Aradım ve buldum başlığı!!! Herşeyi hayra yormak anlamında bir Arapça sözcük ile başladım yazmaya...
Cümleler düzgün kurulmalı, kelimeler iyi seçilmeli...
Vıcır vıcır yağlı, güzellemeler yapılmamalı.
Gereksiz ve abartılı olmamalı iltifatlar...
Yazıma böyle gireyim istedim.
"Hayra alâmet değil" diye söylenmeden, okumaya özen gösterin lütfen!
Tefe'ül, hayra yorma anlamında kullanılıyor.
Bu tanımda ders alma yok...
Yaşananı unutarak, yaşam sürdürme hali maalesef var.
Bir ritüel âdeta!
Aslında gelenek de değil, örf ve anane de...
Ama böyle gelmiş, öyle de gitmekte!
Yaptığımız, tamamlayamayıp yarım bıraktığımız ya da yapmadığımız, yapamadığımız bir işi, sebep sonuç ilişkisine bakmadan, bedel de ödesek tevekkülle değerlendiren kişileriz.
İyiyle de, kötüyle de karşılaşsak, yaşananı hayra yorar, ödüllendirerek kabulleniriz.
Halimize şükreder namaz bile kılarız.
Ülkemizde yaşananları gözler önüne sererek, sizlerle duygularımı ve düşündüklerimi paylaşma arzusundayım...
Aile bütçelerinizi üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorum. Birçoğumuz, zorlukla biriken, küçücük meblağlarla, kıt kanaat geçinmekteyiz.
Ayın son günlerinde ekmek bile bulamayanımız var hatta çok fazla...
Yani aç kalırız fakat;
"Vardır bunda da bir hayır!" demeyi ihmal etmeyiz.
İçimize de sindiririz.
Kefen paramız diye kenarda tuttuğumuz parayı, kolay kazanç elde etme düşüncesiyle birine, bir şeycilere kaptırırız...
Böylesi durumlarda son lokmasını kaybedene de rastlamışızdır!
Kazan kazan mantığı, beynimize değil, kanımıza işlediği için elimizdeki kaybolur gider.
Allah Allah der, hayra havale eder, geçiştiririz.
Gerekçe bulmak, etrafa da sunmak, kolaydır bizim için...
"Daha büyük param olsaydı, iyi ki yok" girizgahı ile söze başlar, devam ederiz ahkam kesmeye...
"Gereksiz teferruatlara uzanırdı elim kolum, belki
fon tusunamisinde, paramparça olabilirdim" diye, şükürler olsun çeker, avunuruz..
Aç kalmamıza rağmen, yine
"Vardır bunda da bir hayır!" der, kendimizi büyük bir beladan kurtarmış sayarız.
Futbol hepimizin sevdası ya!
Bir çeşniyi de bu büyük tutkumuzdan koyayım masamıza...
Futbolu şöyle, böyle de olsa bilen bir amatörüm...
Ağzım laf yapar ama işime aşk derecesinde bağlıyımdır, gerçekten çok da çalışırım!
Kocaman profesyoneller arasında yer bulabilirdim.
Bahis manüplasyon işlerine kafa yorup, zenginler kulübünün üyesi de olabilirdim...
Şükrediyorum!!!
"Önce gözaltı kararı alınan sonra da tutuklanan birisi olabilirdim, kader bu, yaşanabilirdi" diyerek moral bulmaktayım.
"Vardır bunda da bir hayır!" diye avutuyorum gönlümü!!!
Vallahi, billahi demiyorum...
Ancak diyen var biliyorum...
Yağmurun yağacağı bellidir, meteoroloji de sarı alarm vermektedir, uyaran anneyi, eşi de dikkate almayız.
Hatta şemsiyeye bile gerek duymayız.
Sudan çıkmış sıpaya döner, ıslanır ve hasta oluruz...
Sonra, "Vardır bunda da bir hayır!" diyerek şifa ararız.
Kanser olanlara baksana diyerek ohh çekeriz...
"Motosiklete bin, sürat yapma ve kaskını da tak" diye uyarıda bulunan dostumuzu dinleriz.
Kaskı takarız fakat çılgınca sırf adrenalin yükseltmek için motor süreriz.
Düşeriz ve kol, bacak kırarız.
