Duymayan kalmasın!!! Türk Futbolunun ağaları sayesinde Antalyaspor Süper ligden düşmüştür...
Kulüp başkanlığını en sıkıntılı dönemde üstlenen Rıza Perçin'e,
17 hafta boyunca çaresizim demeden mücadele eden
Sami Uğurlu'ya, maddi manevi sorunlar yaşamalarına rağmen takımı için namusuyla ter akıtan, dürüst çalışan tüm futbolculara, aylardır bırakın maaş almayı avans bile almadan görev yapan idari ve teknik personele, son saniyeye kadar takımını destekleyen terbiyeli taraftarlarımıza teşekkür ederim...
Üzgünüm...
12 sezon önce çıktığımız lige geri döndük...
Antalyaspor'umuz, geçtiğimiz yıllarda yaşanan tutarsızlıkların bedelini ödedi.
Antrenör olarak gelen, getirilen, kulübün milyon Eurolarını götüren şebeklerin gadrine uğradı.
Kendini bilmez, yönetici taklidi yapanlar, anatomisini de, kimyasını da, ekonomisini de bozdular kulübün...
Evlerimizden ırak olsunlar...
Çıkmak kolay mı? Zor hem de çok zor...
Ancak, defalarca çıkmayı başardı Antalyaspor'umuz.
Bulunduğun yerden düşersin, eğer yaşamını tehdit eden bir durum yaşamadıysan, bir yerinde ufacık tefek kırık, çıkık, yara, bereler de olsa, canının azıcık yandığı ile kalırsın...
Acayip bir düşme bile yaşasan, " ki aptalca, şapşalca olabilir bariz hata sonucu da gerçekleşebilir" düşer ve kalkarsın, etrafına da şaşkın bakışlar fırlatırsın!
Ayakta olduğun halde, herkes senin bu halini görmüş olsa bile; yardımcı olma güdüsüyle hareket edenler hariç birileri sana alaycı şekilde güldüyse, "olmaz diyemem" az da olsa bir mahcubiyet yaşarsın.
Farz edelim, birilerinin bu düşüşümüzü görmediğini hissettik, o zaman da "olsun varsın" der durumu geçiştiririz.
Üstüne üstlük kendisiyle barışık olan insan, kafa da bulur, o tatlı haliyle gırgır bile geçebilir.
Yüzleşiriz eğrisi ve doğrusuyla kendimizle...
Çoğunlukla gülümseriz kendimize...
Tek başınasın ya da kendi işinle ilgili bir şeyler yapıyorsun. Diyelim ki, yüksekten ya da alçaktan yer çekim kanununa uygun olarak düştün...
Normal karşılarsın değil mi?
Canının acısını yaşarsın, belki üzülürsün de!
Sessizliğe bürünür, bir bedel de ödersin.
Yenisinin yaşanmaması için daha dikkatli ve özenli olmaya çaba gösterirsin.
Şampiyonluklar yaşadım.
Final kaybeden bir teknik direktör olarak anılırım.
Ayakla oynanan oyunu, ayak oyunu ile ve masa başında kaybettiğim de oldu, harbi yenildiğim zamanları da yaşadım!
Bileğinin hakkıyla bizi yenenleri kutladığım maç sonlarını da, gururla hatırlarım.
Ahhhh!!!
O mağlubiyetler,
Ahhhh!!!
O şampiyonluğu kaçırdığım günler...
İki kez küme düştüm.
Akdeniz Üniversitesi A genç takımını düşüren hoca bendim.
Yenikapı Gençlerbirliği amatör takımı, süper amatörden, bir alt kümeye düşerken de takımın hocasıydım.
Bir üst lige çıkamamak, final kaybetmek ne kadar acı verirse küme düşme de o denli üzer takımı seven her bireyi... 35 yıldır Antalya'da yaşıyorum.
Herkesin asli görevi, kentin doğal yapısına, tarihi değerlerine zarar vermemek olmalı...
Yaşadığım şehri seviyorum, her yerini, her şeyini, her değerini korumak için gayret gösteriyorum.
Antalyaspor da, kentin doğal ve tarihi güzelliği...
Antalyaspor'u, kulüpte çalıştığım sezonlarda da, uzak uzak izlediğim yıllarda da saygın bir kurum olarak gördüm ve çok sevdim.
