2025-2026 eğitim öğretim yılının ilk dönemi sona erdi.
Karne günleri çocuklar için sevinç, veliler için bir muhasebe vesilesi olabilir. Ancak Antalya’daki eğitim çalışanları için bu dönem, biriken sorunların ve artan yüklerin adeta özeti oldu.
Hürriyetçi Eğitim-Sen Antalya 1 Nolu Şube Başkanı Hilmi Taner’in sahadan aktardıkları, meselenin sadece sınıf içi eğitimle sınırlı olmadığını; yönetimsel ve idari boyutlarda da ciddi bir tıkanma yaşandığını gösteriyor.
Eylül ayından bu yana yaklaşık 500 okul ve kurumun ziyaret edildiğini belirten Taner, birçok okul yöneticisinin kendi isteğiyle görevini bırakarak öğretmenliğe döndüğünü ifade ediyor.
Bu durum, bireysel tercihlerden çok sistemsel bir tükenmişliğin yansıması gibi görünüyor. Zira okul yöneticileri asli görevleri dışında, çok sayıda soruşturma dosyasıyla boğuşmak zorunda kalıyor.
Antalya da Eğitim müfettişi sayısının yetersizliği, bu yükün temel nedenlerinden biri. Müfettiş açığı, soruşturma görevlerini okul yöneticilerinin omuzlarına bırakıyor; bu da okulların işleyişini aksatıyor.
Bir başka ciddi sorun ise kötü niyetli ve mesnetsiz şikayetler.
Taner, bu konuda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 25. maddesinin uygulanması için Valiliğe resmi başvuruda bulunduklarını; ancak bu girişimin eğitim çalışanlarına duyurulmadığını söylüyor. Bu tablo, kamu görevlilerinin hukuki korunması konusunda soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Antalya’daki norm fazlası öğretmen sayısı da dikkat çekici.
Yaklaşık 2400 öğretmenin norm fazlası durumda olması, yapılan atamalara rağmen sayının azalmaması, öğretmen dağılımında ciddi bir dengesizlik yaşandığını ortaya koyuyor.
Bu durum, öğretmenlerin daha az derse girmesine ve dolaysıyla daha düşük ücret almasına yol açıyor.
Okullarda yaşanan “proje yorgunluğu” ise sahadan gelen en güçlü mesajlardan biri.
İl, ilçe ve bakanlık düzeyinde yürütülen çok sayıda proje, eğitim çalışanlarının üzerindeki bürokratik yükü artırıyor. Hatta yürütülen proje sayısı konusunda yöneticilerin bile net bir rakam verememesi, sorunun boyutunu gösteriyor.
Yönetim kadrolarındaki değişikliklerin kamuoyuna yeterince şeffaf biçimde duyurulmaması da ayrı bir sorun alanı.
Eğitim öğretim süreci devam ederken bazı ilçelerde yapılan müdür değişikliklerinin gerekçeleri ve sonuçları hakkında kamuoyunun bilgilendirilmemesi, güven duygusunu zedeliyor.
Son olarak, 9 Ocak’ta yayımlanan Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği öğretmenler arasında ciddi bir huzursuzluk yarattı.
Özellikle ilçe grupları uygulaması, Antalya’nın coğrafi yapısı ve ulaşım koşulları dikkate alınmadan hazırlanmış izlenimi veriyor. Bu da öğretmenlerin aile hayatını ve mesleki sürdürülebilirliğini doğrudan etkiliyor.
Eğitim, yalnızca müfredatla değil; yönetim anlayışıyla, adalet duygusuyla ve çalışanların huzuruyla ayakta durur.
Antalya’dan yükselen bu uyarılar, bireysel şikayetlerin değil, sistemsel bir tıkanmanın ifadesi gibi görünüyor.
Bugün dile getirilen sorunlar ciddiyetle ele alınmazsa, yarın eğitim sisteminde çok daha ağır bedellerle karşılaşmak kaçınılmaz olacağı inancındayım.