"Allah'ım kafamı korudu, ölebilirdim" diye, el açar dua ederiz.
Bizler için;
"Vardır bunda da bir hayır!" klasiği hayat kurtarıcı bir iksir gibidir.
Günü, yaralı bereli, az ölümlü de olsa, savuşturmamızı sağlar.
"Yaşadığını hayra yor"
toplumumuzda kapalı gişe oynayan bir filmin ya da en çok izlenen, uzun yıllardır süren bir dizinin ismidir.
"Kutsal
adetmişçesine" kabul görür!
Okudum çok güldüm, bir defa daha okudum yine güldüm.
Güleceğinizi umuyorum...
Ne kralla, padişahla, ne de şato ile sarayla sarmaş dolaş oldum...
Doğdum doğalı sevmem...
Fıkra bu ya!!!
Bir gün, kral arkadaşı ile birlikte ava çıkar. Arkadaşı tüfek doldurur, krala verir kral da ateş eder.
Arkadaşı tüfeği doldururken bir hata yapar, kral ateş ederken tüfek geri teper ve elinde de patlar.
Kralın baş parmağı kopar.
Durumu gören arkadaşı dillere pelesenk o sözü söyler;
“Vardır bunda da bir hayır!”
Kral acı ve öfkeyle bağırır;
“Bunda hayır filan yok, görmüyor musun, baş parmağım koptu?”
Dönerler...
Kralın kızgınlığı geçmez, arkadaşını zindana attırır.
Bir yıl kadar sonra kral, insan yiyen kabilelerin yaşadığı, uzak durulması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte ava çıkar.
Yamyamlar onları ele geçirirler ve köylerine götürürler.
Ellerini ayaklarını bağlarlar ve köyün meydanına odun yığarlar. Odunların arasına diktikleri direklere, kral ve adamlarını bağlarlar.
Tam odunları tutuşturacak iken, kralın baş parmağının olmadığını fark ederler.
Bu kabilede, inançları gereği, uzuvlarında eksikliği olan insanlar yenmemektedir.
Böyle insanları yedikleri taktirde, başlarına kötü olayların geleceğine inanılmaktadır.
Bu korkuyla, kralı hemen salıverirler.
Diğer adamları ise pişirip yerler.
Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmak sayesinde olduğunu anlayan kral, onca yıllık arkadaşına karşı yaptığı uygulamadan dolayı pişmanlık duyar.
Hemen zindana koşar ve zindandan çıkarttığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlatır.
“Haklıymışsın” der...
"Parmağımın kopmasında gerçekten bir hayır varmış!!!
Bu yüzden, seni bu kadar uzun bir süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.
Yaptığım haksızlıktı ve çok kötü bir şeydi, üzgünüm" der...
Serbest kaldın diye de sesini duyurur.
“Hayır, olmaz” diye karşılık verir arkadaşı.
“Vardır bunda da bir hayır” diyerek biraz da acıklı şekilde gülümser...
Bunun üzerine, kral;
“Ne diyorsun Allah aşkına?” diye kızgınlıkla bağırır.
“Bir yıl boyunca arkadaşımı zindanda tutmamın neresinde hayır olabilir ?” diye sorar...
Cevap düşündürücüdür!
“Ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi?” diye başlar söze...
Eeee der ve başını sallar kral...
Arkadaşı, "sonrasını düşünsene"
Diyerek sözünü bitirir...
Dostlarıma soruyorum...
Yeter ki, "hayır arayalım" buluruz!
Gencecik yaşta, hiç de yakışmayan nedenlerle kaybettiğimiz canlar için, "Allah'ım, bizden çok seviyordu ki yanına aldı" diyebilen bir kocaman yüreğe sahibiz...
Fon diyoruz, futbol diyoruz çarpılıyoruz.
Çarpan da, çarpılan da, teveccüh diyor, Allah'ımın takdiri diyecek neredeyse!
Halbuki "bir müsibet bin belayı def eder" benzeri deyimlerimiz de var...
Hala "dersler çıkarırsak, bir daha yaşanmaz, hayra vesile olan bir işlevi yerine getirmiş oluruz" demeyi başaramıyoruz...
Yazımı istediğiniz gibi yorumlayın...
"Var bunda da bir hayır" demeyin ne olur!!!
Sağlıklı ve esen kalın...