Her zaman ve her koşulda korudum...
Antalyaspor, kent yaşayanının sportif, sosyal ve kültürel anlamda buluştuğu merkezdir...
Kurumsallığının kutsallığı tartışılmaz.
Şehrin marka değerine direk etkisi olan bir yapıdır...
Halka mâl olmuş, özel konuma sahip camialarda, lider olabilmek, kulübün başına geçebilmek için bilgili ve donanımlı olmak gerekir.
Güçlü kişiliği, cesareti olan ve ekonomiyi bilen insanlar bu tür görevlere gelmek isterler. Bu makamlara gelirler ya da getirilirler.
Ancak, yönetme eylemi, tek başına üstesinden gelinecek bir iş değildir.
Ekip çalışması, olmazsa olmaz bir gerçektir.
Antalyaspor'umuz
alt lige düştü.
Malumun ilanı, yaşandı maalesef!!!
İlk kez olmadı...
Biliyor ve yazıyorum.
Antalya son hüzünlü vedayı iyi biliyor. Tam altı kez yaşadı...
Kentimizde yaşayan futbol sevdalıları çok üzüldüler...
Kimi düşmeler, bir alt lige inmeler, çoğunlukla başarısızlık olarak görülür.
Bu durumu, Antalyaspor için alışılmış bir olay şeklinde algılayabiliriz.
Çünkü, biz düşmüş, tekrar yükselme çabasına girmiş ve başarılı da olmuş bir kulübüz.
Güçlü yönetimler, sağlıklı, düzeyli yapılar oluşturmuş ve özlem duyduğumuz üst lige geri dönmüşüz...
Son maçımız bitmeden yönetim istifa dedik, yetinmedik maç sona erdi, tribünlere, dostluklara zarar verdik.
Oturduğumuz koltukları parçaladık, kırdık, sahaya fırlattık.
Edepsizliğe karşı tavır koyanları da tartakladık...
Evet, Antalyaspor 6.kez düştü.
En büyük ligimizde 30 sezon oynamışız.
Bu düşüşü, kanıksayarak mı değerlendirmemiz gerekiyor!
Asansör takım benzetmesi mi yapalım Antalyaspor'a!
Ligin kaşar takımlarından birisi diyen bile çıkabilir.
Dünyanın her yerinde şampiyon olunuyor, küme düşülüyor.
Sizlere, kaliteli ülke liglerinden, önemli birkaç örnek sunayım;
Almanya'da 5 kez düşüp çıkan Köln futbolseveri asansör takım olmayı kabullenmiş.
Şarkıları bile var...
"Önce bir düşeriz,
Sonra bir çıkarız" diyor tribünler...
Hep beraber coşku ve neşe ile söylüyorlar.
Ancak bir sorunlu durumun olduğunu da,
"Kafayı yemişiz/
Çünkü biz" vurgusuyla seslendiriyorlar.
FC Köln geçen hafta Bayern Münih'e yenildi. Küme düşmedi. Taraftarı yine şarkısını söyledi, takımını alkışladı...
Köln'ün seyircisi
"kaşarız biz" diyor, kulüplerinden bahsederken!
Bir defa düşen hemen çıkan kulüpler de var Avrupa'da.
Tecrübe edindik diyerek geçiştiriyorlar.
Şike yaptığı için küme düşürülen İtalyan devi Juventus, 2006-2007'de misafir olduğu ligden Seri A'ya çıkmıştı.
33 kere Arjantin şampiyonluğu kazanan River Plate, yaşı bir asırı on yıl geçmiş bir kulüp olarak tarihinde ilk küme düşme olayını 2011'de yaşamıştı...
Bu gerçeği hazmedemeyenler ve kabullenmeyen seyirciler, büyük küçük şiddete başvurmuş.
Çok insan yaralanmıştı.
Bir sezon sonra geri çıktılar, 60 bin kapasiteli stadyumunu her maçta doldurdular...
İlginç ikinci ligde oynatıp geliştirdikleri kaliteli gençlerle yani başarıyı arzulayan oyuncularla tekrar Arjantin şampiyonluğunu kazandılar.
2012’de ekonomisi çöken, batan Glasgow Rangers kulübünü lütfen araştırın!
