Kötü kelimeler, cümleler kullanmaya gerek yok! Yırtınsak da, ülkemiz futbolunun gelebileceği en yüksek seviye bu çünkü! Milyonlarca insan tutkuyla bağlı futbol oyununa...

Futbolu sevmeyen kitlelerin kullandığı, "bir topun peşine yirmi iki adam takılmış koşturuyor" ölçeğinde değerlendirilecek kadar hafife alınacak bir spor branşı değil futbol...

Modern hale geldiği günden beri meşin yuvarlak adı verilen top ile oynanan bu oyun, yeryüzünün her yerinde oynanmakta!

En fazla izlenen ve beğeniyle peşinden koşulan bir sanat dalı kadar öneme haiz ve değerinden hiçbir şey kaybetmeyecek derecede de cezbedici.

Çok seviliyor kuşkusuz...

Dünya'da da iyi oynayanlar alkışlanıyor, kötü oynayanlar ıslıklanıyor.

Başlığı neden böylesine kaba ifadeler kullanarak attım.

İnanın bir dönem moda idi...

Ülkemizde sıklıkla olmasa da zaman zaman duymaktayız.

Terbiye dışı dil kullananlar koro gibi seslendirirler bu nakaratı...

Oyuncuların oyunlarını da düzelteceklerini zannederler...

Oynanmayan oyunu, sahada hiç bir şey yapmayan oyuncuları, hep bir ağızdan bu şekilde davet ederler sahaya!

"Oyna, oyna, oynasana lan" diyerek sözüm ona, kötü oynayan kendi oyuncularını, iyi oyuna yönlendirirler.

Böyle başa böyle tarak...

Seyirci kültürsüzlüğü ile futbolcunun çapsızlığı anca bu kadar iyi örtüşebilir!

Futbolumuzun iyiye gitmediğini uzun yıllardan beri görenlerdenim. Çok olaya şahit olduğumu da söyleyebilirim.

Kötü yönetimleri, kötü futbolcuları, kötü futbolu, kötü seyircileri çok gözlemledim.

Özetle geçmişte de kötüydük...

Gidişat da kötü, gelecek de!

Son iki galibiyet aldatmamalı bizleri.

Öncelikle, Hoffenheim'ı Almanya'da yenen Beşiktaş'ı ve KuPs takımını Finlandiya'da yenen Trabzonspor'u, abartmadan kutlamalıyım.

Bir öngörü ile, Fransa'da, Fransa'yı, evimizde de Belçika'yı yeneceğimizi varsayıyorum.

Hiçbir şey değişmeyecek...

Bir bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir misali, bu düzensizliği, düzeysizliği futbolumuzun yarınlarında göreceğiz.

Kandırılıyoruz.

Kendimizi kandırıyor, avutuyoruz.

Ülkemizde futbol oynanmıyor...

Çıldırtacak seviyede paralar saçılıyor.

Lukaku'lar, Salah'lar, İlkay'lar emekli ikramiyesi almak için Türkiye'ye getiriliyorlar...

Laf can bazı, madrabaz tiplere göre, Avrupa'nın büyük ekonomili ve seviyeli liglerinden birisi Türkiye'de...

En büyük kulüplerimiz, dünyanın en kaliteli ve rekabetçi kulüpleri arasında klasmana girecek derecede süslü imaj vermekteler...

Yönetici kötü,

Hakem kötü,

Futbolcu kötü,

Antrenör kötü,

Seyirci kötü,

Basın kötü,

Televizyondaki spor kanalları kötü,

Sosyal medya kötü...

Tesisleşme politikamız kötü,

Altyapımız çok çok kötü...

Her şey kötü olunca; oynanan oyuna futbol adı verilse de, izleyen on binler, yüzbinler bu seyredilen oyuna şahitlik etse de, dünyada oynananla mukayese edildiğinde, futbolumuz yok hükmünde...

Kısacası bir hiçiz...

İnanmıyorsanız yazayım...

Dünya Kupası'nda bir rezalet yaşadık...

Beklentilerimiz olağanüstü yüksek idi...

Abarttık kabarttık.

Olmadı, zaten olmayacaktı...

Hadsizce sorguladık...

Biz bu değildik dedik...

Biz buyduk aslında...

Ha!

Diyorsanız, ABD'yi bile yendik...

Avunun...

Bu durumda, ben de sizlere, 2026'nın son çeyreğinde Türk Futbolu'nun bize armağan olarak sunduğu maç sonuçlarını yazarım.

Utanç verici...

Futbolsuz geçen kahredici anılar tarihe yazıldı bile...

Skorları hatırlatayım.

Avrupa A ligi maçlarımız...

Evimizde;

Türkiye-Fransa 0-1,

Türkiye-İtalya

1-4...

Deplasmanda;

Belçika-Türkiye

3-0

İtalya-Türkiye

3-1

Belirttim yukarıda...

Sırada, bir iç, bir de dış saha maçımız var!

Kazanırız veeee futbolumuzun çağ atladığını ilan ederiz.

Büyük kulüplerimizin, formasında çakılı yıldızları olan devlerimizin, maçlarından birkaç örneği yazarak yazımı bitireceğim.

İşte öve öve bitiremediğimiz futbolumuz...

Başakşehir-İnter Turku

1-1,

0-2

Trabzonspor-

Ferençvaroş

0-1

0-4

Galatasaray- Sporting

1-3

Barcelona

1-4

Fenerbahçe-

Aston Villa

0-6

Kafa şişirmemek için,

Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın, önceki turlarda elde ettiği sonuçları, alınan bir iki galibiyeti ve beraberliği yazmadım.

Yüreğim daraldı vallahi...

Yarım yüzyıldır futbolu yüreğine yakın tutan bir paydaşım.

20 milyona yakın çocuk ve gence sahip Türkiye’min güzel insanı, bu denli kötü bir futbol piyasasını hakketmiyor!

Yazıklar olsun bana...

Halâ torunlarım futbolu sevsin, dünyanın en muhteşem oyununa saygı duysunlar diye çaba içindeyim.

Bir gün, benim yıllardır göremediğimi görüp, "asla olgunlaşmaz, düzelmez futbolumuz" diye tespitte bulunurlarsa üzülürüm.

Kaygı da duymaktayım.

Ya evlatlarım,

"Mutlaka başaracağız" diye başladığım bir futbol sohbetinde;

bana bakıp,

"Hadi Canım sende, Dedeeee"

diyerek alaycı bir şekilde gülümserlerse!!!

Samimi olarak altını çiziyorum, çok mahcup olurum...

Sağlıklı ve esen kalın...