
"15 Temmuz" ihanetin ağa babası olarak tarihin yaprakları arasında durmuyor mu?
Türk insanı erdemlidir...
İhanet edene, hainlere bedel ödetir.
Tarihsel öyküler incelendiğinde, ihanetlerin sadece düşmanlık için yapılmadığını görebiliyoruz.
Kıskançlıktan da, aşırı sevgiden de insanlar ihanet edebiliyorlar...
Hainler, sevilmezler.
Casuslar, ajanlar tehlikelidir deriz ya!
Hainler, aşırı güç kullanırlar, her türlü entrikayı çevirirler.
Her bakımdan güçlü olanın, yanında durmayı tercih ederler.
Belirli bir zaman diliminde, iyi giyinir, kuşanır, yer, içer, iyi arabalara biner, yatları olur, turlara çıkar ve rezidanslarda da otururlar...
Caka, fiyaka satarlar...
Fakat, işi bitince ya da miad dolunca, bir kullanımlık tuvalet kağıdı gibi çöp poşetine atılırlar...
Haaaa!!!
"Bizim Hainimiz" diye övünülen, sevilenler de var!
"Karşı tarafın haini, düşmanın haini" diyerek yerden yere vurulan, gömülen yok edilenler de mevcut...
İhanet, hiçbir şekilde yüceltilmemelidir.
Senin, benim hainim diye sahiplenme olmaz, olmamalıdır..
Hainlerin reklamlarla, filmlerle tanıtımı yapılmamalıdır.
Bir okulda eğitim alarak, ihtisas yaparak hain olunmaz.
İhaneti yüreğine sindiren tiplerin keşke genetikleri incelenebilse!
Bir şair yazmış, iyi ki okumuşum...
"Yalnızım diye üzülmüyorum... Çünkü biliyorum, yalnız insanın ihanet edeni de olmaz."
Siyaset tarihimize adını yazdıran hatta kazınan, onlarca insan tanıdık.
En itibarlı zamanlarında, iktidar dönemlerinde bu siyasilerin etrafında "düzeyli ya da seviyesiz" büyük kalabalıklar olmuştu.
Fakat çılgınca alkışlayan yığınların arasından hainler de çıkmıştı.
Yaşayacağız göreceğiz...
Sağlıklı ve esen kalın...