Dibin de dibini gören Glasgow, alt liglerde oynadığı her sezonu şampiyon olarak tamamladı, üst lige nasıl geri döndü öğrenin...
Bugün elli bine yakın kombine satarak, tüm maçlarını dolu dolu oynayarak ligindeki üstünlüğünü sürdürüyor.
Ve şampiyonluklar kazanıyor...
Rus futbolunun en köklü kulüplerinden Spartak Moskova, 1970'li yılların ortalarında ikinci lige düşmüştü.
Sovyetler Birliği’nin vazgeçilmezi, Rusya'nın itibarlı kulübü çok zor bir sezon yaşadı...
O tarihe kadar 9 kez şampiyon olmuştu dev kulüp...
1969’da ise, son kez şampiyonluk yaşamışlardı.
Alt ligde oynadılar, sıradanlaşan, yok olmaya yüz tutan kulüp aidiyet duygusunu taraftarlarına tekrar aşıladılar.
Spartak kulübü, 1979’da ligin şampiyonu oldu.
O günden bugüne, sevgiyi de yücelttiler, istikrarlı başarıları da elde etmekteler...
Döneceklerinden emin olanlar, endişeye mahal yok diyenler, akıllı ve dürüst plan yapanlar, programlarını çok düzeyli çalışarak yaşama geçirenler, belki bir süreliğine kafa dinliyorlar.
Yaşadıkları talihsiz döneme kafa yoruyorlar, bir afet gibi gördükleri ve geçici olduğuna inandıkları döneme ait dersleri çalışıyorlar. Yaraları sarıyorlar.
Tabiatiyle tazeleniyorlar, yeni filizleri de yeşertiyorlar...
Noktayı şimdi yazacağım, satırların ardına yerleştireceğim.
Ahlaksızlar, büyük sanılan futbolumuzun cüceleri korkunç bir trajediyi yaşattılar Türk Futbolu'na... Biri şampiyonluk kutlamalarında kurulan masaya meze yaptı Antalyaspor'u...
Diğeri bahis diliyle, 2'den 0'a razı oldu...
Diş arasında kalan et parçası gibi attı ağzının içinden
60 yıllık çınarımız Antalyaspor'u...
Bir diğeri, kuzeydeki fırtınamız da, sözüm ona, delikanlıca futbol oynayarak, direkten de topu dönerek yaşadığı 90 dakika sonunda, sahasında hükmen yenilgi gibi bir skorla mağlup oldu...
Futbolumuzu yöneten feodallerin, 18 Mayıs gecesi Premier League'de oynanan Arsenal, Burnley maçını banttan bir iki kez seyretmelerini tavsiye ediyorum.
Arsenal ya da Manchester City şampiyonluk yarışındalar mış...
Burnley ligden düşmüş müş...
Onurlu mücadele nasıl gerçekleşir, dürüstlük ne demektir belki bir ders almış olursunuz...
Haydi uyanalım artık!!!
Alt ve üst yapısıyla bir mükemmel yapılanmaya gidelim...
"Galip sayılır bu yolda mağlup" Abdülhak Hâmid Tarhan'ın meşhur dizesidir.
İnandığım bir dava uğruna elimden gelen her şeyi yaptığım halde, kazanamadığım çok maç oldu.
Yenilgi alsak da, gösterdiğimiz çaba gönlümü doldurduysa ve onurlu duruş sergilediğimizi gördüm ve ekibime inandıysam, takımımı da, kendimi de ahlaki anlamda "asıl kazanan" olarak kabul etmişimdir. İ
Farklı bir "teselli biçimi" şeklinde değerlendirenler olabilir...
Eğer namuslu kalıp, onurlu bir kayıp yaşadıysan, zaman zaman aptalca, acemice davranışların olsa bile, hepsini unutup, enseyi karartmadan, alnı açık, başı dik gezebilirsin...
Yeter ki, eksiğini, hatanı gör, ders al ve dersini de çalışarak hedefe ulaşmak için koş ya da yürü!
Antalya’mıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum...
Hepimiz, ANTALYASPOR için, neler yapmalıyız bunu düşünmeli ve gerektiği gibi de taşın altına elimizi koymalıyız.
Mutlaka başarı gelecek dostlar...
Sağlıklı ve esen kalın.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun...