Ünlü güldürü oyuncusu Bay Feniksov-Dikobrazov II, birinci mevki özel kompartımanda tek başına yaptığı yolculuktan sonra temsillere katılmak üzere D. kentine geldi. Onu garda karşılayanlar aslında bu yolculuğun bir önceki istasyona değin üçüncü mevkide sürdüğünü, ancak adamın orada aldığı biletle “gösteriş” için birinci mevkiye geçtiğini biliyorlardı. Mevsimin güz, havaların soğuk olmasına karşın ünlü oyuncunun sırtındaki yazlık pardösüyle başındaki ayıbalığı derisi yıpranmış şapka herkesi şaşırtmakla birlikte onun mora çalan, uykulu yüzünü görür görmez büyük bir heyecan ve onunla tanışma isteği duydular. Güldürü oyuncusu Feniksov-Dikobrazov II’yi baş rol oynaması için tiyatrosuna çağıran Poçeçuyev konuğunu Rus geleneklerine göre üç kez öptükten sonra doğruca evine götürdü. Temsil, ünlü oyuncunun gelişinden birkaç gün sonra başlayacaktı, ancak hiç de beklendiği gibi olmadı. Temsile bir gün kala tiyatroya yüzü solgun, saçları karmakarışık gelen Poçeçuyev, Dikobrazov II’nin piyeste oynayacak durumda olmadığını bildirdi. Poçeçuyev yüzünü elleriyle kapatarak pencereye döndü. Gişe bölmesinde bilet satıcısından başka birkaç oyuncuyla tiyatro görevlileri vardı. Bu durumda ona ne diyebilirlerdi ki? Bir iki öğüt, yatıştırıcı sözler, umutlandırmalar… “Her şeyin sonu boştur”, “boş ver canım”, “aldırma” gibi filozofça ya da peygamberce sözlerin ne anlamı olabilirdi? Çaresizlik içinde, saman çöpüne sarılmaktan medet uman Poçeçuyev çok sevindi, az sonra tiyatro berberi Fyodor Grebeşkov’u buldu karşısında. Gözünüzün önüne gözleri çukurlarına kaçmış, köse sakallı, ellerinin rengi kahverengiye çalan zebellah gibi bir adam getirin buna, kemiklerine takılı yay ve vidalarla hareket eden bir iskelet görüntüsü ekleyin bu iskeletin üzerine eskimekten tiftiği çıkmış siyah bir takım elbise giydirin işte size gerçek bir Grebeşkov tablosu! Güldürü oyuncusu daha yatağına varmadan Grebeşkov kulaçlanıp adamın ensesine öyle şiddetli bir tokat patlattı ki, beriki topaç gibi döne döne yatağına devrildi. Daha önce onu hiç kimse dövmemiş olmalıydı, çünkü tüm sarhoşluğuna karşın Grebeşkov’a şaşırarak, hatta biraz merakla baktı. Daha çok bağıracaksın, şeytanın dölü! İşin başındayız henüz, gör, daha neler gelecek başına! Şimdi beni iyi dinle: Tek söz söyleyecek ya da kıpırdayacak olursan öldürürüm seni! Gözümü kırpmadan gebertirim! Üstelik seni koruyacak kimse de yok. Şimdi şurada top patlatsan kimse yardımına koşmaz. Sakin sakin oturur, sesini kesersen sana votka bile veririm. İşte, bak, votka! Grebeşkov cebinden yarımlık bir votka şişesini çıkarıp oyuncunun burnuna dayadı. Sarhoş oyuncuysa tutsağı olduğu nesneyi karşısına görünce yediği dayağı unuttuğu gibi, keyifle gülmeye başladı. Bunun üzerine Grebeşkov yeleğinin cebinden kirli bir sabun parçası çıkardı, bunu şişenin içine soktu. Votka köpürüp kabarınca da içine aklına gelen bütün pislikleri tıkma işine girişti. Aktar dükkânlarında satılan, güherçile, nışadır, şap, Glauber tuzu, kükürt, reçine türünden ne varsa hepsi birbiri peşinden şişenin içine girmeye başladı. Güldürü oyuncusu gözlerini Grebeşkov’a dikmişti, votka şişesiyle yaptığı şeylerden bakışlarını ayıramıyordu. Güldürü oyuncusu için gerçek işkence başlamıştı. Öğürtülerden içi dışına çıkacak gibiydi. Yatağında debelenip kendini yerden yere atarken bir yandan da dur durak bilmeyen amansız düşmanının ağır hareketlerini korkuyla izliyor, garip karışımı içmek istemediği zaman kafasına yumruklar yağıyordu. Böylece peş peşe içkinin ardından yumruklar, yumrukların ardından içki geldi. Ünlü güldürü oyuncusu Feniksov-Dikobrazov II’nin zavallı bedeni o güne değin ne böylesi bir aşağılamaya uğramış, ne de kendini böylesine güçsüz, savunmasız hissetmişti. Önceleri adamcağız yalnızca bağırıp karşısındakini azarlarken zamanla yalvarmaya, bu da çare olmayınca ağlamaya başladı. Kapının arkasında dikilip olanları gizlice izleyen Poçeçuyev daha fazla dayanamayarak odaya daldı. Meğer adam dokuz canlıymış, dedi. Çektiği işkenceleri gördükçe beni hafakanlar bastı, ama adam bana mısın demediği gibi, Fedya iblisine teşekkür üstüne teşekkür ediyor, üstelik Moskova’ya, yanında götürmeye kalkıyor. Böylesi bir şey görülmüş değil!